Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/3917 E. 2024/16943 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/3917
Karar No
2024/16943
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1068 E., 2019/1258 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/34 E., 2019/264 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanık hakkında Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2017 tarihli 2021/78 Esas, 2017/144 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde mahkumiyet kararı verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 11.10.2017 tarihli 2017/1235 Esas, 2017/1372 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15.10.2018 tarihli 2017/3903 Esas, 2018/3334 Karar sayılı ilamı ile özetle; "...5271 sayılı CMK'nın 101/3. maddesi gereğince tutuklanması istenen ve seçtiği bir müdafii de bulunmayan sanığa müsnet suçun niteliği ve ön görülen ceza miktarı gözetilmeksizin müdafii görevlendirilmesinin yasal zorunluluk olması karşısında; görevlendirilen müdafii refakatinde tutuklanması nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle (AİHM Gregaceviç/Hırvatistan) çelişmeli yargılamanın gereği olan "silahların eşitliği" ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde (AİHM Salduz/Türkiye), adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yapılan yargılamada, sorgusu tespit edilip hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle CMK'nın 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi..." gerekçeleriyle sanık hakkındaki hükmün bozulduğu ve dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderildiği, Bozma üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince bozma ilamına uyularak sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde 09.01.2019 tarihli 2018/3401 Esas, 2019/26 sayılı Karar ile "Yargıtay 16. C.D.'nin 15.10.2018 tarih ve 2017/3903 Esas, 2018/3334 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere yasal zorunluluk olan müdafî tayin edilmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 101/3, 2/1-b-f, 188 maddelerine aykırı davranıldığı bu nedenle duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gerekli müdafinin yokluğunda duruşma yapıldığı dolayısıyla mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmediği anlaşılmakla" gerekçeleriyle kesin olmak üzere bozma kararı verdiği, Bozma üzerine Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesince 11.04.2019 tarihli 2019/34 Esas, 2019/264 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde ikinci kez mahkumiyet kararı verildiği, Kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 24.06.2019 tarihli, 2019/1068 Esas, 2019/1258 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan kararın sanık tarafından temyizi ile temyiz incelemesinin yapılması için gönderildiği anlaşılmakla; Ayrıntıları kapatılan 16. Ceza Dairesinin 08.10.2018 tarih ve 2017/4227 Esas, 2018/3132 sayılı Kararında açıklandığı üzere, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı dikkate alındığında, müsnet suç için kanunda öngörülen cezaların tür ve miktarı itibariyle CMK'nın 150 inci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu ve kural olarak zorunlu müdafii katılmadan yargılamanın icra edilip bitirilmesine yasal imkan bulunmadığı nazara alındığında; Hükmün aynı gerekçe ile iki kez bozulmasına rağmen; "sanığın, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılaması yapılarak sorgusu tespit edilip hüküm kurulmasıyla savunma hakkının kısıtlandığına" ilişkin bozmanın gereğine tevessül edilmeden sanık hakkında Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma haklarının kısıtlanmasını doğuracak biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın karar verilmesi suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1- e maddelerine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve kaçma şüphesi gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/3917, K. 2024/16943, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-3917-e-2024-16943-k-cf598a1742a3