Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2006/2418 E. 2006/3782 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/2418
Karar No
2006/3782
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.12.1992 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini tapu tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.6.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kayıtlarında davalı yararına oluşturulan intifa hakkının terkini istemi ile açılmıştır. Mahkemece istek kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Davalının dava dilekçesinde gösterilen adresi "... Cad. ...Sokak ... ...-..." dur. Dava dilekçesi bu adrese gönderilmiş tebliğ yapılamadığından dilekçe ilan suretiyle tebliğe çıkarılmıştır. Ne var ki; 9.8.1987 tarihinde düzenlenen resmi senette davalının adresi "... caddesi ... Apartmanı ... ...-..." şeklinde yazılıdır. Davalının bu adresini değiştirmediği delil olarak sunduğu muhtarlıktan sağladığı belgeden görülmektedir. İlanen tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunun 28. maddesi uyarınca ilanen tebligat ikametgahı meskeni veya iş yeri bulunamayan kimselere yapılabilir. Kural, bilinen adreste tebligat yapılmasıdır. İlan, tebligatta başvurulacak son çaredir. Davalının resmi senede geçen tebligat adresi varken dava dilekçesinin bu adres yerine adresi meçhul olduğundan bahisle yasa ve tüzüğe aykırı olarak ilanen tebliğ edilmesi yasaya aykırıdır. Bunun sonucu olarak da mahkeme kararının aynı yöntem izlenerek tebliğ olunması yasaya aykırı olmuş, muhatabın tebliğe muttali olduğunu bildirdiği tarihe göre temyizin süresinde yapıldığının kabulü gerekmiş, (7201 S.Kanun m.32) tarafların temyiz itirazları incelenmiştir. 1-Yukarıda sözü edildiği üzere dava tapu kayıtlarında davalı yararına bulunan intifa hakkının terkini istemi ile açılmıştır. Türk Medeni Kanunun 794. maddesi uyarınca intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir mal varlığı üzerinde kurulabilir. Aksine düzenleme olmadığı sürece tapu kütüğüne tescil ile kurulan bu hak, hak sahibine konusu üzerinde tam bir yararlanma yetkisi sağlar Somut olayda; 9.8.1987 günlü resmi akit tablosunda hakkın süresi ile ilgili bir kayda yer verilmediği anlaşılmaktadır. İntifa hakkının sona ermesi ve sona erme sebeplerini düzenleyen Türk Medeni Kanunun 796. maddesi gereğince bu hak bir süre ile sınırlı olarak konulmuşsa sürenin dolması veya süre dolmadan intifa hakkı sahibinin hakkından feragat etmesi ile sona erer. 797 maddeye göre de mirasçılarına geçemeyeceğinden hak sahibinin ölümü diğer bir sona erme sebebidir. Bundan ayrı, intifa hakkının konusu olan şeyin tamamen harap olması halinde de intifa hakkı kendiliğinden sona erer. Yasada açık bir hüküm olarak düzenlenmemiş olsa bile intifa hakkının konusu olan şeyin hak sahibi tarafından aşırı kullanılması, dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağından uygulama ve doktirinde hakkı sona erdiren diğer bir neden olarak kabul edilmektedir. Eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi Türk Medeni Kanununun 785 maddesine dayanılarak şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının mahkeme kararı ile terkininin malik tarafından istenilip istenilmeyeceği tartışmalı bir sorun olmakla beraber doktirinde 785 maddenin bu gibi durumlarda kıyasen uygulanacağı mahkeme kararı ile de şahsi irtifakın sona erdirilebileceğini kabul edilmektedir. Ancak bunun için lehine intifa hakkı bulunan kişiye göre malikin çok ağır külfete maruz kaldığının intifa hakkının devam etmesinin onun için çekilmez hal aldığının kanıtlanmış olması gerekir. Bunların dışında malik sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) kuralı gereği sözleşme yapıldığı andaki gibi hükümlerine aynen uymak zorundadır. Bu ilkeler ışığında somut olaya dönüldüğünde; Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerinin hiç birisi hakkın sona erdirilmesini gerektiren ve yukarıdan beri sayılan terkin sebeplerine uygun düşmemektedir. Esasen mahkeme kararında HUMK.nun 388 ve T.C Anayasasının 141/III maddelerine aykırı olarak gerekçe yazılmamışsa da davacı kendisinin taraf olduğu işlemin muvazaalı yapıldığı savına dayanmaz. Böyle olunca davanın reddi yerine sözde bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. 2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (1) numaralı bentte yazılan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, (2) bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.3.3006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/2418, K. 2006/3782, T. 31.03.2006, www.arakarar.com/karar/yargitay-14-hukuk-dairesi-2006-2418-e-2006-3782-k-40c629c91fbf