Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/4962 E. 2012/24431 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/4962
- Karar No
- 2012/24431
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ücret, bakiye süre ücret ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilemsine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili davacı işçinin, çalışma süresinin Sosyal Güvenlik Kurumundan geç ve ücretinin asgari ücret üzerinden bildirilmesi, diğer özlük haklarının ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/2-e maddesi gereğince haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, ücret, bakiye ücret ve yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 13/11/2009 ve 14/11/2009 tarihli makbuzlar ile tahsil ettiği 3530,00TL yi şirket hesabına göndermemesi ve kendisine gönderilen avanstan 705,00TL nin harcama belgelerini ibraz edememesi nedeni ile iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve mahkeme aksi kanaate olursa 4.235,00TL nin takas yolu ile mahsup edilmesini istemiştir. Mahkemece, iş sözleşmesinin 24/2-e maddesi gereğince davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile kıdem tazminatı alacaklısı olduğu anlaşıldığından bakiye süre ücretine de hak kazanacağı belirtilerek bilirkişi hesaplamaları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında bakiye süreye ait ücretler konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 325 inci maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. İşverenin feshi 4857 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz. 15.03.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15.03.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4773 sayılı Yasa ile “geçerli fesih” kavramı iş hukukunda yerini almıştır. Her ne kadar geçerli fesih gerek yukarıda değinilen Kanun ve gerekse 4857 sayılı Kanun'un belirsiz süreli iş sözleşmeleri için öngörülmüş olsa da, belirli süreli iş sözleşmesi bakımından da tartışılmasında yarar bulunmaktadır. Geçerli neden ister işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklansın, isterse işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayansın, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işverence feshi için gerekçe oluşturmamalıdır. Gerçekten, belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyerek taraflar fesih iradelerini sürenin sonuna kadar askıya almış sayılmalıdır. Bu itibarla geçerli nedenlerin varlığına rağmen belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde kalan süreye ait ücretinin ödenmesi gerekir. Belirli süreli iş sözleşmesinde, feshin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinde sözü edilen ifa imkânsızlığına dayanması halinde bakiye süre ücreti ödenmesi gerekmez. İfa imkânsızlığı, edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi olarak açıklanabilir. İşçinin iş görme edimini ifa edememesinin, işverenin temerrüdünden kaynaklanması durumunda, sanki sözleşme devam ediyormuş gibi kalan süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerekecektir. İş Hukukunda ücret kural olarak çalışma karşılığı ödenir. Aksinin kanunda öngörülmesi ya da taraflarca açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Bakiye süre ücreti eylemli bir çalışmanın karşılığı olmadığından, 4857 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde öngörülen özel faiz uygulanmaz ve bu ücretlere ilişkin olarak sigorta primi ödenmesi de gerekmez. Borçlar Kanunu'nun 325. maddesine göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak sonuca gidilmelidir. Somut olayda; davacının yaptığı işin niteliği ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde iş sözleşmesinin belirli süreli olmasını gerektiren objektif koşullar bulunmadığı gibi, BK 325. madde uyarınca bakiye süre ücreti tutarında tazminata hak kazanabilmek için sözleşmenin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. Açıklanan gerekçe ile bakiye süre ücreti tutarındaki tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.