Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/16515 E. 2013/1731 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16515
Karar No
2013/1731
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı Ges Elek. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilince Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesi ile davalılardan Ensmet Elek. Malz. San. Tic. A.Ş.'ne kiralanan aracın davalı sürücü ... idaresinde iken karıştığı trafik kazası sonunda, karşı araçta oluşan hasar bedelini sigortalısına ödeyen ve karşı aracın kasko poliçesini temin eden Ak Sigorta A.Ş.nin müvekkili davacı ve araç sürücüsü aleyhinde açmış olduğu rücuen tazminat davası (İzmir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.ve 2009/230 K.sayılı dosyası) ve yapılan icra takibi sonunda (İzmir 22.İcra Müdürlüğünün 2009/17337 sayılı takip dosyası) müvekkili tarafından ödenen toplam 19.892,00 TL.nın (aracın trafik sigorta poliçesini temin eden davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) 12.5.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare davalı ... hakkındaki davayı takip etmeyeceklerini bildirmiştir. Davalı ... vekili, davacının müvekkili nezdinde 3.kişi olmayıp bizatihi sigortalıları olduğunu, ZMSS poliçesi ile 3.kişilerin zararları teminat altına alındığından davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, olayda iki yıllık zamanaşımının da dolduğunu ve poliçe gereği bir sorumlulukları bulunmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Diğer davalı şirket vekili, olayda iki yıllık zamanaşımının dolduğunu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen Ensmet Elek. Malz. San. Tic. A.Ş.nin 08.12.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müvekkili Ges Elek. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. ile birleşmesi nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini ve davanın reddini savunmuştur. Davacı tarafından İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından aynı sebebe dayalı olarak davalı Ges Elek. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılmış olan dava bu dosya ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı ... hakkındaki dava atiye terk edildiğinden bu davalı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ...Ş. hakkındaki davanın reddine, asıl davadaki davalı şirketin birleşme kararı ile Ges Elek. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. adını aldığından ve şirket birleşmesinden dolayı birleşilen şirketin de 3.kişilere karşı borçlardan sorumlu olması ve Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesi uyarınca, bu davalı hakkındaki davanın kabulü ile 19.892,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı Ges Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-) Dava, trafik kazası nedeniyle karşı araçta oluşan hasar bedelini ödeyen araç işleteninin zarar sorumlularına karşı açtığı rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden,Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, kural olarak davalı ... şirketi davacı işletene ait ... plakalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında 3.kişi aracında meydana gelen hasardan kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. Dosya kapsamına göre davalı ... şirketinin araç sürücüsünün alkollü olduğundan bahisle ve hasar sigorta teminatı dışında kaldığından dava konusu hasar için ödeme yapmadığı anlaşılmaktadır. Davalı sigortacı aleyhine bu yönde açılmış bir dava ve takip bulunmamaktadır. Davacı ... ettirenin aleyhine açılan dava ve takip sonunda ödediği 3.kişi aracındaki hasar bedeli yönünden trafik poliçe limiti dahilinde davalı ... şirketine rücu davası açabileceği, dolayısıyla olayda aktif dava (husumet) ehliyetinin bulunduğu kabul edilmelidir. 3-) Yukarıda açıklandığı üzere, davalı sigortacı aleyhine trafik poliçesi nedeniyle açılmış bir dava bulunmadığından dava konusu kazanın meydana gelmesinde sürücünün aldığı alkollün münhasıran etkili olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmamış, dolayısıyla bu davalı yönünden hasarın teminat kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiştir. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde,yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) O halde, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında mahkemece öncelikle kaza sırasındaki sürücü ...'in alkol durumuna ilişkin bir tespit ve ölçüm yapılıp yapılmadığının araştırılarak belirlenmesi, sonucuna göre dosyanın içlerinde nöroloji ve trafik kusur uzmanının bulunduğu bilirkişi kuruluna tevdii ile kazanın oluş şekli, yol, hava vs.hususlar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın münhasıran (salt) alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka unsurların da olaya etkisi bulunup bulunmadığının saptanması yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 4-) Kabule göre de; dava dilekçesinde davalı ... şirketinin poliçe limiti dahilinde (6.000,00 TL.) sorumluluğu- na karar verilmesi talep edilmiş olmasına karşın, davalı ... hakkındaki davanın reddi nedeniyle dava dilekçesindeki toplam miktar üzerinden davacı aleyhine fazla nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli değildir. SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Ges Elekt. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.063,60 TL kalan harcın temyiz eden davalı Ges Elekt. Malz. San. Tic. Ltd. Şti'nden alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/16515, K. 2013/1731, T. 18.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-17-hukuk-dairesi-2012-16515-e-2013-1731-k-84e259eb535a