Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/4473 E. 2010/8059 K. – Rücuen Tazminat

Konu: Rücuen Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/4473
Karar No
2010/8059
Karar Tarihi
Konu
Rücuen Tazminat

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası müvekkilince yapılan aracın neden olduğu kazada aracı hasarlanan üçüncü kişiye müvekkilince 5.000,00 TL tazminat ödendiğini, ancak araç sürücüsü alkollü araç kullandığı için bu zararın teminat dışı olduğunu, bu alacağın 109,72 TL işlemiş faiziyle davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, istemin fahiş olduğunu ve inkar tazminatı istenemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve nörolog bilirkişi raporuna göre kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.161,25 TL asıl alacak ve 91,31 TL işlemiş faiz üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu Ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde,yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nın 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Öte yandan, HUMK’nun 281. maddesi hükmüne göre, mahkemece birlikte atanan bilirkişi kurulu üyeleri, konuyu aralarında görüştükten sonra sonuca varıp raporu birlikte düzenlemeleri, muhalefette kalan olur ise, kendi görüşünü ya ortaklaşa düzenlenen raporun altına ya da ayrı ek bir rapor halinde belirtmesi gerekir.Buna göre yasanın bilirkişi kurulundan birlikte rapor alınmasında güttüğü amaç yerine getirilmelidir..(Bkz: B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, ..., 1980, s.1893,Y.HGK.’nun 3.3.1971 gün ve 4/208-118 sayılı ve Dairemiz’in 2003/12933 E.-2004/11188 K. sayılı kararları) Somut olayda, mahkemece önce nörolog bilirkişiden ayrı bir rapor alınmış, bundan sonra teknik bilirkişiden kusur ve hasara ilişkin ayrı bir rapor alınmıştır. Ayrıca alınan nörolog bilirkişi raporunda da kazanın münhasıran alkolün tesiri altında olup olmadığı hususunda da kesin bir görüş bildirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı diğer etkenlerinde etkili olup olmadığı hususunda, nörolog ve diğer iki kusur hasar uzmanı bilirkişi kurulundan ek bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Davalı dava konusu araçta oluşan gerçek zarardan sorumludur. Davalı tarafça, gerek eksper raporunda ve gerekse mahkemece alınan bilirkişi raporunda, aracın piyasa değeri ile belirlenen hasar bedeli karşılaştırıldığında, zararın belirlenmesinde araç için pert uygulaması yapılması ve buna göre tazminatın değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur. O halde mahkemece, davalının bu yöndeki savunması üzerinde de durulmalı, aracın tamirinin ekononik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bdeli, ekonomik değil ise, kaza tarihindeki ikinci el satış rayiç bedeli ile hasarlı bedelinin tesbiti ile, Sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir. SONUÇ: Yukarıda her iki bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/4473, K. 2010/8059, T. 11.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-17-hukuk-dairesi-2010-4473-e-2010-8059-k-621cdd372556