Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/29457 E. 2013/26806 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/29457
- Karar No
- 2013/26806
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dava, davacının ödenmeyen kıdem tazmiantını faizi ile birlikte tahsili başlattığı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemine ilişkindir. Davalı, davacının şirketin kuruluş yılından itibaren 01.01.2008 tarihine kadar murakıplık yaptığını,daha sonrada yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu, hissesini devrederek şirketten ayrılmasını müteakip haksız davayı açtığını savunarak davanın reddini istedi Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazmiantı isteğinin reddine karar verilmiştir. Kararı davalı temyiz etmiştir. Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin ... Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda ... mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı ... Kanunu’nun 1. maddesinin 2. fıkrası ve 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanun’un uygulanacağı belirtilmiştir. Kanun’un 2. maddesinde bir ... sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşmez. ... Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrası göre ... sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak ... görmeyi diğer tarafın(işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, ... görme ve bağımlılık ... sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. ... sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede ... görme edimini yerine getirenin ... görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır. Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir. Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür. Limited şirket, hisseli komandit ve kolektif şirketlerde yönetim yetkisi şirket ortaklarından birine bırakıldığında bu kişi müdür sıfatıyla kişi-organ sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 365-367 maddelerine (mülga 6772 TTK 319. maddesine) göre anonim şirketler yönünden yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerine bırakılması halinde bu kişi veya kişiler kişi-organ sıfatını kazanır. Tüzel kişi şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler, doğrudan somut işveren olduğundan işçi sayılmazlar. Yönetim Kurulu üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu ayrıca Yönetim Kurulu üyesinin sorumluluğunun TTK.'da özel olarak düzenlendiği ve mutlak ticari dava olan bu davalara Ticaret Mahkemesi tarafından bakılması gerekir(H.G.K:nun 02.02.2003 gün ve 2003 / 9-82 esas - 65 karar. ve HGK 07.07.2010 gün ve 2010/9-328 esas.- 2010/370 karar sayılı ilamları) Davacının murakıplık yaptığı dönem açısından ise; yürürülükte olan 6102 sayılı TTK 400/3 maddesinde denetçileri, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremeyeceği de düzenlenmiş ve anılan kanunun 399 maddesinde de denetçilerin şirket genel kurulunca seçileceği açıkça belirtilmiştir (mülga TTK 347/son fıkarsı). Davacının satış müdürü olarak hem satışa ait kayıtların tutulamasından hem şirket denetçisi olarak bu kayıtların denetlenemsinden sorumlu olması denetlemenin işlevi ile bağdaşmaz. Denetçinin yaptığı işin niteliği, TTK hükümlerine göre şirket dışından bağımsız kişilerden de seçilebileceği dikkate alındığında denetçli ile şirket yönetimi arasındaki ilişkinin de vekalet ilşkisi kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanununun 1. maddesine göre ... mahkemelerinin görevi “... Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında ... akdinden veya ... Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, ... mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir. Somut olayda şirketin kurucu ortaklarından olan davacının 2003-2008 yılları arasında şirkkette denetçi olarak görev yaptığı, 2008 den itibaren hissesini devredip şirketten ayrıldığı 05.05.2010 tarihine kadar da şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurul üyesi olarak görev yaptığı, bu dönemlerde satış müdürü olarak görev yaptığını belirtse de şirket bünyesindeki her iki görevin vekalet ilişkisi kapsamında kaldığı dikkate alındığında, açılan davanın ticari dava niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre davaya bakmakla Ticaret Mahkemesi görevli olacağından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.