Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/14034 E. 2010/10219 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/14034
Karar No
2010/10219
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Maltepe 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine 27/07/2007 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın Devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasası'nın 1007. maddesi gereğince ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine ilişkin 04/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, Maltepe ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi 263 ada 327 parsel sayılı taşınmazı Kartal 3. Noterliği'nin 30.04.1999 gün ve 22765 sayılı vekaletnamesine dayanarak ... ... 'nın vekili olan kızı ...'dan satın aldığını, birkaç gün sonra taşınmaz üzerinde satılık yazısı görüp ilandaki numarayı aradığında taşınmazı gerçek sahibi olan kişiden satın almadığını öğrendiğini, kendisini ... olarak tanıtan başka bir kişinin bu yeri sattığını, iyiniyetle tapu siciline güvenerek taşınmazı satın aldığını, taşınmaz sahibinin açtığı dava sonunda tapusunun iptal edilip Yargıtay'ca onandığını, satış işlemini yapan tapu müdürlüğü'nün ihmali olduğunu, yeterli araştırma ve inceleme yapmadan satış yapıldığını belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı ise; tapu memurlarının üzerlerine düşen inceleme ve araştırmayı yaparak satışı gerçekleştirdiklerini, taşınmaz sahibinin nüfus bilgileri noter tarafından vekaletnameye yazıldığından ayrıca taşınmaz sahibinin nüfus kimlik belgesinin istenmeyeceğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, zararın tapu sicilinin tutulmasından değil sicilin düzenlenmesine etken olan nüfus kimlik belgesinden kaynaklandığı, üçüncü kişinin haksız eyleminin nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Taşınmazın gerçek sahibi olan ... ... ...'nın davacı hakkında açtığı yolsuz tescilin iptali ile tescil davasına ilişkin Kartal Asliye 2. Hukuk Hakimliği'nin 1999/517-2005/699 sayılı kesinleşmiş kararında; ... ... ...'nın taşınmazını satmak amacıyla kızı olan dava dışı ...'ya vekalet verdiği, ...'nın taşınmazı satmak üzere ilan verdiği, daha sonra kendisini yüklenici olarak tanıtan dava dışı ...'ın alıcı olarak taşınmaza baktığı, taşınmazın imar durumunu araştırmak için tapu kayıtlarını ve belgeleri istediği, taşınmazı satışa yetkili ...'nın kimlik bilgilerini bu şekilde eline geçiren dava dışı ... ve ... ile hakkındaki dava ayrılan ...'ın, ...'nın kimlik bilgilerini kullanarak sahte yerleşim yeri belgesi ve nüfus kayıt örnekleri düzenleyerek tapuda taşınmazı davacıya sattıkları; Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/ 503 Esas sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılan ... ve ... hakkındaki kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacı hakkında ise beraet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazların tapu siciline kaydedilmesi ve sicillerin doğru oluşturulmasından dolayı Devletin sorumluluğu Medeni Yasa'nın 1007. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Devletin tapu sicilini düzgün tutması ve taşınmazların durumunu tespit ve tescil bakımından gerekli düzenlemelerin yapılarak açık hale getirilmesi konusuna büyük önem verilmiş, bu sicillerin Devlet memurlarınca tutulmasından kaynaklanan bütün zararlardan dolayı vatandaşlara karşı Devlet’e ikinci derecede değil, İsviçre’de olduğu gibi birinci derecede sorumluluk yüklenmiştir (Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu/Galip Esmer Gayrimenkul Tasarrufları, 1969, s:512 vd; Prof. Dr. Jale Akipek, Eşya Hukuku, 1972, s:303). Devletin sorumluluğundan söz edebilmek için tapu sicilinin tutulmasında, sicil görevlisinin hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığı gerekmekle birlikte, eylemin kusura dayanıp dayanmamasının bir önemi bulunmamakta; böylece Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluğun özel bir hali olarak ortaya konulmaktadır. Burada, kusursuz sorumluluğun dayanağı, tapu siciline bağlı büyük çıkarların ve yanlış tesciller sonucunda sicile güven ilkesi yüzünden malvarlığına ilişkin hakların yeri doldurulmaz biçimde değişmesi ve bu hakların sahiplerinin onlardan yoksun kalmaları tehlikesinin varlığı ile açıklanabilir. Gerçekten, tapu sicilinin tutulmasını üzerine alan Devlet, tapu siciline tanınan güvenden ötürü, hak durumuna aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi de üstlenmektedir. Devletin sorumluğunun dayandırıldığı tapu sicilinin doğru tutulmasına ilişkin güvenin devamını sağlama amacı, tapu siciline güven ilkesinden daha geniş bir anlam taşımaktadır. Söz konusu ilkenin uygulanamadığı ve yolsuz tescile güvenen iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımlarının korunamadığı bazı durumlarda bile, onların bu yüzden uğradıkları zarardan Devlet sorumlu tutulur. Görülmektedir ki; kusursuz sorumluluğun bir biçimi olan tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan Devletin sorumluluğu, bir tehlike sorumluluğudur. Tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, tapu sicilinin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu Devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece Devletin memuruna rücu durumundaki iç ilişkide etkisi söz konusu olmaktadır. Tapu sicilinin tutulmasında kişi çıkarlarının korunması bakımından uyulması gereken kurallar tapu sicilinin tutulmasına ilişkin yasal düzenlemelerle sınırlı olmayıp bu yasal düzenlemeler dışındaki hukuk kurallarına ve hukukun genel ilkelerine de uyulması gerekmektedir. Tapu müdür ya da memurlarının ihlal ettikleri hukuk kuralları ister genel olsun ister salt sicilin tutulmasıyla ilgili olsun, her iki durumda da ortaya çıkan sonuç tapu sicilinin hukuka aykırı tutulmuş olmasıdır (Dr. Lale Sirmen, Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Zararlardan Devlet’in Sorumluluğu, ..., 1976 Sh. 63 vd). Bu nedenle sicilin hukuka uygun tutulması kavramı, tapu sicilinin tutulmasına ilişkin düzenlemelere uygunlukla sınırlı bir kavram olmayıp hukukun genel ilkelerine uygunluk da gerekmektedir. Bunun dışına çıkan her hukuka aykırı davranıştan Devletin sorumluluğu asıldır. Davacı, üçüncü kişiye ait taşınmazı, elinde sahte yerleşim yeri belgesi ve sahte nüfus kayıt örnekleri bulunan kişiden tapu sicil müdürlüğünde gerçekleştirilen resmi senetle almış; daha sonra taşınmazın gerçek sahibinin açtığı dava sonucu bu tescilin sahte belgelere dayalı ve yolsuz olduğu gerekçesiyle adına olan tapu kaydı iptal edilerek bedelini peşinen ödediği taşınmaz elinden alınıp gerçek sahibi adına tapuya tescil edilmiştir. Tapudaki işlemin sahtecilik yoluyla elde edildiği ve tescilin yolsuz olarak gerçekleştiği yargı kararları ile belirgindir. Davacının zararının kaynağı ise başından beri birleşen tüm işlemlerle birlikte sağlanan bu yolsuz tescildir ve dosyada, kendisinin kasıtlı ya da kusurlu eylemiyle bu zararın gerçekleşmesine neden olduğuna ilişkin herhangi bir belirleme de bulunmamakta; aksine, eylemlere katılmadığı ve iyiniyetli alıcı durumunda olduğu ceza ve hukuk mahkemelerince verilmiş kararlarla kabul edilmektedir. Dosya içeriğinden, tapu işlemi sırasında sahte belgeler kullanılarak yapılan yolsuz tescil nedeni ile davacının zarara uğradığı anlaşıldığına göre nedensellik bağının kesildiğinden söz edilemez. Tapu sicil müdürlüğü görevlilerinin kusurlu olup olmadığının araştırılmasına ya da kusurun varlığının kanıtlanmasına da gerek olmadığı gibi, Devletin sorumluluğu için bu kusurun varlığı da aranılacak bir koşul değildir. Tapu sicil müdürlüğünün hukuka aykırı eylem ve işlemleri ile zarar arasında nedensellik bağı bulunduğuna göre bu zarardan Devlet sorumlu tutulmalıdır. Diğer bir anlatımla, davacının zararı, tapu dairesinde yapılan işlemden kaynaklandığından, Devletin sorumluluğunu gerektiren nedensellik bağı vardır. Yerel mahkemenin açıklanan olgular gözetilerek, davacının tapu sicilinin tutulmasıyla ilgili işlemden doğan zararının kapsamı belirlenip davalı Hazine'nin sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14034, K. 2010/10219, T. 14.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2009-14034-e-2010-10219-k-b844c3f64b0e