Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2005/13509 E. 2006/1328 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2005/13509
Karar No
2006/1328
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro tespiti sırasında 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parseller tapu kaydına dayanılarak 72 hisse itibariyle 18 hissesinin ..., 18 hissesinin ..., 21 hissesinin ..., 15 hissesinin ... adına tespit edilmiştir. Taşınmazlar belirtilen şekildeki tespitine karşı Hazine ile ... ve ... ... vekilleri tarafından dava açılmıştır. Hazine, davaya konu parsellerin mütegayyip şahıslara ait olup Hazineye intikal ettiğini, diğer davacılar ise yarı hisse sahipleri ... ve ...’ın ölüm tarihleri ve kullanma oturumu itibariyle tapu kayıtlarının kendileri yararına hukuki kıymetini kaybettiğini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; Hazinenin davasının reddine, diğer davacı ... ve ... ...’nun davasının kabulüne, taşınmazların 42/72 payının ... ... mirasçıları, 30/72 payın ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. Karar davanın diğer tarafları ile davalı ... mirasçısı ...adına vekili Avukat ... ’na tebliğ edilmiştir. Yerel mahkeme kararı Hazine ve müdahiller tarafından temyiz edilmiştir. Yerel mahkeme kararını inceleyen Yargıtay 7.Hukuk Dairesi 8.3.1996 tarih 1995/6980 esas ve 1996/2185 karar sayılı ilamı ile “4831, 4834, 4845, 4848, 5434 nolu parsellerin kendilerine pay verilen ...,...,...’nun kaçak ve yitik kişi olmadığı, hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararı içeriğiyle kabul edildiğine göre adı geçenlerin paylarına yönelik Hazine davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle bu yöne ilişkin Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, Hazinenin 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parseller hakkında oluşturulan hükme ilişkin temyizine gelince; temyize konu parsellerdeki tespit malikleri ... ve ... isimli kişilerin kaçak ve yitik kişi olmadığı, bu kişilerin paylarının Hazine dışındaki davacılar tarafından zilyetlik yoluyla iktisap edildiği gerekçe gösterilecek hüküm kurulmuştur. Ne var ki; ... ile ...’ın mirasçılarının İstanbul’da oturmadıkları, kaçak ve yitik kişilerden olduğu, kendilerini tanıyan kişilerin bulunmadığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerden anlaşılmaktadır. Bu kişilerin kaçak ve yitik kişi olduğu anlaşıldığına göre adı geçenlere ait payların Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir..” düşüncesi ile ... ve ... hisseleri yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. .../. SH:2 2005/13509-2006/1328 Yerel mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama üzerine mahkemenin 25.11.1997 tarih 1997/1 esas, 1997/6 sayılı kararı ile dava konusu 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 nolu parsellerin tespitlerinin iptali ile tamamı 144 pay kabul edilerek 42/144 payının ..., 30/144 payın ... mirasçıları, 72/144 payının Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesi 6.7.1998 tarih 1998/2317 esas, 1998/3119 karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme kararını onamış ve bu karar 22.10.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Yerel mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra tespit maliklerinden ... mirasçısı ...vekili Avukat ..., 18.6.2002 tarihli dilekçe ile müracaat ederek ...’ın murisi ... oğlu ...’in İstanbul’da bulunduğunu, tapuya işlemler yaptığını, veraset ilamında ...’ın 1890 yılında ...’nin de 1328 yılında İstanbul’da vefat ettiklerinin belirtildiğini, kaçak ve yitik kişi olmadıklarını, davalı ... mirasçısı ...’nin yargılama sırasında 19.6.1976 yılında vefat ettiğini, ölümle vekalet akdinin sona erip, mahkemece kararın ...vekili olduğundan bahisle Avukat ...’na tebliğ edilmesinin yasaya aykırı bulunduğunu, karar ... mirasçılarına usulen tebliğ edilmediği için kesinleşmesininde söz konusu olamayacağını ifade ederek hükmün bozulması talebi ile temyiz incelemesi isteğinde bulunmuştur. ...vekilinin bu talebini inceleyen Bakırköy Kadastro Mahkemesi 1.7.2002 tarih 1997/1 esas, 1997/6 sayılı kararıyla “sürenin geçirilmiş bulunması nedeniyle temyiz talebinin süre yönünden reddine” karar vermiştir. Bakırköy Kadastro Mahkemesinin söz konusu red kararının ...vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesi 3.5.2004 tarih 2004/1068-1687 sayılı kararı ile yerel mahkeme kararını oy çokluğu ile onamıştır. ... mirasçısı ...vekilleri Avukat ..., Avukat ... ve Avukat ..., 22.7.2004 tarihinde karar düzeltme isteğinde bulunurken, 26.10.2004 tarihli bir başka dilekçeyle Yargıtay 7.Hukuk Dairesi Başkanlığına müracaat ederek Daire Başkanı ... ve... haklarında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda tazminat davası açıldığını bildirerek adı geçen Başkan ve Üyeler istinkafa davet edilmiştir. Davalı vekillerinin bu talebi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesi Başkanı ... ile Üyeler ... ve ...’un 5.11.2004 tarih 2004/3391-4078 sayılı kararla “davaya bakmaktan çekinmişler, Üye ... ve ...’ın da 5.11.2004 tarihinde istinkaf etmeleri üzerine; Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun 19.11.2004 tarih ve 15 sayılı kararı ile dosyanın incelenmesi görevi Yargıtay 16.Hukuk Dairesi’ne verilmiştir. Yapılan inceleme sonunda davalı ... mirasçısı ...’nin 19.6.1976 tarihinde yargılamanın devamı sırasında vefat ettiği, yerel mahkeme kararının 27.3.1991 tarihinde vekili Avukat ... ’na tebliğ edildiği belirlenmiş bulunmaktadır. Müşahhas olayda öncelikle halledilmesi gereken sorun bu tebligatın geçerli bulunup bulunmadığı hususundadır. Sözleşmeden yada işin niteliğinden tersi anlaşılmadıkça vekillik gerek vekilin, gerek vekalet verenin ölümü, eylem yeteneğini yitirmesi ya da iflası ile sona erer. Gerek temsil yetkisi, gerekse vekalet ilişkisini düzenleyen B.K. 35 ve 397. maddeleri hükümleri Bu karineyi hükme bağlamıştır. Bu karine aslolanın ölümle temsil yetkisi ve vekalet ilişkisinin sona ermiş olacağıdır. Olayda vekalet ilişkisinin ölümden sonrada devam edeceği hususunda vekaletnamede bir hüküm bulunmadığı gibi işin niteliğinde vekaletin devamını gerektirmemektedir. Bu itibarla davalı ...’nin ölümünden 15 yıl sonra vekili sıfatıyla Avukat ...’na yapılan tebligatın geçerli olduğunu ve hükmün kesinleştiğini kabul etmek mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, ... mirasçısı ...vekilleri Avukat ..., Avukat ... ve Avukat ...’ın karar düzeltme isteklerinin kabulüne, .../. SH:3 2005/13509-2006/1328 Yargıtay Yüksek 7.Hukuk Dairesi’nin 3.5.2004 tarih 2004/1068-1687 sayılı kararının kaldırılmasına, yasaya aykırı olduğu yukarıda ifade olunan Bakırköy Kadastro Mahkemesinin 1.7.2002 tarih 1997/1 esas, 1997/6 sayılı kararının bozulması suretiyle ortadan kaldırılmasına karar verilip ... mirasçısı ...vekili Avukat ...’in 18.6.2002 tarihli temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğinden sonra işin esastan incelenmesine gelince; Kayıt maliki davalı ... mirasçılarının kaçak ve yitik kişilerden olduğu, İstanbul’da oturmadıkları ve kendilerini tanıyan kişilerinde bulunmadığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle saptandığına, bir an için ... mirasçılarının kaçak ve yitik kişi olmadıkları kabul edilse dahi adı geçenlerin taşınmazları hiç kullanmamaları ve arazilerin devamlı surette 3. kişiler tarafından kullanılmış olması ve kayıt malikinin ölüm tarihi nazara alındığında dayanılan tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi gereğince hukuki kıymetini kaybettiği bu suretle temyiz edenlerin taşınmazlar üzerinde korunmayı gerektirir bir haklarının bulunmadığı mahkemece mahallinde yapılan keşif, uygulama, bilirkişi ve tanık sözleri, celbedilip tetkik edilen nüfus kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile belirlendiğine göre adı geçenlerin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 27.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2005/13509, K. 2006/1328, T. 27.02.2006, www.arakarar.com/karar/yargitay-16-hukuk-dairesi-2005-13509-e-2006-1328-k-4bcad58dd443