Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1661 E. 2025/8530 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1661
- Karar No
- 2025/8530
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2023/802 D.İş, 2023/808 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.05.2016 tarihinde davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın, davacının yolcu konumunda olduğu araçla karıştığı trafik kazası sonucu davacı yolcunun yaralanarak %13 oranında malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/395 Esas sayılı dosyasında açılan davada araç bedeli, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğunu, bu davada taraflar arasında imzalanan ibranamede hangi tazminat talepleri için tazminat ödemesi yapıldığının belli olmadığını, ibranamede maddi tazminat taleplerinin ayrıca sayılmadığını, açılan bu davada talep sonucunun açık bir şekilde belli olmadığını, bu itibarla ibranamenin hangi tazminat talepleri yönünden yapıldığının belli olmadığını, ibranamenin geçerliliğine ilişkin sorun olması nedeniyle davalı ... şirketinin tazminat sorumluluğunun devam ettiğini belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 14.000,00 TL sürekli ve 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 15.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kusur durumunun netleştirilmesi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zira raporun ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, davalının geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, kaza tarihinden itibaren faiz isteminin yerinde olmadığını, ayrıca faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ara kararıyla taraf vekillerine başvuru konusu kaza sebebiyle daha önce ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/395 Esas sayılı dosyası kapsamında maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığı, dava kapsamında 21.03.2017 tarihinde başvurucunun 01.02.2017 tarihli vekaletname ile yetkilendirilmiş sulh ve ibraya yetkili vekili tarafından ibraname düzenlendiği ve davalı ... şirketinin ibra edildiği, 22.09.2017 tarih ve 2017/336 Karar sayılı kararı ile tarafların duruşmaya gelmemesi sebebiyle işlemden kaldırılan dosya hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, ibranamede yer alan ödeme taahhütlerine ilişkin 24.03.2017 tarihli 7.012,00 TL, 1.980,00 TL ve 500,00 TL bedelli üç adet ödeme dekontunun ibraz edildiği, söz konusu dekont bedellerinin ibraname ve vekil isimleri ile örtüştüğünün tespit edildiği, adli yargıda açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi sebebiyle davanın açılması ile oluşan tüm hukuki sonuçlar ortadan kalkmış olacağından, tahkim yargılaması kapsamında işin esasına girilmesinde usuli bir engel bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen ibraname, feragatname ve makbuz başlıklı belge incelendiğinde hukuk yargılaması devam ederken verildiği, ilgili belgenin KTK'nın 111. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, nitekim hukuk yargılaması devam ederken tarafların hiçbir zorlama ve etki altında kalmaksızın iradelerini serbestçe açıklayabilecekleri, öte yandan ibranamenin iptali için KTK m. 111 hükmünde belirtilen 2 yıllık süresin de işbu başvuru tarihi itibariyle aşıldığı, o halde ibraz edilen belgenin ibra sözleşmesi olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki borç yine taraflar arasında yapılan ibra sözleşmesi ile ortadan kaldırıldığından başvurucunun talep edebileceği bakiye zarar bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigorta şirketi vekilinin başvurana ait işlem dosyası ve ödemelere ilişkin dekontları ibraz ettiği, ibraz edilen belgeler içinde yer alan 21.03.2017 tarihli başvuran vekili Avukat... tarafından imzalanmış "İbraname, Feragatname ve Makbuz" başlıklı belge incelendiğinde başvuranın sigorta şirketi ile karşılıklı ve sulhen varılan mutabakat uyarınca 7.012,00 TL asıl alacak, 1.980,00 TL vekalet ücreti ve 500,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplamda 9.492,00 TL'yi nakden defaten ve tamamen aldığı ve anılan kaza nedeniyle ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/395 Esas sayılı dosyasından dolayı sigortadan başkaca hiçbir hak ve alacağının kalmadığı, hem bu dava hem de açacağı tüm davalardan fazlaya dair haklarını da kapsayacak şekilde sigorta şirketini gayri kabili rücu olmak üzere kesin şekilde ibra ettiğinin belirtildiği, dekontların ibranamede yazılı vekil ismi ve ibranamede yazılı iban numarası ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, başvuran adına ibranameyi imzalayan vekilin vekaletnamesinde sulh ve ibraya yetkili olduğunun tespit ediliği, uyuşmazlık hakem heyeti tarafından ibranamenin iptali için KTK'nın 111. maddesinde belirtilen 2 yıllık sürenin de işbu başvuru tarihi itibariyle aşıldığı, dosyaya ibraz edilen ibranamenin TBK'nın 132. maddesi hükmü kapsamında ibra sözleşmesi olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki borcun yine taraflar arasında yapılan ibra sözleşmesi ile ortadan kaldırıldığından başvurucunun talep edebileceği bakiye zarar bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine dair verilen kararda isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ödeme alındığına dair bir beyanları bulunmadığını, sigorta şirketinin de sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ödeme yapıldığını beyan ederek ibraname sunmadığını, buna karşın uyuşmazlık hakem heyetinin talep edilmeyen bir şey hakkında karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının zararını tam olarak öğrenmediğini, zararın da tam olarak giderilmediğini, ibranamenin kendilerine tebliğ edilmediğini, dosya arasında alınmadığını, tarafları bağlayıcı uyuşmazlığı tamamen sona erdirecek bir anlaşma belgesi bulunmadığını, mahkeme dosyasında diğer davacılar ile birlikte müvekkili arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, her bir davacının hak sahibi olduğu tazminat miktarı üzerinde birbirinden bağımsız olarak tasarruf imkânına sahip olduğunu, sigorta şirketi ve müvekkili arasında bir anlaşma bulunsa dahi arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenmiş bir belgenin varlığına ihtiyaç bulunduğunu, ayrıca iddia olunan ibraname düzenlense dahi düzenlendiği zaman müvekkilinin maluliyet durumuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığından yapılan anlaşmanın zararın tamamını kapsadığının düşünülemeyeceğini, sözleşmenin uyuşmazlığı tamamen sona erdirecek bir sözleşme olmadığını, ödeme yapılmış olsa bile davacının zararı ile ödeme arasında fahiş fark bulunduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 01.05.2016 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1-Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir. MÖHUK’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı Suriye uyruklu olup dosya kapsamından İtiraz Hakem Heyetince başvurucunun teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu yönden resen bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebebine göre ve dosya içerisinde ve UYAP ortamında bulunmayan itiraz aşamasında 25.11.2023 tarihli ara kararı uyarınca davalı vekilince ibraz edildiği anlaşılan 24.03.2017 tarihli 7.012,00 TL ve 1.980,00 TL lik ödeme dekontlarının dosya kapsamına alınması gerekli olup davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan ve resen görülen nedenlerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.