Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/4625 E. 2012/8073 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/4625
- Karar No
- 2012/8073
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yaralama, tehdit, 4320 sayılı ailenin korunmasına dair yasaya aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CYY.nın 232/6, 1412 sayılı CYY.nın 310.maddeleri gereğince, mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında yasa yolu başvurusunun mercii, şekli, türü ve süresi hükmü temyize hakkı olan ve son oturumda hazır bulunmayan sanık ve müdafii açısından temyiz süresinin kaç gün olduğu ve ne zaman başlayacağı "7 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere" şeklinde yanıltıcı ifade kullanılarak,tereddüde yol açmayacak biçimde gösterilmediğinden, Sanık ... ve müdafii ile sanığın eşi ... ve vekilinin temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek ve temyiz talebinin reddine ilişkin karar kaldırarak yapılan incelemede, Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CUMK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. 1- Sanık hakkında kasten yaralama, tehdit ve 4320 sayılı yasaya muhalefetten kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen kasten yaralama, tehdit ve 4320 sayılı yasaya muhalefetten eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda cezaların içtimaına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 99. maddesinin "..hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar" hükmünü içerdiği gözetilmeden hükmolunan cezaların içtimaına hükmedilmesi, Yasaya aykırı, sanık ve müdafii ile sanığın eşi ... ve vekilinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılıklar, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/1.madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CYY.nın 322.maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının 5275 sayılı yasanın 99.maddesi uyarınca cezaların içtimasına ilişkin 15.fıkranın karar metninden çıkarılarak tebliğnameye uygun olarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Sanık hakkında silahlı tehdit suçuna ilişkin kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın tartışıp kasten yaraladığı eşi olan mağdure ...'ın beyanlarında, sanığı elinde bıçak olduğu halde görmediğini belirtmesine karşın, eylemin TCY'nın 106/1-1.cümlesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde 106/2-a maddesinden hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş ve sanık ve müdafii ile sanığın eşi ... ve vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.