Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/27881 E. 2013/23851 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/27881
- Karar No
- 2013/23851
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :... Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, prim ve yemek alacağı ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin 08.07.1997-30.07.2008 tarihleri arasında davalı bankada yönetmen yardımcısı operasyon yöneticisi olarak çalıştığını, evlilik sebebiyle işten ayrıldığını, brüt maaşının 2.800,00 TL olduğunu, normal çalışma düzeninin haftanın beş günü 09:00-18:00 saatleri arasında olduğunu, ancak müvekkilinin çoğu zaman 21:00'e kadar çalıştığını, Cumartesi Pazar günleride kimi zaman iki kimi zaman dört saat çalışma yaptığını, kullanmadığı izinlerinin bulunduğunu belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ... sözleşmesinin banka yazışma usullerine aykırı olarak bankanın diğer personeliyle gayri ahlaki yazışmalar yapması sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının ... sözleşmesinin feshedileceğini duyması üzerine evlilik sebebiyle tanınan ayrıcalıktan yararlanma saiki ile işten ayrıldığını, davacının e-postalardan da anlaşılacağı üzere mesai arkadaşlarına ve amirlerine karşı ağır hakaretler içeren yazılar yazdığını, personel yönetmeliğine göre işten çıkartılan personele prim ödemesinin yapılmadığını, mesai saatlerinin 09:00-18:00 saatleri arasında olduğunu, davacının imzasını taşıyan ibranameye göre yıllık izin alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının evlilik sebebiyle ... sözleşmesinin feshinin davalı bankanın feshinden önce süresinde yapıldığını, bu nedenle davanın kıdem tazminatına hak kazandığını, ıslah dilekçesine ve bilirkişi raporuna karşı davalı tarafından süresinde itiraz ve zamanaşımı itirazında bulunulmadığı, karar oturumundaki davalının sözlü itirazlarının süresinde yapılmadığından kabul görmediğini belirterek hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacının yıllık izin alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. 4857 sayılı ... Kanunu'nun 59. maddesinde ... sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için ... sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı sebebe dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve ... ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen kanuni bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Somut olayda,davacı davalı işyerinde kullanmadığı yıllık izinlerinin bulunduğunu ve bu izinlerin ücretlerinin ödenmediğini belirtmiştir. Davalı taraf ibranameye göre davacının 2006 yılı öncesi yıllık izin ücretlerinden feragat ederek bankayı ibra ettiğini beyan etmiştir. Dosyadaki ibranamede 2006 yılına ait 23 günlük yıllık izin ücretinin banka hesabına yatırılması, 2006 ve daha önceki yıllara ait yıllık izin ücreti alacağının kalmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. İbranameye göre belirtilen 23 günlük yıllık izin alacağının ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece ibranamede belirtilen 23 günlük yıllık izin alacağının ödenenip ödenmediğinin araştırılması gerekmektedir. 3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusu davacının fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığını noktasındadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de, anılan çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır. Somut olayda, mahkemece tanık beyanlarına itibarla, davacı işçinin tüm çalışma süresi boyunca haftalık sekiz saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek, fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır.Ne var ki,işyerinin mesai düzeni bakımından bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Anılan sebeple, uyuşmazlığın çözümünde uzman bilirkişiye işyerinde inceleme yetkisi verilerek bilgisayar kayıtları ve diğer belgelere göre işyerinde Cumartesi günleri çalışma olup olmadığı belirlendikten sonra tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirmeye tabi tutularak, fazla çalışma ücreti alacağı bakımından bir sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 4-Taraflar arasında işçilik alacaklarının ıslah dilekçesi ile talep edilen kısmının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkar olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. 4857 sayılı ... Kanunu'ndan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunda ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı Kanun'un 32/8 maddesinde işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklarının, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olacağı tartışmasız öğreti ve uygulama tarafından kabul edilmiştir. İşverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret eklerinin geri alınmasında da uyuşmazlığın temelinde sözleşme ilişkisi olmakla zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanmalıdır. Kısmi bir dava açılması halinde alacağın yalnız o kısım için zamanaşımı kesilir. Dava dışı kalan bölümü hakkında, zamanaşımı işlemeye devam eder. 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde ... Mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Bu nedenle zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Somut olayda, davacının taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah ettiği, davalının ıslah dilekçesine karşı ıslah dilekçesinin tebliğinden sonraki ilk celsede zamanaşımı itirazında bulunduğu, mahkemece, ıslah tarihine göre zamanaşımı değerlendirmesi yapılmadığı anlaşılmış olup,davalının ıslah dilekçesine karşı süresinde yaptığı zamanaşımı itirazı dikkate alınarak alacakların yeniden hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.