Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/368 E. 2025/3974 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/368
- Karar No
- 2025/3974
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1058 E., 2024/1704 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/385 E., 2024/168 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıların murisi ... ile dava dışı şirket ... Danışmanlık A.Ş'de birlikte çalıştıklarını, dava dışı şirketin çalışanlarına araç edindirmek konusunda yerleşik uygulamasının olduğunu, şirketin araç satın almak isteyen işçiye araç tahsis ettiğini, aracın şirket üzerine alındığını, kredilerin işçinin maaş ve primlerinden ödendiğini, araç kredisi bittiğinde de aracın işçi üzerine tescil edildiğini, bu şekilde o dönemde kredi limiti dolduğundan, müvekkilinin üzerine kredi alamaması sebebiyle şirketin başka bir çalışanı olan davalıların murisi ... üzerine araç kredisi çekildiğini ve ruhsatın 13.07.2017 tarihinde davalıların murisi ... üzerine alındığını, aracın müvekkili için alındığının muhasebe kayıtları ile sabit olduğunu, aracın satın alınması ile birlikte müvekkilinin muhasebe hesabından araç ücreti kadar eksi tutar girildiğini ve açıklama olarak da araç alındığının belirtildiğini, aracın alındığı ilk günden itibaren zilyedinin müvekkili olduğunu, satış bedeli, vergi, ceza, tamir masrafları vs. dahil tüm ücretlerin müvekkilinin maaşından karşılandığını, aracın müvekkiline ait olduğu ve ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığı hususunda muris ...'in ses kaydının olduğunu, dava konusu aracın ödemeleri oldukça muris ...'in müvekkiline hatırlattığını, müvekkilinin de ödemelerini yaptığını, görüşmelere ilişkin yazı içeriklerini dosyaya sunduklarını, aracın muris ...'ten kaynaklı olarak yapılamayan bakiye ödemesini müvekkilinin ödemeye hazır olduğunu ifade ederek; aracın bakiye tutarının müvekkili tarafından ödenerek aracın mülkiyetinin müvekkili adına tescilini ve ... plakalı aracın ruhsatının iptalini, olmadığı taktirde bilirkişilerce belirlendiğinde artırılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin araç için yaptığı şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki bedelin sebepsiz zenginleşme kapsamında yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; dava konusu aracın müvekkillerinin murisi ...'e ait olduğunu, aracın kredi ve vergilerinin muris ... ve vefatından sonra müvekkilleri tarafından ödendiğini, müvekkillerinin dava konusu aracı kötü niyetli olarak uhdesinde tutan davacıya karşı Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/184 E. sayılı dosyası ile açtıkları elatmanın önlenmesi-ecrimisil davasını kazandıklarını, dava konusu aracın sadece şirket işlerinde kullanılmak üzere davacıya teslim edildiğini, davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği ses kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu, sunulan ses kaydının kime ait olduğu ve kayıtta hangi araçtan bahsedildiğinin dahi anlaşılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında tanzim olunmuş bir yazılı inanç sözleşmesi ve delil başlangıcı mahiyetinde bir belgenin sunulmadığı, yine davacının çalıştığı dava dışı ... Danışmanlık A.Ş.'nin yazılı beyanına göre, şirketin böyle bir araç alımına ilişkin uygulamasının bulunmadığının anlaşıldığı, yazılı delillerle inanç sözleşmesinin kanıtlanamadığı, davacı tarafın terditli talebi yönünden ise davaya konu araca ilişkin ödemelerin, 6100 sayılı HMK'nın 200/1 maddesi uyarınca yazılı delille (senetle) ispatının gerektiği, ödemelerin yazılı ispat vasıtaları ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar murisi ... ... tarafından davacı ... aleyhine dava konusu araca ilişkin olarak açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli dava açıldığı, davanın kabulüne dair kararın istinaf edilmeksizin 03.11.2022 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacı tarafça açıkça ve ayrıca yemin deliline dayanılmadığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava dilekçesini tekrar ederek, inançlı işlemin ispatında genel hükümlerin uygulandığını, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/184 E. sayılı kesin nitelikli dosyasından alınmış müvekkili ile davalıların murisinin konuşmasına ilişkin ses kayıt çözümleme raporuna yönelik bilirkişi raporunun kesin delil olduğunu, davalıların murisinin müvekkiline aracın ödemelerini yapmasını bildirdiği mesaj kayıtlarının delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, inanç sözleşmesinin her türlü delille ispat edilebileceğini, tanıklarının tamamının aracın muris ...'e ait olmadığını, müvekkili için alındığını ve ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını beyan ettiklerini, iddialarının tanık beyanları ile sübut bulduğunu, aracın müvekkiline ait olduğunu, dava dilekçesinde her türlü delil ibaresi geçmesine rağmen Yerel Mahkemece taraflarına yemin delilinin hatırlatılmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı araç mülkiyetinin tespiti, olmadığı taktirde araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1. Araç mülkiyetinin devri Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir. 2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa HMK'nın 202. maddesi (HUMK'nun 292. maddesi) uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K.) 3. Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, Whatsapp kayıtlarında da taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlem niteliğinde olduğuna ilişkin bilginin bulunmadığı, davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından yemin teklif hakkının hatırlatılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.