Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/29759 E. 2013/28341 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/29759
- Karar No
- 2013/28341
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 17.03.2007-31.12.2007 tarihleri arasında yiyecek içecek müdürü olarak çalıştığını, aylık giydirilmiş ücretinin 2.504,75 TL olduğunu, iş sözleşmesinin ihbar süresine uyulmaksızın ve haklı geçerli neden belirtilmeksizin feshedildiğini, hiçbir ücret alacağının ödenmediğini, haftanın yedi günü ara vermeden çalıştığını belirterek ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsili talep etmiştir. Davalı vekili, davacının çalıştığı süre boyunca alacaklarının ödendiğini, davacının işyerinde çalışırken alkol aldığının tespit edildiğini, bu nedenle iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, Bölge Çalışma Müdürlüğü raporuna göre davacının ücret alacağının 750,00 TL olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, ... ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda dava konusu işyerinde yiyecek içecek müdürü olarak çalışan davacının aylık giydirilmiş ücretinin 2.504,75 TL olduğu beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının ücretinin 750,00 TL olduğunu belirtmiştir. Davacı tanıklarından ... davacının 2.000,00-2.500,00 TL arasında ücret aldığını, diğer davacı tanığı ise davacının 2.000,00 TL ücret aldığını belirtmiştir. Davalı tanığı ise davacının 1.000,00-1.200,00 TL arasında maaş aldığını beyan etmiştir. Emsal ücret araştırmasında ATSO net 1.400,00-1.600,00 TL, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği net 1.200,00-1.500,00 TL emsal ücret bildirmişlerdir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretini net 1.794,65 TL olarak kabul ederek hesaplama yapılmıştır. Davacının yaptığı iş ve unvanı emsal ücret araştırması ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının ücretinin net 1.500,00 TL olarak kabulü dosya içeriğine uygun düşmektedir. Mahkemece buna göre değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.