Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/611 E. 2013/29878 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/611
Karar No
2013/29878
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, izin ücret ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait eğitim kurumunda 06.02.2008-07.03.2009 tarihleri arasında yönetici sıfatıyla çalıştığını, iş sözleşmesinin 07.03.2009 tarihinde işveren tarafından ortada hiçbir gerekçe ve makul bir sebep bulunmadığı halde haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini, son aylık net ücretinin 3.000,00.TL olduğunu, yıllık ücretli izin kullandırılmadığını, hafta içi ve cumartesi günleri 08:30-19:30 saatleri arasında çalıştığını, ayda 2-3 pazar fazla mesai yaptığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ücret ve kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davalı şirketin okul çağına gelmiş çocukların gün içerisinde misafir edildiği bir kreş olduğunu, davacının yönetici sıfatıyla çalışmadığını, davalı şirketin davacının yönetici olmasını gerektirecek yoğunlukta ve hacimde bir işletme olmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca sekreter olarak şirkete gelen telefonları cevapladığını, şirket müdürünün görüşmelerini ve toplantılarını düzenlediğini ve kendisine verilen diğer görevleri yerine getirdiğini, çalıştığı süre boyunca kreşin sağladığı servis ile çocuklarla beraber davalı firmaya geldiğini, gün sonunda saat 15:30'da yine çocukların evine döndüğü servis ile davalı firmadan ayrıldığını, cumartesi günü çalışma olmadığını, davacının davalıya ait kreşte 06.02.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, asgari ücretle çalıştığını ve 07.03.2009 tarihinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin artık çalışmak istemediğini belirterek istifa ettiğini, diğer taleplerinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden yokken feshedildiği, ddiğer taleplerine ilişkin alacakları da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının ücretinin miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacı aylık 3.000,00 TL ücret aldığını iddia ederken davalı davacının asgari ücretle çalıştığını savunmaktadır. Davacının kreşin müdürü ve sorumlusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının asgari ücretle çalışmayacağı açık olup, dosya kapsamındaki delillerden de bu husus anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının 3.000,00 TL ücret aldığı kabul edilerek davacının talepleri hüküm altına alınmış ise de, davacı vekilince davalı tanıklarının dinlendiği duruşmada davalı tanıklarının bildirdikleri 2.500,00 TL ücrete bir diyeceğinin olmadığını ve bilirkişiye dosyanın bu ücret üzerinden gönderilmesini istemesi karşısında davacının ücretinin 2.500,00 TL olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Buna göre davacının talepleri hakkında karar verilmelidir. 3-Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve fazla çalışma ücretleri alacağı olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Dosya kapsamından davacının kreşin müdürü ve sorumlusu olduğu anlaşılmaktadır. İşyerindeki en üst düzey yönetici konumunda olan davacı tarafından kendi çalışma süreleri belirlenmektedir. Bilindiği üzere Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre, İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamamaktadır. Nitekim bilirkişice bu husus mahkemenin dikkatine sunulmuştur. Şu halde davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli değildir. 4-Davacının yıllık ücretli izin alacağı olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Somut olayda davalı şirket işyeri olan kreşin haziran ayı ile eylül ayı arasında kapalı olduğu ve hizmet vermediği anlaşılmaktadır. Davacının bu dönemde çalıştığı tüm talep döneminde çalışmış ya da halen çalışan tanık beyanlarıyla ispatlanamamıştır. Çalışanların bu dönemde yani kreşin kapalı olduğu süreçte yıllık izinlerini kullandıklarının kabulü dosya içeriğine uygun düşmektedir. Bu itibarla davacının yıllık izin ücreti talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/611, K. 2013/29878, T. 20.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2013-611-e-2013-29878-k-e363fa403049