Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/11766 E. 2025/3347 K. – İmar Kirliliğine

Konu: İmar Kirliliğine Neden Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2024/11766
Karar No
2025/3347
Karar Tarihi
Konu
İmar Kirliliğine Neden Olma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/6727 D. İş ŞÜPHELİ : ... SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İmar kirliliğine neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.09.2023 tarihli ve 2022/137146 soruşturma, 2023/49030 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 14.11.2023 tarihli ve 2023/6727 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 gün ve 2024/108176 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “ 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; mülkiyeti müştekiye ait dükkanda 01/03/2001 yılından beri kiracı olan şüphelinin söz konusu taşınmazı yılın belli aylarında fırın olarak işlettiği, taraflar arasında daha sonra kira bedeli hususunda anlaşmazlık ve husumet oluştuğu, şüphelinin fırını rahat kullanabilmek için fırın ağzına denk gelen kolonu kestiği, üzerinde 6 adet dairenin bulunduğu taşınmazda imara aykırı uygulamalar yaptığı, ayrıca giderlere moloz dökmek suretiyle giderleri tıkadığı, fırının ocak kısmına üç gün sıcak su vererek taşınmazı kullanılmaz hale getirdiği, bu şekilde mala zarar verme ve imar kirliliğine neden olma suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca; Gürsu Belediye Başkanlığı'nın 30/01/2023 tarih 03-25947 sayılı yazısında; ihbara konu zemin kattaki iş yerinde yapılan kontrollerde, şüpheli tarafından kesildiği iddia edilen kolon her ne kadar onaylı mimarı projede göründüğünün ancak yapıya ait ruhsat eki onaylı statik proje olmadığı için, kolonun sonradan kesilmiş olabileceği gibi inşaat yapılırken hiç imal edilmemiş olabileceğinin, bu noktada ruhsat ve proje eklerine aykırı olduğuna dair taşıyıcı sisteme ait herhangi aykırı bir durum tespit edilmediğinden fen zaptı düzenlenmediğinin belirtilmesi üzerine, bu hali ile şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği yönünde yeterli şüphenin bulunmadığı ve delil olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Dosyaya mübrez 26/12/2022 tarihli ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, mahallinde yapılan incelemede, daha önce fırın olarak kullanılan taşınmazda bulunan fırının yarısının yıkılmış olduğunun, molozların kaldırılmamış, yerlere yığılmış ve dağılmış, bir kısmının lavabolara doldurulmuş olduğunun, dükkanın rutubet içinde ve kullanılmaz halde bulunduğunun, fırının ağız kısmına denk gelen kolonun tamamen kaldırılarak tavandaki kirişin sıvandığının ve kolon yerinin belli olmadığının, betonarme aksamın olumsuz etkilendiğinin, binada ... ve mal güvenliğinin tehlikede olduğunun tespit edilmesi karşısında, kolonun daha önce bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise ne zaman ve kimler tarafından kaldırıldığı hususunda gerektiğinde bina sakinlerinin de dinlenilmesi suretiyle toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, imar kirliliğine neden olma suçu yönünden şüpheli ya da tespit edilecek diğer şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde; "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", ikinci fıkrasında; "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172/3. maddesinde ise; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. İncelenen dosyada; atılı suça konu taşınmaz ile ilgili olarak, Belediye Başkanlığı'nın cevabi yazısında kolonun her ne kadar onaylı mimari projede görünüyor olsa da yapıya ait ruhsat eki onaylı statik proje olmadığından sonradan kesilmiş olabileceği gibi inşaatın yapılırken hiç imal edilmemiş olabileceği belirtilmiş ise de; dosyada mevcut bilirkişi raporunda, anılan yapının zemin kat planına göre betonarme çerçevesinin ön cepheden itibaren 4. Aksındaki, ortadaki fırın ağzına denk gelen kolonun tamamen kaldırıldığının, tavandaki kirişin sıvandınıp kesilen kolonun yerinin belli olmadığının, binanın betonarme taşıyıcı aksamının olumsuz yönde etkilendiğinin, ... ve mal emniyetinin tehlikeye girdiğinin belirtilmesi karşısında, kolonun daha önce bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise kim tarafından ne zaman kaldırıldığı hususunda bir araştırma yapılmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen karara yönelik, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bursa 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 14.11.2023 tarihli ve 2023/6727 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun'un 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/11766, K. 2025/3347, T. 24.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2024-11766-e-2025-3347-k-7b37b8b28a5d