Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/10461 E. 2025/5411 K.

Konu: Aile Konutu Şerhinin Kaldırılması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10461
Karar No
2025/5411
Karar Tarihi
Konu
Aile Konutu Şerhinin Kaldırılması

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1960 E., 2024/1994 K. DAVA TÜRÜ : Aile Konutu Şerhi Terkini İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/299 E., 2024/361 K. Taraflar arasındaki aile konutu şerhinin kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı vekili tarafından harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığını iddia ederek, taşınmazın tapu kaydındaki aile konutu şerhinin kaldırılmasını talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "... tarafların boşanmalarına ilişkin Almanya Federal Cumhuriyeti Friedberg Aile Mahkemesi'nin 24.05.2018 tarihli kararının Ankara 9. Aile Mahkemesi 2019/681 esas 2020/567 karar sayılı ilamı ile tanınmasına karar verilmiş olup verilen kararın 18.04.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla dava konusu taşınmazın aile konutu niteliğinin ortadan kalkması sebebiyle davanın konusuz kaldığı, davalı tarafın eylemleri ile iş bu davanı açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmakla yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, vekâlet ücreti, harç ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından vekâlet ücreti, harç ve yargılama giderleri yönünden istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince "... Davanın açıldığı tarihte tarafların Almanya'da boşanmış olmaları nedeniyle taşınmazın aile konutu vasfı kalmamıştır. Ancak yabancı boşanma ilamının Türkiye'de tanınmamış olması nedeniyle evliliklerinin devam ediyor gözükmesinden kaynaklı olarak tapudaki davalı lehine olan aile konutu şerhi ancak ya davalının başvurusu yada eldeki davanın olumlu sonuçlanması ile kaldırılabilecektir. Davalının eldeki davanın açılmasından önce şerhin kaldırılmasına yönelik herhangi bir başvurusu olmamıştır. Her ne kadar dava konusuz kalmış ise de davanın açılmasına davalı sebebiyet vermiştir. İlk Derece Mahkemesince yanılgılı olarak davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediği, bu nedenle harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu olduğu yönündeki değerlendirmesi hatalı olmuştur..." şeklindeki gerekçe ile istinaf başvurusu kabul edilerek davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aile konutu, Türk Medeni Kanunu düzenlemesi içinde değişik maddelerde ( 240, 254, 279, 652) yer alsa da, konuyla ilgili temel düzenlemelerden olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre; "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi "konulmuş olmasa da" eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz konuta şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "kurucu " değil "açıklayıcı " şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, "emredici" niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak "belirli olan " bir işlem için verilebilir. "Aile konutu", kaynağını Anayasa'nın 41 inci maddesinden alan, ailenin korunmasını amaçlayan düzenlemelerden birisidir. Evlilik birliğinin devamı eşler açısından iyi gitmediği zamanlarda malik olan eşin, diğer eşi cezalandırmak amacıyla, ilk işinin ailenin yaşadığı konutu elden çıkarmak olduğunu tecrübeler göstermektedir. Bu nedenle 4721 sayılı kanunun 194 üncü maddesi ile genel olarak aile, özelde ise malik olmayan eş ve çocuklar korunmak istenmiştir. aile konutunun unsurları; aile, konut ve ailenin yaşam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer olarak belirlenebilir Bir konutun aile konutu olarak nitelendirilmesi için ailenin ortak kullanımına hizmet etmesi yeterlidir (ACAR, Faruk: Aile Hukukumuzda Aile Konutu Mal Rejimleri ve Eşin Yasal Miras Payı, 3. Bası, Ankara 2012, s. 20). Aile konutunun tanımlaması içinde, aile konutunun temel unsurlarından birisi eşlerin yaşam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer olarak kabul edilmektedir (DURAL/ÖĞÜZ/GÜMÜŞ, s. 204; NEBİOĞLU ÖNER, s. 121-122; AYAN, s. 66). Nitekim Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü 2002/7 sayılı "4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu" Konulu Genelge’sinde; “aile konutunun, eşlerin bütün yasam faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve düzenli yerleşim amacıyla kullandıkları mekânları ifade ettiği” belirtilmiştir. Konutun aile konutu olma kriterleri, fiziksel niteliğinden çok aile üyelerince yaşam merkezi haline getirilmesi; öznel olarak bu amaca tahsis edilmesi yanında, nesnel olarak da bu niteliğinin üçüncü kişilerce biliniyor olması gerekir (GÜMÜŞ, Mustafa Alper: Türk Medeni Kanunu’nun Getirdiği Yeni Şerhler, Ankara 2003, s. 34; NEBİOĞLU ÖNER, s. 129). Bu noktada taşınmazın eylemli olarak kullanılmasından maksadın, “sürekli ve kesintisiz olarak kullanma” olmadığını ifade etmek gerekir. Nitekim uygulamada, eşlerin eylemli olarak ayrı yaşamaları halinde, aile konutunun bu niteliğinin devam edeceği kabul edilmektedir. Öte yandan, evlilik birliğinin ölümle sona ermesi halinde dahi aile konutunun bu özelliği, “aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi” (TMK. m. 240, 652) bağlamında önem arz etmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/2-473 Esas 2014/92 karar 12.02.2014 tarihli ilamı) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesinde de " Yargılama giderleri haksız çıkan taraftan alınır." düzenlemesi, yine aynı kanunun 323 üncü maddesinin (ğ) fıkrasında ise "Vekâlet ücreti de yargılama giderlerindendir" düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesinde " Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıdaki bilgiler ışığında, dava konusuz kaldığından tarafların dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece davanın görülmesi için gerekli koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, kısacası davada tarafların dava tarihi itibariyle haklılık durumu gereği gibi değerlendirilmeden ve hüküm yerinde tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde Mahkemece yapılacak iş tarafların dava tarihi itibariyle haklılık durumları somut olaydaki mevcut durum ve koşullar da göz önünde bulundurularak değerlendirilip harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bir karar vermekten ibarettir. Hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönlerinden BOZULMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle kabul edildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10461, K. 2025/5411, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-10461-e-2025-5411-k-a01e09dcce7f