Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/10690 E. 2012/15918 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/10690
Karar No
2012/15918
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 19/11/2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 13/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, muvazaa nedeni ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ... ile müştereken malik oldukları bir taşınmazın ortaklığının giderilmesi için davalı tarafından dava açıldığını, satış yoluyla ortaklığın giderilmesi biçiminde karar verildiğini, kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nce bozulduğu ve taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurularak ortaklığın taksim yoluyla giderilmesine karar verilmesi gerektiğine hükmedildiğini, davalı ...’ın bozma kararından kısa bir süre sonra taşınmaz üzerinde bulunan apartmanın iki dairesini diğer davalılara sattığını, satışın taksime engel olmak için yapıldığını ve muvazaalı olduğunu iddia ederek iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davacının bu davayı açmada hukuki yararı olmadığı, taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulamayacağını, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu uyarınca dava konusu dairelerin davalı ... tarafından diğer davalılara satılmadan önce de taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulamayacağı ve istemin kesin biçimde ispat edilmediği kanaati ile reddine karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmalarına, mahkemenin gerekçesine göre dava, Borçlar Kanununun 18.maddesinden kaynaklanan muvazaa hukuksal nedenine dayanmaktadır. Bu tür davalarda uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme ulaştırılabilmesi için yapılan temlik işleminin gerçek yönünün diğer bir anlatımla tarafların asıl irade ve amacının kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde ortaya konulmasını zorunlu kılar. Bunun için de mahkemece toplanan delillerin tarafların özel durumları hayatın gerçekleri ve olağan akışı dikkate alınıp isabetli şekilde değerlendirilmesi gerekir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın ortaklığının giderilmesi amacı ile davalı ... tarafından davacı aleyhinde dava açıldığı, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2007/1956-4015 Esas Karar sayılı ilamı ile “…dava konusu taşınmazın davacı ve davalı -/- -2- 2012/10690-2012/15918 olmak üzere iki paydaşının olduğu ve üzerinde yapımı tamamlanmış üç katlı kargir bir yapının bulunduğu, bu yapıda en az iki bağımsız bölüm olduğu ve buna göre her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düştüğü anlaşılmaktadır. Saptanan bu özellikler gözetildiğinde 634 sayılı Yasanın 10. maddesinin son fıkrasına göre taşınmazın kat mülkiyetine konu olmaya elverişli nitelikte olduğu sonucuna varılmalıdır. Kat Mülkiyeti Yasası'nın 12. maddesinde sayılan diğer belgelerin tamamlanması için kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve süre verilmesi; bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde taşınmazda kat mülkiyetine geçilmesi suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi, bu koşulların gerçekleşmemesi durumunda ise ortaklığın satış yoluyla giderilmesine hükmedilmesi gerekir…” biçiminde bozulduğu anlaşılmıştır. Bozma ilamından kısa bir süre sonra davalı ..., taşınmaz üzerindeki üç katlı binanın birer dairesini diğer davalılara satmıştır. Satın alan davalıların taşınmazlara hiçbir şekilde zilyet olmadıkları gibi davalı ...’ın taşınmazlarını satması için acil bir ihtiyaç içinde olmadığı da belirlenmiştir. Bu durum bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde; davalılar arasındaki satışın muvazaaya dayalı olduğu ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bozma ilamını konusuz bırakmayı amaç edindiği anlaşılmaktadır. Esasen mahkemece de, davalı ...’ın taşınmazları diğer davalılara satması için bir neden bulunmadığı belirlenmiş olmakla birlikte, taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulup kurulamayacağı yönündeki değerlendirmenin ortaklığın giderilmesi davasında yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağı gözetilmeden bu yöndeki savunma ve bilirkişi raporuna itibar edilmesi ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek istemin reddedilmesi doğru olmamıştır. Şu durumda, mahkemece, davalılar arasındaki satış işleminin muvazaaya dayalı olması nedeni ile davanın kabulü yerine, taşınmaz üzerinde satıştan önceki hali ile dahi kat mülkiyeti kurulamayacak olması ve istemin ispat edilemediği gerekçesi ile reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenler ile BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/10690, K. 2012/15918, T. 01.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2012-10690-e-2012-15918-k-98bd456c8ecf