Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2006/10367 E. 2006/13318 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2006/10367
- Karar No
- 2006/13318
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 2/B şerhinin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... 25.04.2005 tarihli dilekçesiyle, ... (Köyü) Beldesi, 64766 m2 yüzölçümündeki 3 sayılı parselden ifraz yoluyla gelen, 28385 m2 yüzölçümündeki 762 sayılı parselin tapuda adına kayıtlı olduğu, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hüküm bulunduğu halde, yasaya aykırı olarak beyanlar hanesine konulan 2/B şerhinin iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin beyanlar hanesinde bulunan, taşınmazın 2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmıştır şeklindeki şerhin iptaline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapunun beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptaline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır. Kesinleşmiş orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalarını uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenmişse de, yörede 1953 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında, çekişmeli 762 sayılı parselin geldiği 3 sayılı parselin, Ekim 1951 tarih 134 sıra numaralı tapu kaydı ile ... adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı, ... ... ve arkadaşlarının ise taşınmazın kendilerine ait tapu kayıtları kapsamında kaldı iddiası ile açtığı dava sonunda, çekişmeli 762 sayılı müfrez parselin geldiği 3 parsel sayılı 75300 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ekli bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen sırasıyla 3109 m2 ve 7425 m2 bölümlerinin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde, ( C) ile gösterilen 64766 m2 bölümünün ise orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı saptanarak, (A) ve (B) bölümlerinin orman kadastrosuna ilişkin belgelerinin 766 sayılı yasanın 46/son maddesi gereğince olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılmasına, (C) ile gösterilen bölüm davalının tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığından davalı ... adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 27.12.1967 gün ve 1954/3174-336 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, kararda (C) ile gösterilen 64766 m2 yüzölçümündeki bölümün 3 parsel sayısı ile ... adına tescil edildiği, daha sonra taşınmazın 8696 m2 bölümünün Karayoluna terk edilip, 28385 m2 yüzölçümündeki bölümün 762, 27685 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 763 parsel sayısı ile ... adına tescil edildiği, adı geçenin 22.11.2003 tarihinde öldüğü, davacı ...ın mirasçılardan olduğu, Tapulama Mahkemesinin 27.12.1967 gün ve 1954/3174-336 sayılı bu kararının, Orman Yönetimini bağlayacak kesin hüküm olduğu, Hazine yönünden ise güçlü delil oluşturacağı göz önünde bulundurularak, tapu kaydının beyanlar hanesindeki “6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhinin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin yukarıda sözü edilen mevcut kesin hüküm nedeniyle, taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir şerh olmadığı gözetilmeden, davacı yararına nisbi avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının üçüncü bendinin kaldırılarak; bunun yerine üçüncü bend olarak “karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine göre 350,00 (üç yüz elli yeni türk lirası) YTL Avukatlık Ücretinin davalı Yönetimden alınarak davacıya verilmesine, cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 12/10/2006 günü oybirliğiyle karar verildi.