Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/4640 E. 2016/1017 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/4640
- Karar No
- 2016/1017
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 2012/87479 ve 2012/87704 ihale kayıt numaralı...onarım ve bakım hizmetleri işini müvekkilinin üstlendiğini, davalı tarafından işe başlandıktan sonra 5510 sayılı Yasa'nın 81/1-(ı) maddesine aykırı olarak aylık %5 oranında haksız kesinti yaptığını, kesintinin dayanağı olarak 25.10.2008 tarih ve 27035 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu İhale Kurumu Tebliği'nin gösterildiğini, kesintinin haksız olduğunun davalı tarafa bildirilmesine rağmen ödeme talebinin reddedildiğini ileri sürerek, toplam 82.613,97 TL'nin kesinti tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, öncelikle usul yönünden sözleşmenin tarafının ...olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin... olduğunu, ayrıca davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, esas yönünden davaya konu ihalelerin ...ile ilgili olup, davanın ... yöneltilmesi gerekirken müvekkili şirkete karşı açılmış olmasının davanın husumetten reddini gerektirdiğini, müvekkili şirketin mevzuata aykırı hiç bir işlem ve uygulamasının bulunmadığını, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dilekçesinde talep edilen ve müvekkili şirketçe yapıldığı iddia edilen kesintilere ilişkin miktarların da gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketten toplam 32.909,99 TL hak ediş kesintisi yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın genel yetkili mahkeme olan ve HMK'nın 6. maddesinde düzenlenen davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmış olduğu, zamanaşımı ilk itirazı ileri sürülmüş ise de, dava konusu edilen alacağın niteliği gözönüne alındığında alacağın TBK'nın 146. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, 5510 sayılı Yasa'nın 81/1. maddesine 5763 sayılı Yasa'nın 24. maddesi ile " ı " bendi olarak eklenen bent ile, özel sektör işverenlerinin malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın hazinece karşılanacağının hüküm altına alındığı, bu maddede söz konusu yasal düzenlemeden resmi sektörde faaliyet gösteren yüklenicilerin yararlanamayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, işveren hissesine ait primlerin beş puanlık kısmının hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılar ile ilgili aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde... vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerini sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresi içinde ödemeleri, ... prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şartlarının sağlanmasının gerektiği, bu madde hükmü ile işsizliğin önlenmesi, istihdamın artırılması ve düzenli ödemelerin teşvik edilmesini sağlamak amacıyla primlerini yasal süresi içinde ödeyen işverenlerin ödüllendirilmesinin amaçlandığı, anılan Yasa'nın 81/1. maddesinin (ı) bendinde düzenlenen beş puanlık hazine teşvikinin davacı işverene tanınmış bir hak olduğu, davalı kurum tarafından yapılan kesinti işleminin yasal dayanağının Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.23. maddesi hükmü olduğu, ancak yürürlükteki yasa hükmünün aksine bir tebliğ hükmünün uygulama imkânı olamayacağı, bu sebeple yapılan kesintinin iadesinin gerektiği, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün davacı tarafça iddia ve ispat edilemediği, bu sebeple kesinti tarihlerinden itibaren faiz uygulanmasına yönelik talebin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 82.613,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının faizin başlangıç tarihine yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 13.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile, 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde yer alan, '' Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." cümlesi, "Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08/09/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." şeklinde, aynı bentte yer alan "Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır." cümleleri, "Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır. " şeklinde değiştirilmiştir. Dava konusu edilen dönem Yasa'nın yürürlük tarihinden sonraki döneme ilişkin ise de, değişik hükümde bahsedilen alım yapım işlerinin somut olayda söz konusu olmadığı, davacı işverenin vermiş olduğu hizmetle ilgili 5510 sayılı Yasa'nın 81/1-(ı) maddesindeki destekleme priminden yararlanacağı, Kanun kapsamındaki istisnalar arasında bulunmadığı açıktır. Öte yandan, 11.04.2014 olan dava tarihinin, gerekçeli karar başlığında 15.04.2014 olarak yazılmış olması, HMK'nın 304. maddesi uyarınca, tarafların başvurusu üzerine veya re'sen düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir. Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.