Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/12362 E. 2011/10637 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/12362
- Karar No
- 2011/10637
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı,1.6.1986 tarihinden itibaren zorunlu SSK'lı çalışmaları dışında tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava; davacının 506 sayılı yasa kapsamında çalışmaları dışında yasal şartlarının oluştuğu dönemlerde tarım ... sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne davacının 1.1.1987-20.4.2011 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasada 506 sayılı Yasanın 79.maddesine koşut geçmiş tarım ... hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım ... sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır.Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek ...’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. ...’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan ... ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır. Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtların incelenmesinde;davacının tarım ... tescilinin 1.6.1986 tarihinde yapıldığı ancak davalı kurum tarafından sonradan davacının 506 sayılı yasa kapsamında sigortalılığı tespit edildiğinden tarım ... tescilinin başlangıç tarihi itibariyle sonlandırıldığı,davacının hiç prim kesintisinin olmadığı,ziraat odası kaydının 1999 tarihinden itibaren devam ettiği,kooperatif kaydının 1986-2003 tarihleri arasında devam ettiği,SSK'lı hizmetlerinin 1.5.1986-30.12.1986 tarihleri arasında kısa süreli olduğu ve 2008 yılında yapılan kadastro tespitinden edindiği taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olayda;davacının tarım ... sigortalılığı her ne kadar çakışan 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışmaları nedeniyle davalı kurum tarafından sonlandırılmışsa da davacının 240 gün olan bu çalışmalarının kısa süreli olması yanında davacının 2926 sayılı Yasanın 10.maddesindeki kayıtlarla tarımsal faaliyetinin ispatı noktasında zilyetliği 1980 tarihlerine dayanan taşınmazlarının bulunduğunun anlaşılmasına göre mahkemece 1.1.1987-20.4.2011 tarihleri arasındaki döneme dair verilen karar doğrudur.Ancak açılan davada davacının kendisini vekille temsil ettirmemesine rağmen davalı kurum aleyhine olarak davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinin silinmesine yerine "3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunun Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.100.00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine "rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 21.11..2011 gününde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Dava,davacının 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaları dışında yasal koşulların oluştuğu dönemlerde Tarım ... sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne,davacının 1.1.1987-20.4.2011 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Yüksel Özel Dairece, yerel mahkeme kararı,hüküm fıkrasının “3.bendi silinerek yerine 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA kararı verilmiştir. Davacı ... davasını ... İş Mahkemesinde bizzat açtığı, bir vekilinin bulunmadığı, yargılama esnasında da kendisini bir vekille temsil ettirmediği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemenin 22.6.2011 tarihli kısa kararında yargılama giderlerine ilişkin bir hüküm kurulmamıştır.Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında ise davacı kendisini bir vekille temsil ettirmediği halde davacı yararına 1100 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ve gerekçeli karar davalı vekiline tebliğ edilmemiştir.Yerel mahkemenin kısa kararı tefhimden itibaren yasal süresi içerisinde davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.Ancak davalı Kurum vekili tarafından,kararın davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin kısmı temyiz edilmemiştir. İş Mahkemeleri Kanununun 5308 sayılı yasayla değiştirilmeyen eski 8.maddesine göre “İş Mahkemesinin nihai kararları tefhim tarihinden itibaren sekiz günü içinde temyiz olunabilir. İş Mahkemelerinden verilen kararlar,Yargıtay’ca iki ay içinde tetkik olunarak karar bağlanır. Yargıtay’ın bu kararlarına karşı karar tashihi istenemez.'' 1086 sayılı eski HUMK'nun 388. maddesi ile yeni 6100 sayılı HMK'nun 297.maddesi hükmün kapsamını düzenlemiştir.Yeni HMK'nun 297. maddesinin ç bendinde hükmün kapsamlarından biri olarak, hüküm sonucu,yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini kapsaması gerektiği açıklanmıştır. 6100 sayılı yeni HMK'nun 316 ve devamı maddelerinde ise basit yargılama usulü düzenlenmiştir. HMK'nun 321. maddesinin 2. bendinde ''Kararın tefhimi,mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir.Ancak zorunlu hallerde,hakim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle,sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir.Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.''hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olayda,yerel mahkeme, İş Mahkemeleri Kanunun 8.maddesine göre nihai kararlara karşı tefhimden itibaren 8 gün içinde yargı yoluna gidileceğinden, HMK'nun 321. maddesi gereğince kısa kararda yargılama giderleri yönünden hüküm kurmak mecburiyetindedir.Şayet bu yapılmadığı takdirde gerekçeli kararın aleyhine hüküm kurulan tarafa tebliğ edilmesi gerekir.Yerel mahkemece kısa kararında yargılama giderleri yönünden bir hüküm tesis edilmemiştir.Davalı Kurum vekili tarafından tefhimden itibaren süresinde süre tutum dilekçesi verilmiş,daha sonra gerekçeli temyiz dilekçesi verilerek işin esası yönünden anılan karar temyiz edilmiştir.Davalı Kurum vekili kısa karara göre temyiz dilekçesi verdiğinden,yargılama giderleri yönünden kararı temyiz etmemiştir.Mahkemenin gerekçeli kararında ise davacı lehine 1.100.- TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.Oysa davacı yargılamanın hiçbir safhasında kendisini vekile temsil ettirmemiştir.Bu nedenle gerekçeli karar davalı Kurum vekiline tebliğ ettirilmeli ve ancak davalı Kurum vekili tarafından yargılama giderleri yönünden açık bir temyiz yoluna gidildiği takdirde, işte o zaman yüksek özel dairece bu temyizin inceleme konusu yapılması gerekmektedir.Ancak sayın çoğunlukça bu prosüdüre riayet edilmeden yerel mahkeme kararı yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmıştır.Sayın çoğunluğun bu kararı usul ve yasaya uygun değildir.Dosya öncellikle geri çevrilerek gerekçeli kararın davalı Kurum vekiline tebliğ ettirilmesi, tebliğ sonucunda açık temyize gelindiği takdirde dosyanın incelenmesi gerekeceğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.Anılan karara bu nedenle muhalifim.21.11.2011