Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3552 E. 2025/4450 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3552
- Karar No
- 2025/4450
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/940 E., 2024/1968 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/285 E., 2023/379 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... ve Hazine vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekilince istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalılardan ... vekili Avukat ... ve diğer davalı ... vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin dava dışı...ye ait dava konusu taşınmazı, oğlu davalı ...'den 70.000,00 TL bedel karşılığında satın aldıklarını, daha sonra müvekkilleri aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/299 E., 2014/244 K. sayılı 27.05.2015 tarihli kararı ile söz konusu arsanın yeniden... adına tescil edildiğini, davalı ...'in Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/225 E. sayılı dosyasından resmi belgede sahtecilik suçundan hapis cezasına çarptırıldığını, müvekkillerinin ise yatırım amaçlı aldıkları dava konusu arsa nedeniyle maddi kayba uğradıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, arsanın serbest piyasa rayiç değeri karşılığı şimdilik 300.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10.10.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 2.312.497,50 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili; husumette yanılgı bulunduğunu, davanın Tapu Müdürlüğüne yönlendirilmesi gerektiğini, davalılardan Salih'in hukuka aykırı eylemlerinin sabit olması nedeniyle Tapu Sicil Müdürlüğünün sorumluluğunu gerektirecek illiyet bağının bulunmadığını, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/299 E., 2014/244 K. sayılı kararında belirtildiği üzere gayrimenkul alım-satımında her iki tarafa mükellefiyet yüklendiği, satın alan davacıların da vekaletnamenin usulüne uygun olarak tanzim edilip edilmediğini araştırması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili: davanın zamanaşımına uğradığını, davalının davacıları tanımadığını ve hiç görmediğini, davalının satış esnasında tapuda gördüğü 60-70 yaşlarında bir şahsa taşınmazı o zamanki değeri ile on milyar karşılığında sattığını, arsanın büyüklüğü ve rayiç değerine göre satış bedelinin düşük olduğunu, bu nedenle alıcının satıştaki usulsüzlüğün farkında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, temsilcide hatanın söz konusu olamayacağını, zarar görenin tam kusuru ve özellikle üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle müvekkili yönünden illiyet bağının kesildiğini, noterlikte düzenlenen evraktaki kapsam sınırının aşıldığını ve aşılan kısımdan noterin sorumlu olmayacağını, aşılan kısımdaki tapu işlemlerinde üçüncü şahıs konumundaki tapu sicilinin ağır kusuru olduğunu ve noter yönünden illiyet bağının tam olarak kesildiğini, notere sunulan nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetine haiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 4. İhbar Olunan ...; dava konusu taşınmazın tamamının dava dışı ... adına kayıtlı iken 08.05.2001 tarihinde vekili olan oğlu davalı ...'in işlemi ilk satışın gerçekleştiğini, tapu müdürlüğündeki işlemin, tapu memurunun resmi senedi ve vekaletnameyi incelemesi suretiyle gerçekleştiğini, memurun ve kendisinin bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar tarafından davaya konu taşınmazın dava dışı A.Y.den satın alındığı, ancak satış işleminden sonra satışın dayanağı olan vekaletnamenin sahte olduğu iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda taşınmazın yeniden eski malik adına tescil edildiği, Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/225 E. sayılı dosyasında açılan davada davalı ...'in sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hal böyle olunca davalı ...'in davacıların zararından sorumlu olması gerektiği, davalı noterin kusursuz sorumluluğu söz konusu ise de, gerekli özenin gösterdiği iddia edilerek sorumluluktan kurtulmanın mümkün olduğu, ancak gerekli özen gösterilmiş olsa bile zararın doğmasına engel olunamayacağının ispat edilmesi gerektiği, bunun da ancak illiyet bağının kesilmesi ile mümkün olduğu, bunun ispatının da davalı notere ait olduğu, dava dışı üçüncü kişinin kimlik bilgileri kullanılarak sahte kimlik düzenlendiği, bu kimlik bilgileri esas alınarak vekaletname düzenlenerek tapuda devir işlemi yapıldığı, bu durumda davacıların zararı ile davalı noterin gerçekleştirdiği işlem arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı noter tarafından kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde nedensellik bağının kesildiğini ispata yarayacak delil sunulmadığı, bu nedenle davalı noterin de davacıların uğradığı zarardan sorumlu olması gerektiği, davalı tapu müdürlüğü yönünden ise; sahte vekaletnamenin tescil işlemine dayanak alındığı, bu durumda ortaya çıkan zarar ile tapu memurlarının eylem ve işlemleri arasında uygun illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği, zira tapu müdürlüğü görevlilerinin hukuka aykırı eylem ve işlemleri ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğuna göre bu zarardan devletin de sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 2.121.487,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalılardan ... ve Hazine vekillerince temyiz yoluna başvurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili; sahte nüfus hüviyet cüzdanı aslının temin edilememesi nedeniyle noterin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, işlemi hazırlayan noter veya noterlik personelinin işlem için ibraz edilen nüfus hüviyet cüzdanı aslını işlem evrakına eklemesi, noterlik dairesinde saklaması, muhafaza etmesi, kimlik aslına el koymasının mümkün olmadığı, Mahkeme gerekçesinin mesleğinin icrasına dair kurallara ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, noterlerin, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sistemini kullanarak, işlem sırasında ibraz edilen nüfus cüzdanındaki fotoğraf ile mukayese yapabilecek bir fotoğrafa ulaşamadıklarını, kaldı ki vekaletnamenin düzenlendiği 26.04.2001 tarihi itibariyle Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü bünyesindeki Kimlik Paylaşım Sisteminin henüz kurulmamış olduğunu, bu nedenle de noterin işlem için ibraz edilen kimliği mukayese imkanının bulunmadığını, tapunun malik hanesinde tapu malikinin fotoğraf ve ıslak imzası olduğu için tapu sicilinin vekaletnamedeki fotoğraf ve imza ile tapu kütüğündeki fotoğraf ve imzayı mukayese imkanı olduğu dikkate alındığında; iğfal kabiliyetini haiz nüfus cüzdanı nedeniyle noter yönünden illiyet bağının tam olarak kesildiği gibi ne kadar özen göstermiş olsa da zararı önlemesinin mümkün olmadığı hususunun noter tarafından ispatlandığını, sahte kimliği temin eden sanık ve arkadaşlarının yakalanıp mahkum edildiklerini, kimliğin elde edilemeyişinden kolluk kuvvetlerinin sorumlu olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Hazine vekili; davanın zamanaşımını uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işlemin sahte düzenlenmiş vekaletnameden kaynaklanması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, vekaletnamenin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, senede karşı senetle ispat koşulu gereği davanın tanıkla ispatlanamayacağını, ayrıca vergi ve komisyon bedellerinin istenemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile aleyhe hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sahte vekaletname kullanılarak gerçekleştirilen taşınmaz satışının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davaya konu satış işlemine dayanak yapılan ve sahte olduğu tespit edilen 26.05.2001 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletnamenin, 7 56... nolu parselde kayıtlı 956 m² yüzölçümlü gayrimenkulün satış ve devrine yönelik hazırlanmış özel vekaletname niteliğinde olduğu halde; dayanak yapılan satış işlemiyle aynı il, ilçe ve köydeki 30 85... nolu parselde kayıtlı 918 m² yüzölçümlü taşınmazın satışının gerçekleştirildiği, yapılan incelemede taşınmazın geldi kaydının da vekaletnamede yazılı parsel olmadığının tespit edildiği, yine tapunun malik hanesinde mevcut tapu malikinin fotoğraf ve ıslak imzası ile sunulan vekaletnamedeki fotoğraf ve imzanın mukayese imkanı bulunduğu halde, kişilerin mal varlığını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranıldığı, bu haliyle davalı İdare yönünden sahte vekaletname ile yapılan tapu satışının yolsuz tescile dönüşmesi eylemlerinde oluşan zarar nedeniyle tapu memurlarının eylem ve işlemleri arasında illiyet bağının kesildiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun (1512 sayılı Kanun) 1. maddesinde; Noterliğin bir kamu hizmeti olduğu ve noterin, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdiği belirtilmiştir. Görevi belge ve işlemlere resmîyet kazandırmak olan noterlerin, yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluktur. Noterler, devlet adına bir takım kamusal yetkileri de kullanmak suretiyle; belgeleri ve beyanları resmîleştiren ve aksinin kanıtlanmasını güçleştiren hatta neredeyse imkânsız hâle getiren, hukukî sonuçlar doğuracak belgelerin düzenlenmesi yetkisiyle donatılmıştır. 1512 sayılı Kanunun 82. ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddeleri gereğince; noterlerin düzenlemiş oldukları belgelere ispat gücü ve icra edilebilirlik açısından, özel ve ayrıcalıklı bir konum verilmiştir. Bu kadar önemli bir işin yapılmasıyla yetkili kılınan noterlerin sorumluluklarının da düzenlemeye paralel olması gerekir. Noterlerin uzmanlığına inanan ve güvenen iş sahipleri, yapılan iş ve işlemlerin tam ve sağlıklı olduğu konusunda kuşku duymamalıdırlar. Bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar doğmuşsa noterin bundan sorumlu olması doğaldır. Noterlerin yaptıkları hizmet dolayısıyla sorumlulukları, hâlen yürürlükte bulunan 1512 sayılı Kanunun 162. maddesinde hüküm altına alınmış olup; stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterlerin, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu oldukları noterin, ödediği miktar için işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebileceği hükme bağlanmıştır. 1512 sayılı Kanunun 162. maddesinde kusurdan söz edilmemiştir. Bu sebeple, noterlerin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tüm kusursuz sorumluluk hallerinde olduğu gibi zarar gören davacı, davalı noterin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zarar gören davacı, yalnızca, zararla eylem arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamak zorundadır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur. Buna göre, noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak, gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir. Noterin, ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. 1512 sayılı Kanunun 72. maddesine göre noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlaması ve tetkik etmesi yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir. Belgenin sahteliği hususundaki en önemli kıstas belgenin veya kimliğin aldatma yeteneğine (iğfal) sahip olup olmamasıdır. Zarar doğuran işlem veya eylemde aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip bir kimlik veya belgesinin kullanılması hâlinde noterin sorumluluğunun doğmayacağının kabul edilmesi gerekir. Ancak, detaylı bir incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noter veya çalışanından beklenemeyecek bir durumdur. Nüfus cüzdanındaki seri ve T.C. kimlik numarasının bulunmaması, numaranın on bir haneli olmaması, eksik veya fazla olması, doğum yerinin ilçe veya merkez ilçe olarak yazılmaması, soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mühür bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kullanılan kimlik ile veya motor sicil numarası veya şasi numarasının birbirine uymaması gibi hâller “somut sorumluluk nedenleri” olup, noterlerin ve çalışanlarının yapmış oldukları işlemlerde, sorumluluk sebepleri, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tüm bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar Derece Mahkemelerince; dava dışı üçüncü kişinin kimlik bilgileri kullanılarak sahte kimlik düzenlendiği, bu kimlik bilgileri esas alınarak düzenlenen vekaletnameye istinaden de tapuda devir işlemi yapıldığı, bu haliyle davacıların zararı ile davalı noterin gerçekleştirdiği işlem arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı noter tarafından, kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde illiyet bağının kesildiğini ispata yarayacak delil sunulmadığı gerekçesiyle, davalı noterin davacıların uğradığı zarardan sorumlu olması gerektiği belirtilmiş ise de; Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda, sanık ...'in yurt dışında bulunan babası... adına kayıtlı taşınmazı satmak için, üzerinde babanın kimlik bilgileri bulunan ancak resmi farklı bir kişiye ait nüfus cüzdanı ile 02.07.1999 tarihinde 2680 kayıt numarası ile ... Nüfus idaresinden yeni bir nüfus cüzdanı çıkarttığı, işbu nüfus cüzdanı ve fotoğrafı meçhul şahısla birlikte ... Noterliğine giderek 26.04.2001 tarihli ve ... yevmiye numaralı ... 'e ait taşınmazı satma yetkisine haiz vekaletname aldığı, akabinde aldığı vekaletnameyi de tapuya götürerek 30 85... parsel sayılı taşınmazı 08.05.2001 tarihinde ... yevmiye numaralı resmi satış işlemiyle davacılara satışının yapıldığı tespit edilerek sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, yine alınan bilirkişi raporu ile 02.07.1999 tarihinde verilmiş olan ... seri nolu Nüfus Hüviyet Cüzdanının üzerindeki fotoğrafın yerine, davalı ...'in yanında babası olarak tanıttığı şahsın fotoğrafını yapıştırdığı ve üzerine PVC kaplama yapılmak suretiyle sahte nüfus cüzdanın oluşturduğunun belirlendiği, yine aynı şekilde davalı ... beyanıyla da babasına benzeyen birinin fotoğrafıyla babasının nüfus cüzdanının nüfus idaresinden çıkartılıp, noterden babası adına vekaletname çıkartıldığının ikrar edildiği dublör şahıs kullanılmak suretiyle önce nüfusta sonra noterde sahtecilik yapıldığı anlaşılmakla, noterlik işlemine esas alınan nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetine haiz olduğu ve bu haliyle zarar ile eylem arasında illiyet bağının, üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesildiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davalı noter ...'in illiyet bağının kesildiğinin ispat etmiş olduğu gösterilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu davalı yönenden de davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı ... yararına BOZULMASINA, 28.000,00'er TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı ...'e verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ...'e iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.