Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/1477 E. 2013/30820 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/1477
- Karar No
- 2013/30820
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, icra-inkar tazminatının ödetelmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin 15.03.1999-08.08.2006 tarihleri arasında on ay depo elemanı olarak daha sonra dış satın alma görevlisi olarak çalıştığını, askerlikten sonra davalı şirkette 10.03.2003 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını, net 700,00 TL ücret aldığını, gümrük işlerindende ayrıca 200,00 TL ücret aldığını, sigortasının yapılmadığını öğrenmesi üzerine bunun üzerine müvekkilinin Bölge Çalışma Müdürlüğüne başvurarak şikayetçi olduğunu ve yapılan incelemede sigortasız çalıştığının tespit edildiğini, hergün 09:00-18:00 saatleri arasında cumartesi günleri 09:00-16:00 saatleri arasında çalıştığını, hizmet tespit davasının müvekkili lehine sonuçlandığını, işe iade davasınında müvekkili lehine sonuçlandığını ancak işe başlatılmadığını, işçilik alacakları için icra takibi yaptığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, hizmet tespit davasının kesinleşmediğini, davacı tarafça belirlenen ücretin afaki olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir. Mahkemece, hizmet tespit davasında davacının Sosyal Güvenlik Kurumu prime esas taban ücretler üzerinden çalıştığı belirlenmiş ise de, Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2006/2273 esas sayılı dosyasında mevcut işyeri kayıtları nazara alınarak hesaplanan ek rapordaki ikinci şıkka itibar edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin, takip talebinde davacının dört yıllık izin süresi için talepte bulunulduğu, davacının dört yıl için ellialtı gün izne hak kazandığı, izinlerinin kullandırıldığı veya karşılığının ödendiği işveren tarafından kanıtlanmadığından yıllık izin talebinin ve işlemiş faiz alacağının kısmen kabulüne, takip konusu alacağın miktarının belirli veya belirlenebilir olması halinde icra inkar tazminatına hükmedileceği, davada alacak miktarı belli olmadığından ve yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık davacının ücret miktarı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırıl- madığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret gözönünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, ... ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Somut olayda, davacı net 700,00 TL ücret aldığını beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının ileri sürdüğü ücret tutarının afaki olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi kök raporunda kesinleşen hizmet tespit davasına göre davacının asgari ücretle çalıştığı kabul ederek hesaplama yapılmış, itiraz üzerine alınan ek raporda bilirkişi talep gibi ücreti dikkate alarak seçenekli hesaplama yapmıştır. Mahkemece davacının ücreti talep gibi kabul edilerek yapılan hesaplama göre alacaklara hükmedilmiştir. Davacının açtığı hizmet tespit davasında yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2006/2273 esas 2008/432 karar sayılı ilamı ile davacının hizmet süresinin tespit edildiği ve belirlenen sürede rayiç Sosyal Güvenlik Kurumu taban ücreti ile 506 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının hüküm altına alındığı, bu hükmün Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davacının ücretinin kesinleşen ilama göre belirlenmesi gerekli iken talep gibi kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 27.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.