Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/5187 E. 2016/787 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/5187
- Karar No
- 2016/787
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu ve adına 19 no'lu bağımsız bölümün tahsis edildiğini, davalının 2011 yılı Nisan ayı ile Aralık ayı arası aidatlarını ödememesi üzerine aleyhine icra takibi yaptıklarını ancak davacının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 2010 yılında kooperatif üyeliğinden isitifa ettiğini, istifa tarihinden sonraki aidatlardan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı, her ne kadar üyelikten istifa etmiş ise de davacı kooperatif tarafından adına tapuda taşınmaz tahsis edildiğinden aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiği, bu nedenle istifadan sonra belirlenen aidatlardan sorumlu olduğu, yapılan incelemede davacının 4.500,00 TL asıl, 1.113,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.613,00 TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle, bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2)Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava aidat bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı vekilince icra takibinde takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren genel kurul kararları gereği aylık %7 faiz işletilmesi talep edilmiş ise de; mahkemece, yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın veya şerefiye bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda, 6098 sayılı TBK'nın 117. madde hükmü karşısında, genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Dava konusu alacağın doğduğu tarihten sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı kanunun temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz" düzenlemesine yer verilmiştir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun' un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorundadır. Bu durumda mahkemece, takip konusu yapılan alacakla ilgili genel kurulda kararlaştırılan faiz oranı ve TBK'nın 120/2. maddesinde yazılı sınır dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olması doğru olmamış ise de; bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK’nın 438/VII maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün üçüncü bendinde yer alan "yasal faizi ve değişiklikleri ve icra takipleri" sözcuklerinin hükümden çıkarılarak, yerine "Türk Borçlar Kanunu'nun 120/2 maddesindeki sınırı aşmamak kaydıyla davacı kooperatifin genel kurul kararı ile belirlediği ve belirleyeceği oran üzerinden işleyecek faizi" sözcüklerinin eklenmesine ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.