Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/5391 E. 2025/8131 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5391
- Karar No
- 2025/8131
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3652 E., 2025/690 K. DAVA TÜRÜ : Nüfus (Kayıt Düzeltilim İstemli) İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/12 E., 2024/130 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının babası olan .. anne adının kayıtlarda .. olarak göründüğünü, ancak babası ... ve kız kardeşi .......in gerçek annesinin ... olduğunu, .... ise üvey anneleri olduğunu, .. ile ... 'in anne bir baba ayrı kardeş olduklarını iddia ederek .. nüfus kayıtlarındaki ... olan anne adının .... olarak düzeltilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.
Bilindiği üzere 4721 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. 5490 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesindeki "yaş, ad, soyadı ve diğer kayıt düzeltme davaları…" ibaresi nazara alındığında, herhangi bir sınırlama olmaksızın nüfus kütüğünde mevcut her kaydın düzeltilmesinin istenebileceği kuşkusuzdur.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35 inci maddesi ile de "Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir" hükmü düzenleme altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 36 ncı maddesine göre de; nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.
Kamu düzeni ile ilgili bulunan davalarda hakim, istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre karar vermek zorundadır. Zira nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicili oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle hâkim, bu tür davalarda doğru sonucun elde edilmesi için tüm maddi olguları resen araştırmalı, bilimsel çalışmaların ulaştığı bütün olanaklardan yararlanmalıdır.
Belirtmek gerekir ki tüm canlılarda genetik kodu içeren DNA konusunda yapılan araştırma ve incelemeler de çağımızın en önemli bilimsel gelişmelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gen teknolojisinde yaşanan bu gelişmeler, hukuku da kaçınılmaz bir şekilde etkilemiş ve bu teknoloji sayesinde uyuşmazlık konusu olan bazı maddi vakıaların güvenilir şekilde aydınlatılması olanaklı hâle gelmiştir.
Günümüz tıp teknolojisiyle bir bireye ait kalıntılar ile muhtemel aile bireylerinin DNA'sı kıyaslanarak kimliklendirme gerçekleştirilebilmektedir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, soybağını ve miras hukukunu ilgilendirmeyen nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda mahkemece tüm delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesinden sonra dahi sonuca ulaşılamaması hâlinde DNA incelemesi yaptırılması gerekirken, soybağı ve miras hukukunu ilgilendiren nüfus davalarında davanın ispatı için sunulan delillerle yetinilmeyip, kimliklendirme için DNA testi yapılması zorunludur.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davacının babası olan ... ile ... anne bir baba ayrı olan kız kardeşi ... 'in annesi olduğu iddia edilen ... mezar yerinin bulunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de dosyanın yapılan incelemesinde Mahkemece "anne bir, baba ayrı" kardeş oldukları iddia edilen ve mezar yerleri bilinen ... ve ... 'in mezarları açılıp DNA örneği alınarak aynı anne soyundan gelip gelmediklerine yönelik inceleme yapılmadığı gibi, davacı vekili tarafından dosyaya delil olarak sunulan kadastro tespit tutanağı yönünden de herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Anne bir, baba ayrı kardeş oldukları iddia edilen ... ile .... in nüfus kayıtları üzerinde yapılan incelemede ... 'in anne hanesinde ... isminin, ... anne hanesinde ise ... isminin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece anne bir, baba ayrı kardeş oldukları iddia edilen ... ve .. 'in mezarları açılıp DNA incelemesine esas örnekler alınıp, İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesine gönderilerek mitokondriyel DNA incelemesi yaptırılarak ... ve .... 'in aynı anne soyundan gelip gelmediği hususunda rapor alınması ve davacı vekilinin sunduğu kadastro tespit tutanağı ve bu tutanakta belirtilen taşınmaza ilişkin kadastro dosyasındaki tüm tedavülü kayıtlar ile tüm bilgi ve belgelerin onaylı suretlerinin ilgili yerlerden getirtilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.