Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5805 E. 2025/4690 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5805
- Karar No
- 2025/4690
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/177 Değişik İş-2023/179 Karar İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.11.2019 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda, karşı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin malul kaldığını belirterek sürekli ve geçici iş göremezlik ile geçici bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 8.000,00 TL talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, müterafik kusur bulunduğunu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz oranına göre yapılması ve vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuruya konu kaza ile ilgili olarak Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/603 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uzlaşma sağlanmış olması, ancak uzlaşma tutanağının dosyaya sunulmaması ve bu haliyle yargılamaya devam edilemeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV.İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/603 no.lu soruşturma dosyasında düzenlenen iddianamenin incelenmesinde;... iddianamenin not kısmında ise “şüpheli ... hakkında; mağdur ...., müştekiler ..., ..., ... ve ...'ya karşı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma eylemi yönünden taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmiştir." ifadelerinin yer aldığı görülmüştür...Uyuşmazlık yargılaması aşamasında Hakem Heyetince ara karar ile uzlaşma tutanağının talep edildiği, davacı vekilinin işbu tutanağı sunmadığı ve yine karara itiraz edilmesine rağmen uzlaşma tutanağının bu aşamada da sunulmadığı görülmüştür...Sigortacılık Kanunu'nun 30/15 inci maddesi; “Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir.” hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesi ise; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmünü içermektedir. Başvuru sahibi tarafından iddialarını ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığı görüldüğünden..." gerekçesi ile davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açıldığından, verilen kararın kesin olmadığını, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, uzlaşmanın müvekkilinin uğramış olduğu bedeni zarar yönünden sağlanmadığını, uzlaşma tarihinin 09.02.2021 olduğu, bedeni zararın 08.04.2022 tarihli maluliyet raporu ile öğrenildiğini, bir haktan vazgeçilebilmesi için öncelikle o hakkın doğmuş ve muaccel olması gerektiğini, uzlaşma tutanağı imzalandığı tarihte davacının yaralanmasının kalıcı sakatlık oluşturduğuna vakıf olduğuna dair dosyada delil bulunmadığını, davacının haberdar olmadığı bir haktan vazgeçmesinin mümkün olmayacağını, müvekkiline imzalatılan uzlaşma teklif formunun matbu olduğunu, sigorta şirketine de tazminat davası açılamayacağının açıklanmamış olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı trafik kazası nedeni ile uğramış olduğu bedensel zarara ilişkin olarak tazminat talep etmekte olup, Uyuşmazlık Hakem Heyetince; ceza soruşturması safhasında davacı ile sanık sürücü arasında uzlaşma sağlanmış olduğunun anlaşıldığı ancak uzlaşma tutanağı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın davacı tarafından dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davacının talebi usulden reddedilmiş ve İtiraz Hakem Heyeti davacının itirazını reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi 26.07.2023 tarihli kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün; "...5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın yer aldığı 253. maddesinin (5) numaralı fıkrasında uzlaşma teklifinde bulunulması hâlinde kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçlarının anlatılacağı belirtilmiştir. Buna göre ilgililere uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda tazminat davası açamayacakları yönünde bilgi verilecektir. Dolayısıyla kişinin tazminat davası açamayacağının bilincinde olmadan uzlaşması ihtimalinin önüne geçebilecek önemli bir güvence bulunmaktadır. Bununla birlikte anılan maddenin (17) numaralı fıkrasında Cumhuriyet savcısının uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlemesi hâlinde uzlaştırma raporunu veya ilgili belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza edeceği belirtilmek suretiyle uzlaşmanın ilgililerin özgür iradeleriyle gerçekleşmesine, ayrıca bu kapsamdaki edimin hukuka uygunluğunun sağlanmasına yönelik bir hüküm de öngörülmüştür. Uzlaşma sürecinde suç nedeniyle ortaya çıkan tüm sonuçların öngörülebildiği ve gerçek zararın belirlenebildiği durumlarda uzlaşan kişinin tazminat davası açamaması anayasal bir soruna sebep olmayacaktır. Zira anılan süreçte öngörülebilen ve hesaplanabilen zararlar yönünden uzlaşılması durumunda ilke olarak uyuşmazlık ortadan kalkacaktır. Buna göre uzlaşan kişinin tazminat davası açamamasının katlanılamayacak bir külfet olmadığından söz edebilmek için soruşturma konusu suç nedeniyle uğranılan zarar, uzlaşma görüşmeleri esnasında en azından yaklaşık olarak belirlenebilmelidir Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesi her durumda mümkün olmayacaktır. Özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi güçleşecektir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez. Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç olan veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşma sağlandığında tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Sonuç olarak kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacı ile mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamadığı değerlendirilmiştir." gerekçeleri ile Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş, iptal kararı Resmi Gazete’de yayımladığı 18.10.2023 tarihi itibarı ile yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince işin esasına girilmek suretiyle davacının tazminat alacağı bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davacının itirazının reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle , Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.