Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/765 E. 2025/3894 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/765
Karar No
2025/3894
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/363 E., 2024/203 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar/karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar/karşı davalılar vekili; müvekklinin, 08.02.2011 tarihli vekâletname ile davalı avukatı vekil olarak tayin ettiğini, lehtarı olduğu 30.000,00 TL bedelli senedin icra takibine konulması hususunda davalıyla görüştüğünü, davalı avukatın senedin tahsili için icra takibi başlattığını, ancak bir süre sonra icra takibi ile ilgilenmemesi nedeniyle takibe konu senedin tahsilinin imkânsız hâle geldiğini, bu nedenle alacağına kavuşamadığını ve zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında davasını ıslah ederek 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı/karşı davacı asıl; davacının vekilliğinden istifa ettiğini, istifasının haklı nedene dayandığını, davacı alacaklının icra dosyası için gerekli olan masrafları karşılamadığını, masraf olmaması nedeniyle icra dosyasında yapılması gereken işlemleri yapamadığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı davasında da; davacı-karşı davalının vekilliğini üstlendiği icra takibi dosyasına masraf yatırmış olduğunu ileri sürerek, bu masrafların ve icra dosyasına dayanak vekalet ücretinin tahsili amacıyla şimdilik 2.500 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Tüketici mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bozmaya uyularak verilen mahkemenin 19.12.2017 tarihli kararıyla; asıl davanın kabulüne, 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine; karşı davanın ise reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davalı/karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 09.11.2020 tarihli kararla; davacı-karşı davalı tarafından sunulan ıslah dilekçesinin davalı-karşı davacıya tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin 01.07.2021 tarihli kararıyla; davalı-karşı davacı avukatın istifasında haksız olduğu ve icra dosyasında ödenen masrafların kendisi tarafından ödendiğinin ispatlanamadığı, icra dosyasının takip edilmemesi nedeniyle vekil edenin zarara uğradığı gerekçesiyle, karşı davanın reddine, asıl davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine karar verilmiş, karar süresi içinde davalı/karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3.Dairece verilen 29.12.2021 tarihli kararla; davalı-karşı davacının karşı dava yönünden tüm, asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, mahkemece, vekil üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olsaydı davacı alacaklının alacağına kavuşup kavuşamayacağı hususu ile birlikte davacı alacaklının alacağına kavuşma imkânının halen bulunup bulunmadığı hususunda gerekli inceleme yapılarak; alacaklının alacağına kavuşma imkânının kalmamış olması halinde davacının uğradığı zarar miktarının denetime açık bir şekilde belirlenmesi amacıyla konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından her ne kadar davalının hacizlerin düşmesi nedeniyle alacağını alma ihtimalinin kalmadığını, bu nedenle zarara uğradığını ve söz konusu şirketin 2015 yılında tasfiye edilmesi nedeniyle zararının bulunduğunu iddia etmiş ise de, davalının istifa tarihi itibariyle henüz kambiyo senetlerine mahsus talebin zamanaşımı süresinin dolmadığı, kaldı ki söz konusu 3 yıllık süre dolsa dahi alacağın 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde genel mahkemelerde dava açarak talep etme imkanını bulunduğu, yine söz konusu şirketin tasfiye tarihinden önce istifanın edildiği de göz önünde bulundurulduğunda davalının haksız istifa ve kusurlu eylemi neticesinde davacının alacağına halen kavuşma imkanı bulunduğundan, davacının zararının olmaması nedeni ile tazminat isteme şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; borcun tahsil imkanı kalmadığını, zararın açıkça oluştuğunu, hukuki yolların tüketilmediği iddiasının kabul edilemez olduğunu, davalının kusurlu davranışı ile tek tahsil kabiliyeti olan malların elden çıkarılmasına göz yumduğunu, tahsil kabiliyeti olmayan davanın açılmasının davacıya daha fazla yargılama masrafı yapmaktan başka bir fayda sağlamayacağını, davalının kusurlu olduğunun kabul edilmesine rağmen davacının zararının olmadığının kabul edilemeyeceğini, borçlu şirketin tasfiye edildiğini, icra dosyasında diğer borçlular hakkında işlem yapılmadığını, davalı vekilin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi halinde haczedilen malların satılarak davacının alacağına kavuşacağını, bilirkişi raporunun aksine karar verilmesine rağmen çelişkiyi gidermek için rapor alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeni ile vekil edenin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, kesinleşen yönlere ilişkin ise tekrar inceleme yapılamayacağı, davalı avukatın istifa ettiği tarih itibariyle davacının alacağına kavuşma imkanın bulunduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439. maddesi gereğince ONANMASINA, Temyiz eden davacılar harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/765, K. 2025/3894, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-765-e-2025-3894-k-ef02b1da5e33