Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2007/3640 E. 2007/3951 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/3640
- Karar No
- 2007/3951
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.08.2006 tarihli ve 2006/35041 soruşturma, 2006/9192 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair, mercii Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 09.11.2006 tarihli ve 2006/745 sayılı kararı kapsayan dosya incelendi. Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin benzeri bir olay sebebiyle vermiş olduğu 27.12.2006 tarihli ve 2006/4517-8316 sayılı kararıyla, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mal varlığını eksiltmek iddiasıyla sanığa isnat edilen suç 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 6.fıkrasında “Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur” hükmünün yer aldığı, öte yandan aynı kanunun "Muhakeme Usulü" başlıklı 349/1. maddesinde, muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre, şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğü giren 5358 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 346. maddesinin son fıkrasındaki "Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır" hükümleri karşısında, sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağının ifade edilmiş olması karşısında, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 28.06.2007 gün ve 34206 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.08.2007 gün ve K.Y.B.2007/148834 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığa isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 6.fıkrasında "bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur” yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır" hükümleri karşısında, sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 09.11.2006 tarihli ve 2006/745 sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahalli mahkemesine iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2007 gününde oy birliğiyle karar verildi.