Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/14756 E. 2013/14612 K.

Konu: Nitelikli Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/14756
Karar No
2013/14612
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1- Sanık ... hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yapılan temyiz talebinin incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir. Sanık ...'nin devletten maaş almak amacıyla eşinden boşandığı ancak halen aynı evde birlikte yaşadığı iddia edilen olayda; sanığın sağlık kurulu raporuna göre %55 oranında sakat olduğu, muhtaçlık belgesine göre de kendisini, aile fertlerini geçindirmeye yetecek malı mülkü ve aylık kazancı bulunmadığı gibi nikahsız olarak boşandığı eşi ile aynı evde yaşamasını engelleyen herhangi bir kanun hükmü bulunmadığı gibi hileli davranışlarının da bulunmadığı, 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu'nun 56/son maddesinde, eşinden boşanmış olmasına rağmen, fiilen eşiyle birlikte aynı evde yaşadığı tespit edilenlerin anne veya babalarından almış oldukları yetim aylığının kesileceği ve birlikte yaşamaya başladıkları tarihten itibaren almış oldukları aylıkların geri isteneceği hususunda bir düzenleme yapıldığı, bu durumda sanığa atılı dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı'na yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 2- Sanık ... hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yapılan temyiz talebinin incelenmesinde; Sanık ...'ın hüküm tarihinden sonra 23/01/2012 tarihinde öldüğünün UYAP'tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerden 5320 sayılı Kanun'un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/14756, K. 2013/14612, T. 02.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2012-14756-e-2013-14612-k-3be893d20112