Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/5505 E. 2012/25015 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/5505
Karar No
2012/25015
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, resmi tatil ve dini tatil çalışma ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait iş yerinde 13.08.2009-28.08.2010 tarihleri arasında çalıştığını, en son aylık net 2.500,00 TL ücret aldığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının aylık net 850.00 TL ücret ile çalıştığını ve iş akdinin davacının işi terk etmesi ile sonlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının aylık ücretinin işveren tarafından verilen ve imzasına itiraz olmayan belgeye göre aylık net 2.500,00 TL olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından ücret alacağının süresinde ödenmemesi nedeni ile haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği, ancak davacı işçinin çalışma süresinin 1 yıldan kısa olması nedeni ile kıdem tazminatı isteminin reddi gerektiği kanaatine varılarak, davanın ücret alacağı talebi yönünden kabulüne, diğer talepler yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu'nun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda; davacı tarafından ibraz edilen ve ilgili makama ibraz edilmek üzere, işverenin kaşe ve imzası ile düzenlenen 18.03.2010 ve 25.03.2010 tarihli belgelerde davacının aylık ücretinin 2.500,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, Gebze Ticaret Odasından yapılan emsal ücret araştırılması sonucu, davalı işverenin iddiasını doğrulamaktadır. Mahkemece; sadece Gebze Ticaret Odasından sorularak emsal ücret araştırması yapılmış olması yetersizdir. Davacı tarafça aylık ücret miktarına ilişkin delili olarak ibraz edilen belgelere ilişkin davalı işverenin beyanları tespit edilmeli ve davacının fiilen yaptığı iş meslekteki kıdem süresi de belirtilmek sureti ile ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından yeniden emsal ücretin ne araştırılmalı, ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/5505, K. 2012/25015, T. 13.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-5505-e-2012-25015-k-6fb48f106ffb