Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/4306 E. 2025/8511 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4306
Karar No
2025/8511
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1775 E., 2025/210 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/166 E., 2022/416 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından ise kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava; evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı karşılıklı boşanma istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "...Mevcut dosya kapsamına göre her iki tarafça da af sonrası diğer tarafın kusurlu davranışı ispat edilememiş ise de evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı hususu sabit olmakla, boşanmalarının selametlerine olacağı kanaati ile her iki tarafın da boşanma arzusu içerisinde oldukları anlaşılmakla davanın reddi cihetine gidilmemiş, her iki taraf da eş kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmasına karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçeyle her iki davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi hükmü taraf vekillerince istinaf edilmekle istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından taraf vekillerinin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinde "...Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği..." hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan yine böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da madem ki birlik artık sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. Yapılan açıklama doğrultusunda; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle her iki davanın da kabulüne karar verilmişse de yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların dinlenen tanıklarının bazılarının taraflar arasındaki geçimsizliğe dair bilgi sahibi olmadığı, bazılarının ise taraflar arasında önceye dayalı gerçekleşen olayları anlattıkları ve beyanlarında anlatılan kusurlu davranışlardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği ve tarafların işbu boşanma davaları açılmadan kısa süre önce ayrıldıklarının belirtildiği, önceye dayalı gerçekleşen olayların affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı, taraflara kusur olarak yüklenemeyeceği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflara yüklenecek kusurlu davranışların ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken her iki davanın da reddi gerekirken, hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu oldukları belirlemesi ve her iki davanın kabulü ile boşanmaya hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının her iki taraf yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4306, K. 2025/8511, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-4306-e-2025-8511-k-2db1f176ea74