Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5184 E. 2023/9703 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5184
Karar No
2023/9703
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/137 Esas - 2022/919 Karar HÜKÜM/KARAR : Maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde iki farklı GSM hattını 2008-2009 yıllarında kendi adına kayıt yaptırdığını ve kullandığını, sonrasında bu hatları kapattırdığını, ancak e- devlet sistemi üzerinden baktığında kendi adına bir çok hat bulunduğunu tespit ettiğini, kendi adına olduğunu farkettiği ancak kendisinin kullanmadığı toplam 12 adet hattın kendisinin haberi ve imzası olmadan davalının farklı kişilere satarak haksız kazanç elde ettiğini, kendi adına aldığı ve kullandığı daha sonra kapattırdığı hattın zaman zaman açılıp kapatıldığını, davalının bu şekilde haksız kazanç elde ettiğini belirterek 100.000.00 TL maddi ve 100.000.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirkete ulaşmış bir sahtecilik ihbarı veya talebin mevcut olmadığını, davacı tarafından sahtecilik ihbarı yapılmış olsaydı müvekkilinin mağduriyeti gidereceğini, mevcut olaydan müvekkili şirketin de zarar gördüğünü, dava konusu olayda müvekkilinin kastı ya da kusuru olmadığını, dava konusu olayın davacının kimlik bilgilerinin el geçirilmiş olmasından kaynaklandığını, olayda davalı şirketin kusuru olmadığını, davacının talep ettiği maddi zararın ne şekilde gerçekleştiğini ispat edemediğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2015 tarihli, 2014/499 Esas ve 2015/361 Karar sayılı kararıyla; davacının iddiasını ispata yarar delil sunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 21.12.2017 tarihli, 2016/2278 Esas ve 2017/8588 Karar sayılı ilamıyla; "....Dosya kapsamından; davaya konu telefon hattı aboneliklerinin ne şekilde ve kim adına yapıldığı, davaya konu telefon aboneliklerine ilişkin sözleşmelerdeki kimlik bilgileri ve imzaların davacıya ait olup olmadığı hususu incelenip, sahte abonelik tesisi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3. Bozma ilamına karşı süresi içerisinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Dairenin 29.05.2019 tarihli, 2018/2852 Esas ve 2019/3031 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 27.07.2021 tarihli raporu ile itiraz üzerine alınan 22.08.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda sahte olduğu iddia edilen abonelik sözleşmelerinin bir kısmındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davalının Türkiye çapında faaliyet gösteren GSM operatörü olduğu, davaya konu sahte hat açılması olayında davalı şirketin bayilerini iyi seçme, eğitme ve denetleme yükümlülüğü olduğu, bayi tarafından düzenlenen abonelik sözleşmelerinin ve oluşturulan hatların gerçek bilgi ve belgelere dayanıp dayanmadığı hususunda gerekli araştırma ve incelemeleri yapmalarının gerektiği, bu nedenlerle davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 ve 66 ncı maddeleri uyarınca davacının zararından sorumlu olduğu, davacı tarafından sahte abonelik sözleşmeleri nedeniyle icra takibine maruz kalmadığı beyan edildiği, maddi olarak herhangi bir kayıp oluşmadığı sonucuna varıldığından maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, davaya konu olayların davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu, sahte olarak GSM hattı açılması, yargı mercilerine başvurmak zorunda kalması, yazı ve imza örneği vermek zorunda kalması nedenleriyle manevi zararının doğduğu gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda 6 adet GSM hattına ilişkin abonelik sözleşmesindeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin kimliğine ve kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, adli yardım talebi kabul edilmesine rağmen yargılama sonucunda verilen hükümde yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri de dahil tüm ücretleri davasını ispat etmiş olan müvekkilinin üzerine bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporuna göre karar verilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin adına sahte imzalarla 6 adet hat açıldığının anlaşıldığını, müvekkilinin yıllarca mahkemeyle uğraşmak zorunda kalarak manevi olarak yıprandığını, maddi olarak ulaşım, dosya, ve dilekçe masrafları olduğunu, mahkemenin bu hususları göz ardı ettiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının bu nedenlerle az olduğunu, yargı yolu çelişkisi nedeniyle verilen tavzih dilekçesinin de işleme alınmadığını, kararın bu nedenle de çelişkili olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı asıl tarafından sahte abonelik sözleşmeleri nedeniyle maddi kayıp yaşamadığının beyan edildiğini, bu durumda salt sahte hat düzenlenmesi nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davacının kişilik haklarının zedelendiğini ispat edemediğini, sahte hat düzenlenmesi nedeni ile vermiş olduğu hizmetin karşılığını alamayan, kullanım nedeni ile doğan faturalı alacakları ödenmeyen müvekkilinin sahte kimlik üreten ve kullanan kişinin eyleminden davacı ile birlikte mağdur olduğunu, hak böyle iken aleyhe manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, Yargıtay içtihatlarında icra takibi yapılıp haciz yapılmasını dahi manevi tazminatın takdiri için bir sebep olarak görülmediğini, buna rağmen manevi zararı bulunmayan ve bunu ispat edemeyen davacı için sırf sahte hat nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirket nezdinde davacı adına sahte abonelik sözleşmeleri düzenlenmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun)) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Gerekçeli karar başlığında davalı şirketin unvanının eksik yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiş ve bu nedenle bozma sebebi yapılmamıştır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden adli yardımlı olup temyiz incelemesinde haksız çıktığı anlaşılan davacı ile davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5184, K. 2023/9703, T. 25.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5184-e-2023-9703-k-bbe1fcdb85b8