Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2425 E. 2023/13416 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2425
Karar No
2023/13416
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/410 E., 2021/1914 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne/ İstinaf Başvurusunun Kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 12.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin faaliyet gösterdiği 3. OSB Kamil Şerbetçi Bulvarı No:31 Şehitkâmil/Gaziantep adresinde bulunan fabrikanın, davalı ... şirketince yangın rizikosuna karşı 05.08.2012-2013 dönemini kapsar şekilde sigortalandığını, 15.10.2012 tarihinde davacı şirkete ait fabrikada yangın meydana geldiğini, davalı şirket tarafından yaptırılan inceleme neticesinde yangında hasar gören emtiaya ilişkin olarak davacı şirketin muhasebe kayıtlarına göre tazminat ödemesi yapıldığını, yangında davacı şirketin deposunda Manazlar Tar. Ürün. Teks. Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait pamukların da zayi olduğunu, yangında zayi olan Manazlar şirketine ait pamukların, bu firma tarafın davacıya satışının yapıldığını ve faturasının tanzim edildiğini, ancak teslim edilen pamuğun anlaşılan kalitede olmaması nedeniyle karşı tarafa bildirilerek alımdan vazgeçildiğini ve karşı tarafın kesilen faturaları iptal ettiğini, Manazlar şirketine ait pamuğun davacı şirket muhasebe kayıtlarında olmaması nedeniyle davalı şirketçe ödeme yapılmadığını, Manazlar şirketi tarafından yangında zayi olan pamuğun bedelinin tahsili için Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/172 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine alacak davası açıldığını, yargılama sonunda 363.570,00 TL'ye hükmedildiğini, kararı temyiz ettiklerini ve halen kesinleşmediğini, buna göre davalı şirketin, davacı şirketin Manazlar şirketine ödemek zorunda kalacağı miktar kadar sorumlu olduğunu ileri sürerek zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 25.01.2018 tarihli bedel artırım dilekçesi ile de talebini 363.750,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak üçüncü kişilere ait malların teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/172 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davaya konu yangında zayi olan pamuğun mülkiyetinin tespiti davası olduğu ve dava sonrası davaya konu pamuğun mülkiyetinin eldeki davanın davacısı Biska Tekstil şirketine ait olduğunun belirtildiği ve mevcut kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesince onandığı ve böylelikle zayi olan pamukların mülkiyetinin eldeki davanın davacısına ait olduğunun sabit olduğu, her ne kadar davalı ... şirketi zayi olan pamukların iade faturası düzenlenmesi nedeniyle davacıya ait olmadığını, bu nedenle zayi olan pamuk bedellerinin poliçe dahilinde kalmadığını iddia ederek ödeme yapılmayacağı savunmasında bulunmuş ise de davalının bu savunmasının Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/172 Esas 2015/542 Karar sayılı ilamı ile çürütülmüş olduğu, zayi olan mevcut pamukların piyasa değerinin 363.573,00 TL olduğu hususunun sabit ve taraflar arasında çekişmesiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 363.570,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı def'ilerinin dikkate alınmadığını, zamanaşımı süresinin başlangıcının Poliçe Genel Şartları uyarınca sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günü olduğunu, davaya konu yangının 15.10.2012 tarihinde gerçekleştiğini, davanın zamanaşımına uğradığının sabit olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davacının ıslah talebinin ve davanın reddini talep ettiklerini, davacı talebi dikkate alındığında işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ancak somut olayda alacağın miktarı davacının beyan ve talepleri doğrultusunda belli bir rakamı ifade etmekte olduğunu, belirsiz alacak davasına konu olmayacağını, bu durumda davacı tarafın ıslah talebinin kısmi davanın ıslahı mahiyetinde olduğunu, bu nedenle zamanaşımı def'ilerinin dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun nitelikçe yetersiz olduğunu, hükme elverişli olmadığını, uyuşmazlığın niteliğine göre yangın ve malların niteliği mülkiyeti hakkında teknik bir inceleme yapılması ve poliçe hükümlerinin gözetilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda zararın müvekkili sigorta şirketi nezdinde teminat kapsamında olup olmadığının hiç değerlendirilmediğini, poliçe teminatının ne kadar olduğu, bu teminat kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı ve eğer yapıldı ise ne kadar yapıldığı bilgileri tespit olunmadan hüküm kurulmasının tamamen hatalı olduğunu, taleple bağlılık kuralının ihlal edildiğini, davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği talep açıklaması dayanağı ile hüküm gerekçesi birbiriyle çeliştiğini, taleple bağlılık gereği, dava dilekçesinde olayın oluş şeklinin anlatımı ve savunmaların akabinde, 2013/172 E. sayılı dosyanın davacı şirket aleyhine neticelenmesi sonrasında savunmaların ve taleplerin tam aksine değiştirilmesinin hem olağan akışa hem de temel ilkelere aykırı olduğunu, talep dayanağı ve gerekçesi ortadan kalkmış olduğundan başka bir gerekçe ile hüküm kurulmasının haksız ve hatalı olduğunu, sigortalının önlem alma yükümlülüğü ve ihbar yükümlülüğünün dosya kapsamında irdelenmediğini, bu yükümlülükler sigorta ilkelerinin en temellerinden olup davacı şirketin kanuni önlem yükümlülüklerinin ihlalinin tespit edilmesi halinde, hiçbir şekilde zararı ve hükmü kabul etmemek kaydıyla, müterafik kusur indiriminin değerlendirilmesi ve yapılması gerektiğini, davacı şirketin 3.kişi olması nedeniyle husumet yokluğu savunmalarını tekrar ettiklerini, davacı şirket yargılama sürecinde savunmalarını değiştirdiğini, bu husus açıkça iddianın değiştirilmesi yasağına girdiğini, poliçeye göre, davacı şirketin 3 üncü kişilerin zararlarından sorumluluğu bulunmadığını, davacı işyerinde meydana gelen yangın sebebiyle oluşan hasara ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, davacının ibrasının da alındığını, ibraya rağmen davacının farklı bir emtia sebebiyle tazminat talebinde bulunmasının dinlenmeyeceğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TTK ve Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri birarada değerlendirildiğinde sigorta tazminatının rizikonun gerçekleşmesinden itibaren 5 günlük süre içerisinde yapılacak ihtardan 45 gün sonra muaccel olacağı, 5 günlük süre içerisinde ihbar yapılmamış olması halinde 45 günlük sürenin 5 günlük ihbar süresinden sonra başlayacağı, zamanaşımı süresinin ise 45 günlük süreden sonra işlemeye başlayacağı, ancak sigortacıdan kaynaklanmayan bir kusur nedeniyle sigorta konusu incelenememişse 45 günlük sürenin sigortacının inceleme yapmasının mümkün olduğu tarihte başlayacağı, dava konusu olayda davacıya ait işyerinde 15.10.2012 tarihinde yangın hasarının meydana geldiği, yangının davalı ... şirketine ihbar edilmesi üzerine ekspertiz raporu düzenlendiği ve davacı tarafa 23.10.2012-01.11.2012 ve 15.11.2012 tarihlerinde tazminat ödemesi yapıldığı, bu bilgilere göre sigorta tazminatının en geç 05.12.2012 tarihinde muaccel ... geleceği, eldeki davanın ise 24.06.2015 tarihinde açıldığı, sigorta tazminatının muaccel ... geldiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar olan sürede iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, her ne kadar davacı taraf, zamanaşımı süresinin 3. kişiye yapılan ödeme tarihinde başlayacağını savunmuşsa da dava konusu somut olayda davacının üçüncü kişiye ödeyeceği bir tazminat söz konusu olmayıp davacı kendisine ait bir malın zarara uğraması nedeniyle tazminat talep ettiğinden davacı ile dava dışı Manazlar Ltd.Şti arasındaki davanın zamanaşımı süresine herhangi bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci maddesi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı Manazlar Şirketi ile davacı şirket arasında gerçekleşen alım-satım neticesinde, Manazlar Şirketince davacıya 142.610 kg pamuk teslim edildiğini, ancak, teslim edilen pamuğun, anlaşılan vasıfları taşımadığının tespit edilmesi ile davacı sözleşmeden dönerek pamuğu iade etmek istediğini, taraflar, yapılan görüşmeler neticesinde iade hususunda anlaştığını, Manazlar Şirketi tarafından davacıya kesilen faturaların iptal edildiğini, bu sebeple pamukların davacının muhasebe kayıtlarına yansımadığını, davalı ... şirketi tarafından görevlendirilen eksper heyeti, davacı şirketin muhasebe kayıtlarını, ambar kayıtlarını, faturalarını, irsaliyelerini vb. kayıtlarını incelemek suretiyle zarar tespiti yaptığını, rizikonun gerçekleştiği anda halen iade alınmayan mülkiyeti dava dışı Manazlar Şirketine ait olup davacı şirketin deposunda bulunan pamukların zayi olduğunu, rizikonun gerçekleştiği andaki hukuki duruma göre yangında zayi olan pamukların mülkiyeti davacıya ait olmayıp bu nedenle davacı yönünden muaccel ... gelmiş bir alacak söz konusu olmadığını, rizikonun gerçekleşmesinden sonra dava dışı Manazlar Şirketi tarafından davacı şirket aleyhine açılan davada mahkemenin 29.04.2015 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta olduğu ve pamuğun bedeli olan 363.570,00 TL'nin davacıdan tahsiline karar verildiğini, karar ile birlikte rizikonun gerçekleştiği andaki hukuki durumdan farklı bir hukuki durumun ortaya çıktığını ve eldeki davanın açıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen en son muacceliyet tarihi olan 05.12.2012 tarihi dikkate alınarak zamanaşımı hesabı yapıldığında, zamanaşımı süresi 05.12.2014 tarihinde dolmaktadır ki bu tarih itibariyle davacının dava açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yangın rizikosu nedeniyle işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta bedeli istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Ticaret Kanunu 1420 nci maddesi ve 1427 inci maddesinin ikinci fıkrası, Yangın Sigortası Genel Şartları, C.10 maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2425, K. 2023/13416, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-2425-e-2023-13416-k-cfc4969efaeb