Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/6511 E. 2013/16873 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/6511
- Karar No
- 2013/16873
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanıkların, birlikte hareket ederek yaşlı ve dul bir bayanda tarihi altın olduğu yönünde katılanı hileli hareketlerle ikna ederek bir adet numune altın verdikleri, katılanın numune altının gerçek olduğunu kuyumcudan öğrenmesi üzerine sanıklara çevresinden ödünç alarak topladığı 46.150 TL parayı verdiği, ancak; sanıkların ortadan kaybolmasıyla dolandırıldığını anladığı, sanıkların, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin yerinde görülmeyen diger temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanıklar ... ve ... ile sanık ...'ın birbirlerini suçladıkları ve bu halde aralarında menfaat çatışması olduğu gözetilerek 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1-b ve 5271 sayılı CMK'nın 152. maddeleri uyarınca ayrı müdafiiler atanması gerekirken aynı müdafii atanması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması ve bu sanıkların beyanları hükme esas alınarak diğer sanıklar hakkında hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafii, sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.