Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/134 E. 2025/8450 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/134
- Karar No
- 2025/8450
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/273 E., 2022/2202 K.
Davacı vekili tarafından adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım 6100 sayılı Kanun'un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardım şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Dosyanın incelenmesinde; adli yardım talebinde bulunan davacı tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluştuğundan adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının oğlunun, davalı tarafından ateş edilmesi nedeniyle vefat ettiğini, davacının destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bedel arttırım dilekçesiyle talebini destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 97.088,04 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vasisi ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının oğlu ... ...'in gece yarısı evlerine gelerek davalıya ve diğer aile fertlerine saldırısı nedeni ile olayın meydana geldiğini, ceza yargılaması sırasında haksız tahrik nedeniyle indirim yapıldığını, davacının oğlunun davalı eşinin aracını kiraladığını, davalı eşinin haberi olmadan aracı satarak davalıyı dolandırdığını, davacının SGK emeklisi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tahrik sonucu gerçekleşen davalı eylemi nedeniyle oluşan destek zararından davacının oğlunun tahrik oluşturan eylemlerinin niteliği itibariyle %55 indirim yapıldığı gerekçesiyle davacı tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 43.689,62 TL maddi tazminatın (31.05.2019 tarihli ara karar uyarınca 10.000,00 TL tutarlı geçici ödeme yönünden tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile) olay tarihi olan 03.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hesaplanan tazminattan mahkemece %55 oranında indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarının az olduğunu, haksız tahrikin kabulü halinde de manevi tazminattan matematiksel olmamak koşuluyla uygun bir indirim yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılarak yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, maddi tazminata ilişkin lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kasten öldürme nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesine (Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi) göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli kalan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olaya gelince; olay tarihi, olayın oluş şekli destek ile davalı arasında hukuki ihtilaf bulunduğundan bahisle olay tarihinde tartıştıkları, akabinde desteğin olay yerinden ayrılmaya çalıştığı sırada, tahrik altında da olsa kasten öldürmenin ateşli silahla ve birden fazla atış ile gerçekleştirildiğinin sabit oluşu, davacının ölene yakınlığı, olayın davacı üzerindeki etkileri, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı az olup, davacı yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle Daire çoğunluğunun Onama görüşüne katılmıyorum.