Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/60 E. 2023/5587 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/60
Karar No
2023/5587
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1976 Esas - 2021/2431 Karar HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/144 Esas - 2018/346 Karar Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat Gizem Tuğçe Akhan geldi, davalı adına gelen olmadı, davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.04.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.03.2017 tarihinde Star TV'de yayınlanan "Duymayan Kalmasın" isimli programda davalının, müvekkilinin kişilik haklarına, aile ve sosyal yaşantısına, ticari hayatına, onur, şeref ve haysiyetine zarar veren gerçek dışı açıklamalarda bulunduğunu, davalının ülke çapında izlenme oranı oldukça yüksek olan bir programda müvekkili hakkında gerçek dışı ve dayanaksız iddialarda bulunmak suretiyle müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, aynı zamanda davalının müvekkilinin evlilik hayatını ve özel yaşamını gerçek dışı iddialarla süsleyerek kamuoyuna ifşa etmek suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini, davalı tarafından ortaya atılan asılsız iddialarla müvekkilinin özel hayatının gizliliği hiçe sayılarak kişilik haklarının ağır şekilde ihlal edildiğini, müvekkilinin onur, şeref ve haysiyetinin tahkir edildiğini, müvekkilinin aile ve sosyal hayatı ile ticari itibarına zarar verildiğini, davalının eyleminin özel hayatın gizliliğini ve haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiğinden, hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/40520 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mah.nin 2017/18 D.İş sayılı kararı ile davacı ile özel hayatı hakkında her türlü sözlü veya yazılı veya video içerikli yayın yapılmasının tedbiren durdurulmasına karar verildiğini belirterek 50.000 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve kararın yayınlanmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...söz konusu televizyon programından önce davacı ile davalının duygusal birliktelikleri söz konusu olup yapılan söyleşide de sorulan sorular ve konuya ilişkin açıklamalar yapıldığı, bu sırada davalının davacıya yönelik bir takım iddiaları söz konusu ise de, basın özgürlüğü ile kişilik değerlerini karşılaştırma aşamasında temel ölçütün kamu yararı olduğu, yayının içeriğinin gerçek olması, konunun güncelliğinin gözetilmesi, bahsi geçen içeriğin de haber niteliğini taşıması gerektiği hususları nazara alındığında, ayrıca davalının konuşmalarının özel hayatın gizliliğini ifşa ya da ihlal niteliğini taşımaması nedeniyle TCK kapsamında bir suç oluşturmaması hususları da nazara alındığında, davacı yanın kişilik haklarının saldırıya uğradığı sonucuna gidilemeyeceği, dolayısıyla programdaki ibarelerin haber niteliğinde olması sebebiyle manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın basın özgürlüğü kapsamında ele alınacak bir olay olmadığını, müvekkilinin kamuoyunda tanınan bir kişi olmadığını, Almanya'da işletmeleri olan bir iş adamı olduğunu, davalının ise tanınılırlığı çok fazla olmayan bir şarkıcı olduğunu, tarafların pozisyonu ve davalının beyanlarının gerçek olmadığı dikkate alındığında dava konusunun basın özgürlüğü kapsamında ele alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın basına açılmış bir dava olmadığını, davalının müvekkilinin evlilik hayatını ve özel ilişkilerini kasten ve müvekkilinin rızası olmadan kamuoyuna ifşa ettiğini, müvekkilinin hiç kimse tarafından bilinmeyen fotoğraflarının ve 10 yaşındaki oğlunun fotoğraflarını bu açıklamalar sırasında programa vermek suretiyle yayınlattığını, müvekkili ile davalı arasındaki haberleşmenin müvekkilinin rızası olmaksızın program sunucularına gösterildiğini, bu haliyle haberleşmenin gizliliğinin ihlal edildiğini, manevi tazminat davasında davaya konu olan fiillerin ceza kanunları anlamında suç teşkil etmesi gerekliliği bulunmadığını, davalının açıklamalarının özel hayatın gizliliği ile haberleşmenin gizliliğini ihlal niteliğinde olduğundan kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hakimini bağlamadığını, mahkeme kararının aksine manevi tazminat şartlarının oluştuğunu, davalının kendisinden ayrılan ve bu ayrılığın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra başka bir kadınla evlenme hazırlığı içerisinde olan müvekkilinden intikam alma, onun evlilik yapacağı ilişkisine zarar verme kastıyla hareket ettiğini, davalının hem kamuoyu önünde gerçek dışı beyanlarla müvekkiline suçlamalar isnat edip, onu küçük düşüren açıklamalar yaptığını, hem de müvekkilinin onayı ve rızası olmaksızın ikisi arasındaki özel hayata dair çok özel yaşanmışlıkları kamuoyunun önünde paylaşarak müvekkilinin kişilik haklarına saldırdığını belirterek mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...taraflar arasında geçmişe dayalı bir gönül ilişkisi olduğu, bilahare anlaşamayarak ayrıldıkları, davalının dava dışı..., ..., ...'nun da katıldığı 'Duymayan Kalmasın' isimli Star Tv logolu televizyon kanalında yapılan söyleşi sırasında bu ilişkiye yönelik bir takım açıklamalarda bulunduğu, dava konusu ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu açıklamalarda davalı tarafından davacı hakkında sarf edilen sözlerin düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkının sınırları kapsamında kaldığı, kendi özel hayatıyla ilgili bir takım bilgiler aktardığı, doğrudan davacının kişilik haklarına saldırının hedeflenmediği, ifadelerin konu bütünlüğü içinde ölçülü ve orantılı olduğu, bu nedenlerle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu açıklamaların başka biriyle evlilik hazırlıkları yapan müvekkilinin sadece davalı ile ilişkisine yönelik olmadığını, müvekkilinin davalıdan önceki eviliğine, aile hayatına ve özel hayatına da yönelik olduğunu, bu açıklamaların davalı tarafından basına verilen müvekkilinin kamuoyunda hiç yeralmamış fotoğrafları ve 10 yaşındaki oğlunun fotoğrafları arka fonda yayınlanırken yapıldığını, bu nedenle bu duruma "düşünceyi açıklama, ifade özgürlüğü yahut eleştiri hakkının sınırları kapsamında" denilmemesi gerektiğini, davalının ayrılığın üzerinden uzun zaman geçmesinden sonra evlenme hazırlığı içerisinde olan müvekkili hakkında sadece kendi aralarındaki ilişkiyi değil müvekkilinin özel hayatındaki kimsenin bilmediği detayların da anlatıldığını, davalının beyanlarının müvekkilinin kişilik haklarını açık ve ağır şekilde ihlal ettiğini, müvekkilinin fotoğraflarının yayınlanmasının özel hayatın gizliliğini ihlal niteliğinde olup aynı zamanda verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve verme suçunu da oluşturduğunu, davalının kendisi ile müvekkili arasındaki haberleşmeyi müvekkilinin rızası olmaksızın program sunucularına gösterdiğini, davalının bu şekilde haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiğini, davalının dava konusu açıklamalarının müvekkilin özel hayatına ilişkin gizli ve mahrem bilgileri olup kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlamadığını, müvekkilinin kamuoyunda tanınan bir kişi olmadığını, dolayısıyla dava konusu açıklamaların düşünce açıklama, ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı sınırlamaları kapsamında kalmadığını, müvekkilinin itibarının davalının gerçek dışı ve dayanaksız iddiaları karşısında korunması, üstün tutulması gerektiğini, davalının müvekkilinin özel hayatını alenen basın yoluyla kamuoyuyla paylaşmak suretiyle ve kasten ağır kusuru ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının katıldığı televizyon programında davacı hakkında sarf ettiği bir kısım sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasına dayalı manevi tazminat ve yayın istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davacının ifadelerinin taraflar arasındaki geçmişte yaşanan birliktelik hakkında olmasına, kullanılan söz ve ifadelerde kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bir ifade bulunmamasına, olayda kişilik haklarına saldırının gerçekleşmemiş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/60, K. 2023/5587, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-60-e-2023-5587-k-4f67edb69ed3