Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28113 E. 2013/21123 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/28113
Karar No
2013/21123
Karar Tarihi

Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Balıkesir 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28/02/2007 tarih ve 2006/334 esas, 2007/114 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 06/12/2011 gün ve 2009/20039 esas, 2011/23211 sayılı kararıyla; " 2-Tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemine gelince; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CYY.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562.maddesinin 2.fıkrası ile de CYY.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, sanığın sabıka kaydında yer alan eski hükümlülüklerin silinme koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenip ceza kararnamesiyle hükmedilen cezaların CYY. 'nın 231. maddesinin uygulanmasına engel oluşturmadığı da gözetilerek mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş sanık ...'ün temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA," karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/01/2012 gün ve 2007/129938 sayılı yazısı ile; “Çözümlenmesi gereken sorun kasten işlenen suça ilişkin olarak verilen ceza kararnamesiyle hükmedilen cezaların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin uygulanmasına engel oluşturup oluşturmayacağıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin 5 fıkrasında "sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir..." şeklinde düzenlenmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin koşulları ise aynı Kanun maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre; "a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması gerekir. Mahkumiyetin kesinleşmiş olması gerekir, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması gerekir. c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi gerekir." Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01/02/2011 tarihli kararında da belirtildiği gibi, "5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Yasalar ile 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinde gerçekleştirilen değişiklikler göz önüne alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşullarını şu şekilde belirlemek mümkündür: 1) Suça ilişkin koşullar; a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması, b- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması, 2) Sanığa ilişkin koşullar; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, d- Sanığın açıkça bu kurumun uygulanmasını kabul etmeme yönünde irade beyan etmemesi gerekmektedir. Tüm bu koşulların bulunması halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. " Ceza kararnamesine 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu sisteminde yer verilmiş ve sulh hakimine sulh mahkemelerinin görevine giren suçlarda, duruşma yapmaksızın karar verme hususunda takdir hakkı tanınmıştır. Madde metnine bakıldığında ; "DURUŞMASIZ CEZA KARARNAMELERİ Madde 386: Sulh mahkemelerinin görevi içinde bulunan suçlara sulh hakimi, duruşma yapmaksızın bir ceza kararnamesi ile karar verebilir. Bu ceza kararnamesi ile ancak hafif veya ağır para cezasına veya nihayet üç aya kadar hafif hapis veya bir meslek ve sanatın icrasının tatiline veya müsadereye yahut bunlardan bir kaçına veya hepsine hükmedilebilir. Ceza kararnamesiyle hükmedilecek hafif hapis cezası yerine ""Cezaların infazı hakkında Kanun" gereğince para cezası da hükmolunabilir." şeklindedir. Ceza kararnamesiyle verilmiş kararlara karşı kanun yolu ise aynı Kanunun 390. maddesinde düzenlenmiştir. "CEZA KARARNAMESİNE İTİRAZ Madde 390 -Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz. Duruşmada sanığı müdafii temsil edebilir. Hakim itiraz üzerine vereceği hükümde evvelki karar ile bağlı değildir." İtiraz üzerine red kararı verilmesi yada itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşen ceza kararnamesine konu kararlar, infazı kabil hale gelip, hükmün bütün sonuçlarını doğurabilecektir. Söz konusu kararlar temyiz edilebilir nitelikte olmadıklarından, 1412 sayılı Yasanın halen yürürlükte olan 305. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacaklardır. Ancak daha önce de belirtildiği gibi çözümlenmesi gereken konu tekerrüre esas alınmamakla birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil edip etmeyeceğidir. Yukarıda da izah edildiği gibi anılan madde metninde hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları açıkça belirtilmiş ve -tekerrür koşullarına değinmesizin- kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkumiyetin bulunmaması öngörülmüştür. Kaldı ki ceza kararnamesi düzenlemek veya duruşma açmak hakimin takdirine bırakıldığından, aynı fiili işleyenler açısından söz konusu takdire dayalı olarak verilen kararlardan birinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına esas alınması, diğerinin ise alınmaması eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Somut olayda, sanığın adli sicil kaydında yer alan, ceza kararnamesiyle verilerek itiraz üzerine kesinleşip, infaz edildiği anlaşılan kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlülüğü nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulama şartları geçekleşmediğinden, özel Dairece bu konunun bozma nedeni yapılmasında isabet görülmemiştir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin sanık hakkında tehdit suçuna ilişkin olarak verilen 06/12/2011 gün ve 2009/20039- 2011/23211 sayılı bozma kararının kaldırılarak, yine bu suça ilişkin olarak Balıkesir 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/02/2007 tarihli ve 2006/334-2007/114 sayılı kararının ONANMASI, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/02/2012 gün ve 4/522-71 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza kararnamesi ile verilen mahkumiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel oluşturmayacağı anlaşılmakta ise de, hükmün sair yönlerinin incelenmemiş olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Tehdit suçundan sanık ... hakkında, Dairemizce verilen 06/12/2011 gün ve 2009/20039 esas, 2011/23211 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, Balıkesir 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28/02/2007 tarih ve 2006/334 esas, 2007/114 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, TCK’nın 50 ve 51. maddeleriyle ilgili cezanın bireyselleştirilmesine dair mahkemece ortaya konulan olumsuz gerekçelerin, CMK’nın 231. maddesindeki subjektif koşulu da kapsadığı ve sanığın adli sicil kaydının bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ...’ün temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, “ 5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/28113, K. 2013/21123, T. 03.07.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2012-28113-e-2013-21123-k-e6bf56e9c582