Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16986 E. 2024/13534 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16986
- Karar No
- 2024/13534
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/980 E., 2022/980 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.03.2016 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu yanıt alınamadığını ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketine başvuru sırasında sunulan maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun maluliyet raporu olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan talebin reddi gerektiğini, davacının daha önce de aynı konuda sigorta tahkim komisyonuna başvuru yaptığını ve aldığı maluliyet raporunda maluliyet oranının %70 olduğunun belirtildiğini ancak bu rapor yönetmelik hükümlerine uygun olmadığından yapılan başvurunun usulden reddedildiğini, bunun üzerine davacının Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını bu dosyadan alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Dairesi raporunda maluliyet belirlenmediğini, bu dosyanın davacı tarafından takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırıldığı ve açılmamış sayılma kararı verildiğini, daha sonra da huzurdaki başvurunun yapıldığını, başvurunun davacıda kalıcı bir maluliyet bulunmaması ve aynı uyuşmazlık nedeniyle açılmış dava olması nedeniyle reddini, maluliyetin belirlenmesi için ATK' dan rapor alınmasını, kusur incelemesi yapılmasını, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılmasını, tazminat belirlenmesi halinde bu tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmasını, ancak yasal faiz talep edilebileceğini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, sunulan maluliyet raporunda dosya içindeki maluliyet raporları arasındaki açık çelişkilerin giderilmediği, detaylı bilgi içermediği gözetilerek usuli açıdan uygun bulunmayan raporla yapılan başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut üç farklı maluliyet raporunda maluliyet oranlarına ilişkin tespitler arasında fahiş farklılıklar bulunduğu ve bu farklılığa sebebiyet veren hususun ne olduğunun dosyaya sunulu son maluliyet raporunda irdelenmediği ve netice itibariyle raporlar arası maluliyet oranlarının çelişir nitelikte olduğu, buna göre başvuru sahibi tarafından uyuşmazlık konusu kazadan kaynaklı meydana geldiği iddia edilen maluliyetini ispata yarar kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun düzenlenmiş bir maluliyet raporunun dosya muhteviyatında bulunmadığı, Genel Şartlarda belirlenen zorunlu belgelerden olan mevzuata uygun alınmış kalıcı maluliyeti ispatlar rapor sunulmamış olduğundan, başvuru sahibinin sigorta şirketine dava öncesinde yapmış olduğu geçerli bir başvurudan bahsedilemeyeceği, şu halde başvuru sahibinin talebi bakımından dava ön şartının gerçekleşmediği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince talebin usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu yöne ilişkin itirazların reddine, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin ise AAÜT'ye göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; raporda maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı kurulduğunu, Üniversite Hastanesi tarafından davacı bizzat muayene edilmek suretiyle %35 oranında kalıcı maluliyet olduğunun tespit edildiğini, raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan maluliyet yönetmeliğine uygun olduğu görmezden gelinerek karar verildiğini, raporda 7 uzman tarafından maluliyet durumunun değerlendirildiğini, önceki raporlar ile bu rapor arasında çelişki görülmüş ise davacının yetkili sağlık kuruluşuna sevki ile rapor istenmesi gerektiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığında rapor ibrazının yeterli olduğunu, hükme esas alınabilecek nitelikte olup olmamasının önemi bulunmadığını, bu nedenle başvuru şartı yerine getirilmedi gerekçesi ile davanın usulden reddinin yerinde olmadığını, maluliyet oranının belirlenmesi teknik bir konu olduğundan bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğini, Çukurova Üniversitesince verilen maluliyet raporunda maluliyet oranı mevcut rapordan daha yüksek belirlendiğinden davalının bu rapora dayanmasının mümkün olmadığını, ATK raporunun ise hatalı değerlendirme içerdiğini, çelişki olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının ilk başvurusunun maluliyet raporunun uygun olmaması sebebiyle usulden reddedildiğini, bu başvurunun da aynı gerekçe ile usulden reddinin hak arama özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 30.03.2016 tarihinde meydana gelmiştir. Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan ve davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 08.02.2022 tarihli raporu ile kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kullanılarak davacı için % 35 engel oranı belirlendiği, dosya içerisinde bulunmayan ancak daha önce sigorta tahkim yargılamasına konu edilen ve usulden ret kararı verilen dosyaya sunulu Çukurova Üniversitesi raporunda maluliyet oranının %70 olarak belirlendiği, davacının mahkemeye başvurusunda mahkemece Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulunun 29.05.2020 tarihli raporunda kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kullanılarak davacı için maluliyet bulunmadığının belirlendiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunda artan maluliyetten bahsedilmediği, raporlar arasında çelişkinin giderilmediği, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmiş bir rapor olmadığı belirtilerek talebin usulden reddine karar verildiği, İtiraz Hakem Heyeti' nce ise bu usulden ret kararının yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde dosya içinde bulunan maluliyet raporlarından birinin de Adli Tıp Kurumu raporu olması karşısında Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, tüm maluliyet raporları tartışılmak ve çelişki giderilmek üzere yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde Üye ... ve Üye ... karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. Başkan KARŞI OY Başvuran şahıslar tarafından Adana 3. Asliye Ticaret Mahkmesi 2018/107 Esas sayılı dosyasında aynı konu ve aynı taleple ilgili olarak aynı davalıya karşı dava açılmış yargılama sırasında davacının maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş, bu dava davacı tarafça takip edilmemiş mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 30 (14) "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak komisyona başvuru yapılamaz." düzenlemesi ile Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulamayacağını emredici olarak düzenlemiştir. Yasal düzenlemede, Mahkeme ya da Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne bir başvurunun yapılmış olması, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olması engel olarak getirilmekte, yapılan başvurunun derdest olup olmadığı şartı aranmamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunu "seçimlik hukuk yolu" olarak düzenleyen yasa koyucunun, bu hükmü düzenlerken iki başvuru yolu arasında derdest bir durum olup olmadığını araştırma amacı gütmediği açıktır. 5684 sayılı Kanun madde 30/23 "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında dakıyasen uygulanır." HMK madde 114/2 "Diğer kanunlarda yer alan şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." anlamında getirilmiş, bir "dava şartı" niteliğindedir ve HMK madde 115/1 gereği "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." HMK madde 115/ (2) "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Şu durumda az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince 30.10.2022 tarihli İtiraz Hakem Heyeti kararının usul ve Yasaya uygun olması, kararın değinilen hukuksal düzenlemelere aykırı bulunmaması nedeniyle onanması görüş ve düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönünde oluşan kararına katılmıyoruz.