Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/2559 E. 2013/16890 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/2559
- Karar No
- 2013/16890
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir. Sanık ...’ın, diğer sanık ... ’ın 03.12.1990 tarihli doğumundan hemen sonra 06.12.1990 tarihinde kendisi ve ölen eşi ... 'dan olmuş gibi nüfusa kayıt ettirdiği, gerçekte sanık ...'nin, sanık ...'ın ölen eşi ... 'ın oğlu olan ...'ın kızı olduğu, sanık ...'ın, 23.04.2004 tarihinde ...’nin vefatını üzerine kalan maaşını çocuğu konumunda gözüken sanık ...’nin alması için müracaat ettiği ve o tarihten sonra da sanık ...’nin bu parayı haksız olarak aldığından bahisle, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanık ...'nin ... ve ... 'ın kızları olarak nüfusa tescil edildiği, bu tarihten sonra sanığın, ... ve ... çiftinin kızı gibi yanlarında yaşadığı, bu hususun sanığın biyolojik babası olan tanık ... ve tanık ... anlatımlarıyla da doğrulandığı, ... 'ın ölümü üzerine yaşı nedeni ile sanık ...'ın talebi üzerine sanık ...'ye aylık bağlandığı, ...' nin 18 yaşını ikmal etmesi üzerine bu aylığın ...'nin talebine istinaden ödenmeye devam edildiği, ... ölümünden sonra da sanık ...'nin ... ile yaşamaya devam ettiği, bu hususun da tanık anlatımlarıyla doğrulandığı, sanık ...'nin nüfusa tescil edildiği 06.12.1990 tarihinden yaklaşık 14 yıl sonra kayden annesi gözüken ...'nin ölümü üzerine kendisine aylık bağlanması nedeni ile dolandırma kastıyla hareket edildiğinden bahsedilemeyeceği, kayden kızı göründüğü ...'den intikal eden maaşı almasının da nüfus kayıtlarında yapılacak düzeltmeye kadar hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, sanığın suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın hüküm tarihinden sonra 20.06.2011 tarihinde öldüğünün UYAP'tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.