Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/4919 E. 2012/9199 K. – Rücuen Tazminat
Konu: Rücuen Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/4919
- Karar No
- 2012/9199
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuen Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -KARAR- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalıya ait aracın trafik sigortacısı olduğunu, 22.06.2010 tarihinde gerçekleşen kazada müvekkilinin dava dışı üçüncü kişiye 13.160 TL ödeme yaptığını, kaza anında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ileri sürerek ödenen 13.160 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, usulüne uygun Davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile, 13.160 TL'nin 18.09.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece makine mühendisi...'dan kusur durumuna ilişkin 15.08.2011 tarihli rapor aldırılmış, mahkeme bu rapora itibar ederek davanın kabulü yönünde hüküm tesis etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bu raporda, sürücü ... ...'ın kaza anında alkollü olduğu hususunun sabit kabul edildiği görülmekle beraber, hangi somut ve tartışmasız verilerin bu kabulde etkili olduğu ise anlaşılamamaktadır. Sürücünün kaza anında alkollü olduğu hususu sabit kabul edilse dahi, raporda bu hususun kazanın oluşumunda etkisi üzerinde durulmamıştır. Mahkemece öncelikle sürücünün kaza anında alkollü olup olmadığının tesbit edilmesi, alkollü olduğu kanaatine ulaşılması halinde ise aşağıda ifade edileceği üzere kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği hususunun netleştirilmesi gerekmektedir. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirir olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; mahkemece öncelikle sürücünün kaza anında alkollü olup olmadığı hususunun tereddütsüz bir biçimde ortaya konması, daha sonra da sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Yukarıda anlatılan tüm bu kurallar, şüphesiz sürücünün alkollü olması durumunda geçerlidir. Hal böyle iken, mahkemece böyle bir araştırmaya hiç girilmeksizin, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12.09.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.