Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3168 E. 2025/4064 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3168
- Karar No
- 2025/4064
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1382 E., 2024/634 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/273 E., 2023/509 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının amca çocukları olup bir dönem ortaklık yaptıklarını, ortaklık ilişkisinin müvekkiline ait ...-... isimli şahıs şirketi üzerinden gerçekleştiğini, davalının ortaklığa katkısının belirli miktarda koyduğu sermayeden ibaret olduğunu, ortaklık döneminde elde edilen kazançlar ile belirli taşınmazlar alındığını, ortaklığın tarafların ortak iradeleri ile sonlandırıldığını, eldeki mevcut ortaklık mallarının 2003-2004 yılları arasında taksim edildiğini, buna göre dava konusu taşınmazın müvekkiline bırakılması karşılığında diğer taşınmazların davalıya bırakıldığını, taksimin ardından müvekkilinin kendisine bırakılan dava konusu taşınmazın vergilerini ödediğini ancak davalı tarafça kötüniyetli olarak izaleyi şuyu davası açıldığını ileri sürerek; dava konusu Konya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 2372 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki davalıya ait 1/2 hissenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, 2004 yılında ortaklığın tamamen tasfiye edildiği hususunun davacı tarafça kabul edilmiş olduğunu, tapuda kayıtlı paylı mülkiyetin tescilinin yolsuz olduğu şeklindeki iddianın yersiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu gayrimenkulün hiç bir şekilde ve hiçbir zaman davacı üzerine bırakılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında şifahi olarak kurulan adi ortaklığın 2003-2004 yıllarında sona erdirildiği, adi ortaklığa ilişkin malvarlığının yine sözlü anlaşma ile taksim edildiği, davanın ise 17.12.2018 tarihinde açıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147/4 maddesine göre, adi ortaklıktan doğan alacaklara ilişkin zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, her ne kadar ilgili maddede alacaklardan bahsedilmiş ise de, maddedeki "alacaklar" tabirinin "haklar" olarak anlaşılması gerektiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun oy çokluğu ile esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin ya da adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklı bir alacak davası olmadığını, tasfiye neticesinde sözlü şekilde kurulan taksim sözleşmesine aykırı davranılmasından kaynaklanan mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğunu, kurulan adi ortaklığın tasfiye edilmeye başlandığını, ancak davalı tarafça üzerine düşen edim yerine getirilmeyerek dava konusu taşınmazın devrinin yapılmadığını, tüm malların, tarafların ortak iradeleri neticesinde fiilen taksim edildiğini, taşınmaz mülkiyetinden doğan tapu iptal ve tescil davalarında hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin uygulanmayacağını, sözlü anlaşma gereği müvekkilinin kendisine bırakılmasına karar verilen dava konusu taşınmazın tüm vergi ödemelerini yaptığı gibi, davalının da kendisine bırakılan taşınmazların vergi ödemelerini kendisinin yaptığı hususunun dosya kapsamında sunulan makbuz ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını, müvekkili tarafından taşınmazın fiili taksime uygun olarak kendisine ait olduğu saiki ile taşınmaza birçok masraf yapılarak imar ve ihya edildiğini, bunca yıldır da zilyetliğin müvekkilinde olduğunu, aksinin kabulü halinde dahi zamanaşımı itirazının hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiğini, yine yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmamış olmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin sözleşmeden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, adi ortaklığın sona erme sebeplerinin gerçekleşmesiyle birlikte tasfiye aşamasına girilmesine, buna bağlı olarak 6098 sayılı Kanun'un 149. maddesi uyarınca ortakların tasfiye alacağını isteme hakkının da muaccel olmasına, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin eylemli olarak 2003-2004 yıllarında sona ermiş bulunmasına, bu tarih ile davanın açıldığı 17.12.2018 tarihi arasında 6098 sayılı Kanun'un 147/4 maddesinde tasfiye için öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.