Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4114 E. 2024/11207 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4114
Karar No
2024/11207
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/288 Esas 2022/249 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/556 Esas 2020/986 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253/19 uncu maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat etmiş olacağının sayılacağı açıkça hükme bağlanmış olması ve suç soruşturması esnasında Cumhuriyet Başsavcılığında davacının uzlaşmış olması nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, uzlaşmanın feragat hükmünde olması nedeniyle davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya uzlaşma teklif formunda uzlaşmanın hukuki sonuçları kapsamında aydınlatıcı bilgi verildiği, davacının olayın asıl faili konumunda bulunan sürücü Celalettin Yıldırım ile uzlaşmış olması sebebi ile sigorta şirketi aleyhine tazminat davası açamayacağı, davacının tazminat davası açma hakkından uzlaşmak sureti ile vazgeçmiş olduğu kanaatine varılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uzlaştırma raporu ve Cumhuriyet Başsavcılığının karar verilmesine yer olmadığına dair kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5271 sayılı Kanun'un 253/19 uncu maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, uzlaştırma yoluna gidilmesi şartlarının gerçekleşmediğini, uzlaştırma tutanağının herkes için toplu hazırlandığını, hangi ve kimin zararı için anlaşıldığının belirtilmediğini, uzlaştırmanın sonuçlarının açıkça anlatılmadığını, edimin iki takside bağlanmasına rağmen yerine getirilip getirilmediğine bakılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 111 inci maddesi gereğince bu uzlaştırmanın geçerli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazasında davacı sürücünün maddi tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekili, davalıya sigortalı araç sürücüsü ile sürücü olan müvekkilinin 10.12.2015 tarihinde yaptıkları kaza neticesinde müvekkilinin yaralanıp malul kaldığını beyanla iş göremezlik tazminatı isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince uzlaşmanın feragat hükmünde olması sebebiyle reddine karar verilmiş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.". Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; a) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli, b) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli, c) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli, d) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4114, K. 2024/11207, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-4114-e-2024-11207-k-707da2a5e8e3