Yargıtay · 18. Hukuk Dairesi
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/11401 E. 2013/15797 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 18. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/11401
- Karar No
- 2013/15797
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak taşınmaz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece ... yönünden davanın husumetten reddine, diğer davalılar Bursa İl Özel İdaresi ve ... hakkında ise kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi davalılar vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalı ... vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalı ... belediyesi vekili Av.... ile İl Özel İdaresi vekili Av.... ve aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av.... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 12.601 m² yüzölçümünde olduğu, 11.967,64 m²’lik kısmının imar planında yol ve park alanında kaldığı, bu bölümün 412 m²’sine fiilen el atılarak yol ve kaldırım yapıldığı, 633,36 m²’lik kısmının imar planında eğitim alanında kaldığı bir kısmına fiilen el atıldığı, taşınmazın kalan bölümlerine ise fiili el atma bulunmadığı, fiilen el atılmayan taşınmaz bölümünün 3194 sayılı İmar Kanununun 7 ve 8. maddeleri kapsamında düzenlenen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kamuya özgülenmesi sebebiyle mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği, mahkemece taşınmazın tamamının bedeline hükmedildiği anlaşılmaktadır. 1-Taşınmazın fiilen el atılmayan kısmı ile ilgili davalı ... aleyhine açılan dava yönünden yapılan incelemede; Taşınmazın imar planında yol olarak planlanan güzergahını kapatacak şekilde, mevcut başka bir yolun devamı niteliğinde ve imar planına uygun olmayacak şekilde taşınmaza yol ve kaldırım yapılmak suretiyle fiilen el atılması ve el atılan ile kalan kısmın yüzölçümleri ve geometrik şekilleri dikkate alındığında taşınmazın sadece fiilen el atılan kısmı yönünden hüküm kurulması gerekir. Fiilen el atılmayan kısım yönünden ise; Uygulama ve öğretide kamu idarelerinin, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemlerin idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmaları idari eylem olarak tanımlanmakta olup somut olayda ilgili taşınmaz kısmına idarenin icra yetkisini hukuka aykırı olarak kullanması olarak nitelendirilebilecek fiili el atma durumu söz konusu olmadığına göre, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca tek yanlı idari işlemle düzenlenen imar planları ve bu planlara dayanılarak yapılan işlemlerin idari nitelik taşıdığı, söz konusu imar planlarının zamanında uygulamaya geçirilmemesi durumunun da idari eylem olarak kabulünün gerektiği kabul edilmektedir. Yukarıda açıklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak açılan davalarda, görev itirazında bulunulması ve olumlu görev uyuşmazlığı çıkması üzerine durum Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından değerlendirilmiş ve 09.04.2012 gün 2011/238E.–2012/63K. ve 2012/41 E- 2012/77 K. sayılı kararlarında fiili el atmanın bulunmadığı durumlarda idari yargı yerinin görevli bulunduğuna karar verilmiştir. Ayrıca 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun değiştirilen Geçici 6. maddesinin 10.fıkrasında da “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir. Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de; mahkemelerin göreviyle ilgili hususlar kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görevin, bozmaya uyulmakla doğan kazanılmış hak kuralının bir istisnası olduğu İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 04.02.1959 tarih 1957/13E-1959/5K. sayılı ilamında da belirtilmiştir. Bu nedenlerle; fiilen el atılmayan taşınmaz kısmı yönünden davacı tarafın mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, dava konusu taşınmazın, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine ilişkin hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, 2-2012/465 esas sayılı birleştirilen dosyada Bursa İl Özel İdaresine karşı açılan dava yönünden yapılan incelemede; Mahkemece taşınmazın 633,36 m²’lik kısmının imar planında eğitim alanında kaldığı gerekçesiyle bedelinin davalı ... İdaresinden tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın bu kısmıyla alakalı asıl dosyada hazırlanan 23.07.2010 tarihli fen bilirkişisi raporunda, imar planında eğitim alanı olarak belirlenen kısmın tamamına fiilen el atıldığı belirtilmesine rağmen, birleştirilen dosyada fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 06.12.2012 tarihli raporda 14,62 m²’lik kısmına tel örgü çekilmek suretiyle el atıldığı kalan kısma el atılmadığı belirtilmiştir. Öncelikle bu tel örgü çekilmek suretiyle el atmanın hangi idare tarafından yapıldığı araştırılıp davalı idarenin fiili el atmalarının bulunmadığı yönündeki itirazları da dikkate alınarak iki fen bilirkişisi raporları arasındaki çelişki giderilecek şekilde ek raporlar alındıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi, 3-Davalılardan ... hakkında davanın reddi ya da kabulü yönünde herhangi bir hüküm kurulmamasına rağmen lehine vekalet ücreti takdiri, 4-Ayrıca 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun değiştirilen Geçici 6. maddesinin 7 ve 13. fıkralarında getirilen “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” ve “…bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.” düzenlemeleri karşısında harç ve vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalılardan ... ile İl Özel İdaresi yararına takdir edilen 990,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı taraflara verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.