Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12907 E. 2024/13840 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12907
Karar No
2024/13840
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1123 D.İş, 1123 K. Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda İtiraz Hakem Heyetince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kaza tarihinde geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp toplam 1.000.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kazada araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduklarını, sunulan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulüyle 1.000.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 22.11.2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazı dışındaki diğer itirazların reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davadan önce usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararının bulunmadığını, bilirkişi raporlarına yönelik beyanda bulunmak için yasal sürenin verilmediğini, olayın oluşuna ilişkin CD'nin sunulmadığını, olayın oluşuna ilişkin çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, kusur durumuna yönelik inceleme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, tazminat hesabının genel şartlara uygun yapılmadığını, davacının polis memuru olması nedeniyle kurum tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, hesaplamada aktif dönem sonunun 55 yaş olarak esas alınması ve faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Uyuşmazlık; kaza tarihinde geçerli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar nedeniyle geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, davalı, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini savunmuş, hakem heyetince tarafların kusur oranlarının belirlenmesine ilişkin rapor alınmadan karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası ve kaza tespit tutanağının dosya arasına alınarak tüm deliller ve kazaya ilişkin CD görüntüleri de değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 3.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Somut olayda davacı tarafından sunulan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporunda davacının maluliyet oranının %11 olduğu belirtilmiş, hakem heyetince bu oran üzerinden karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Karara esas alınan sağlık kurul raporunda hangi yönetmeliğin esas alındığı belirtilmediği gibi davacının kaza nedeniyle gördüğü tedavi bilgilerine ve davacıda oluşan araz ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığına ilişkin bilgilere de yer verilmemiş olup rapor bu haliyle mevzuata uygun olmayıp karar vermeye elverişli değildir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle davacının kaza ile illiyetli maluliyetinin bulunup bulunmadığının ve oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde davacının ikametine en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 4.2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamından davacının polis memuru olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda; davacının kaza tarihi itibariyle bağlı olduğu kurumdan dava konusu trafik kazası nedeniyle, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun dahilinde davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa ödenen bedelin neye ilişkin olduğu (maddi- manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı belirtilmesi) hususlarının sorulması ve dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi; tüm belgelerin toplanmasından sonra, toplanan tüm deliller birlikte tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. 5.Emekli Sandığı Kanunu'nun 40 ıncı maddesinde bazı kamu görevlilerinin (asker, polis,gümrük memuru v.s) yaş haddinden emekli yapılacakları düzenlenmiştir. Yasa’da polisler için ise 55 yaş sınırı öngörülmüştür. Şu durumda, tazminat raporunda davacı polis memuru olduğundan aktif çalışma yaşının yasal düzenleme göz önünde tutularak belirlenmesi ve hesaplamanın da buna göre yapılması gerekir. Tazminat hesabında aktif çalışma döneminin 60 yaşına kadar hesaplanması doğru değildir. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak rapordan sonra aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/12907, K. 2024/13840, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-12907-e-2024-13840-k-cd97b1b2d451