Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23663 E. 2023/752 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/23663
- Karar No
- 2023/752
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/500 E., 2021/1243 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/337 E., 2017/290 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... ile evli olduğunu ve son yıllarda aralarında çıkan şiddetli geçimsizlik sebebiyle eşinin Bandırma Aile Mahkemesinin 2015/353 esas sayılı dosyasıyla boşanma davası açtığını, ayrıca mal rejiminin tasfiyesi istemiyle de dava açıldığını ve davaların halen derdest olduğunu, eşinin davacının edinilmiş mallara katılım payını azaltma gayesiyle kendi adına tapu kaydı veya resmi kayıt oluşturmadığını, edinimlerini üçüncü şahıslar adına yaptığını, davaya konu taşınmazın tapusunun da aslında dava dışı ... adına kayıtlı olması gerekirken, parasını ... ödediği halde davalı ... adına kaydedildiğini belirterek muvazaa nedeniyle taşınmaz tapu kaydının iptali ile dava dışı ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dlekçesinde; davalının tapu dairesinde, huzurda yapılan resmi işlemler sonucu, bedelini ödeyerek davaya konu taşınmazı satın aldığını, tapunun resmi kayıtları ve tapu kayıtlarındaki resmi akit tablosu karşısında ancak aynı kuvvette yazılı, resmi bir belgeyle aksinin ispatlanmasının mümkün olacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2017 tarih ve 2015/337 Esas, 2017/290 Karar sayılı kararıyla; "... dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki belgeler değerlendirilerek, dava konusu dairenin davalı tarafından bedeli ... tarafından ödenmek suretiyle alındığına kanaat getirilerek ..." davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.01.2018 tarih ve 2017/1866 Esas, 2018/8 Karar sayılı kararıyla; "... Somut olayda; dava konusu Balıkesir İli, Bandırma İlçesi, 17 Eylül Mahallesi, 335 ada, 9 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 nolu bağımsız bölümün, davalı tarafından 13/05/2015 tarih 8515 yevmiye nolu akit ile dava dışı ... ve ... ' den satış suretiyle temlik alındığını, davacının eşi olan ...' in dava konusu parselde kayden malik olmadığı ve davacının eşi tarafından davalıya dava konusu parselde herhangi bir temlikin de yapılmadığı, dolayısıyla davacının eşi olan ... ile davalı arasında dava konusu taşınmaza ilişkin muvazaalı bir işlemin de bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi dava konusu taşınmazın alınmasında bedelin davacının boşandığı eşinin ödediğinin ispat edilmesi halinde Türk Medeni Kanunu' nun 229/1.maddesi anlamında diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırma (gizli bağış) olacağı, bunun da edinilmiş mallara katılma alacağı davasına konu olacağından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ..." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 01.02.2021 tarih ve 2020/362 Esas, 2021/320 Karar sayılı ilamıyla "....tapu iptal ve tescil davalarının taşınmazın kayıt malikine karşı açılması zorunludur. Nitekim, eldeki dava da kayıt maliki ... aleyhine açılmıştır. Ancak, somut olayın özelliği itibariyle, muvazaa iddiasının incelenebilmesi için, davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Ne var ki dava konusu taşınmazı davacının katılım payı alacağını azaltmak amacıyla kendi üzerine almayarak parasını ödeyerek satın aldığı taşınmazı davalı üzerine kayıtlı olarak gösterdiği iddia edilen davacının eşi ... yargılamada davalı sıfatı ile yer almamıştır. Davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulabilmesi için bu şahsın da davalı sıfatıyla davada yer almasının zorunlu olduğu gözetilmeksizin sonuca gidilmiş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediği"... gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda taraf teşkili sağlanarak "... dava konusu Balıkesir İli, Bandırma İlçesi, 17 Eylül Mahallesi, 335 ada, 9 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 nolu bağımsız bölümün, davalı tarafından 13.05.2015 tarih 8515 yevmiye nolu akit ile dava dışı ... ve ... ' den satış suretiyle temlik alındığını, davacının eşi olan ...' in dava konusu parselde kayden malik olmadığı ve davacının eşi tarafından davalıya dava konusu parselde herhangi bir temlikin de yapılmadığı, dolayısıyla davacının eşi olan ... ile davalı arasında dava konusu taşınmaza ilişkin muvazaalı bir işlemin de bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi dava konusu taşınmazın alınmasında bedelin davacının boşandığı eşinin ödediğinin ispat edilmesi halinde Türk Medeni Kanunu' nun 229/1.maddesi anlamında diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırma (gizli bağış) olacağı, bunun da edinilmiş mallara katılma alacağı davasına konu olacağından davanın reddine karar vermek gerekmiş ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının eşinin aralarındaki boşanma davası ve katılım payı alacağı sonucunda davacının edinilmiş mallara katılım payını azaltmak amacıyla dava konusu taşınmazı kendisi aldığı halde birlikte yaşadığı davalı adına kaydettiğini, bu iddialarını dahili davalı ...'in de kabul ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesindeki gibi davanın katılım payı alacağı olarak değerlendirilmesi mümkünse de mahkemenin bu durumda ret değil, görevsizlik kararı vermesi gerektiğinden verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının, dahili davalı eşinin, devam etmekte olan boşanma davası ve katılım payı alacak davasından dolayı oluşacak tazminat alacaklarını karşılıksız bırakmak amacıyla, satın aldığı taşınmazın tapu kaydını diğer davalı üzerine aldığı iddiasıyla, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi ve 371 inci maddesi, BK. (19). 3. Değerlendirme 1. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda hüküm kurulmamış, dahili davalı ... gerekçeli karar başlığında gösterilmemiş ve mahkeme gerekçesinde de dahili davalı ...'in savunma ve beyanlarına yer verilip tartışılmamış ve hakkında açık ve anlaşılabilir bir hüküm de oluşturulmamıştır. Bu durumda Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek, tarafların açıkça gösterildiği, açık ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, taraflara yüklenen hak ve borçların gerekçe de tartışılarak değerlendirilerek bir karar vermek verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VII.KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Her ne kadar gerekçeli karar başlığında dahili davalı ...'in ismi geçmiyor ise de, bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata niteliğinde olması ve hükmün gerekçesinde davacının eşi olan ... ile davalı arasında dava konusu taşınmaza ilişkin muvazaalı bir işlemin de bulunmadığına değinilerek davanın reddine karar verilmesi, dolayısıyla hükmün yeterli gerekçeyi içermesi nedeniyle, davacının bozma nedenine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.