Yargıtay · 13. Ceza Dairesi
Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2012/25460 E. 2013/40080 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 13. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/25460
- Karar No
- 2013/40080
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Pazarda hayvanlarını satışa sunan mağdur ile 10 adet büyükbaş hayvanı 14.550 TL karşılığında satın alma ve satış bedelini hayvanlar indirildiğinde ödeme hususunda anlaşan sanığın, hayvanların yüklü olduğu kamyon ile yanında sanık ve tanıklar da olduğu halde evine gittiği, suça konu hayvanlar kamyondan indirilmemiş olduğu halde tarafların eve girerek bir süre oturdukları, bu aşamada sanığın satış bedelinin 6.000 TL'lik kısmını mağdura ödediği, dışarı çıktıklarında hayvanlarının kamyondan indirildiğini gören ve paranın tamamı ödenmediği halde hayvanların indirilmiş olmasına tepki gösteren mağduru sanığın bir yerden para geleceğini söyleyerek oyalamaya başladığı, buna karşın o gün içerisinde para gelmeyince mağdurun olay yerinden ayrılmayarak kamyonu içerisinde gecelediği, aynı gece içerisinde sanığın suça konu hayvanları götürerek sattığı ve mağdura satım bedelinin kalan 8.550 TL'lik kısmını da ödemediği olayda; tarafların başından itibaren satım bedelinin tümüyle ödenmesi durumunda suça konu hayvanların sanığa teslim edileceği hususunda anlaşmalarına ve mağdurun olay yerinden ayrılmayarak suça konu hayvanların zilyetliğini sanığa devretmeme yönündeki iradesini ortaya koymasına göre; sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabulde isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamede yer alan bozma istemli düşünce benimsenmemiş; mağdurun, tanıklar Hakim Çınar ve ... ile birlikte sanığın evinde bulundukları sırada, evin dışında, açıkta bulunan suça konu büyükbaş hayvanların mağdurun rızası hilafına yüklü bulundukları kamyondan indirilip, aynı gece sanık tarafından götürülerek satılmaları şeklinde beliren eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-g maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması ve kabule göre de 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi gereği suç konusunun değeri gözetilerek temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının hakkaniyetli bir uygulama olacağının düşünülmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre o yer ve üst Cumhuriyet savcıları ile sanık ...'in temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 18.12.2013 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI : Çoğunluk görüşüyle aramızdaki uyuşmazlık suçun sübutu ve fiilin nitelendirilmesine ilişkindir. Sanık ve tanık ... Afyon ili, Çay İlçesi Yeşilyurt Köyünde, Müşteki ve tanıklar ... ile ... ise; Kayseri de oturmaktadırlar. Müşteki ile tanıklar ... ve ...'in hayvan satımında birlikte hareket ettikleri kendi beyanlarından anlaşılmaktadır. 10 adet büyükbaş hayvan satışına ilişkin sözleşme; 22.03.2008 Sivas/Şarkışla hayvan pazarında sözlü(şifahi) olarak aktedilmiş olup, hayvanların bedeli 14.500 Türk Lirasıdır. Satışa konu olan büyükbaş hayvanlar, bizzat müşteki ve tanıklar ... ile ... tarafından kamyona yüklenip sanığın oturduğu Afyon/Çay İlçesi, Yeşilyurt Köyü'ne götürülmüş olup, kısmi ödemeden sonra, savunma ve tanık ...'ın beyanına göre teslim işlemi; müşteki ve tanıklar ... ile ...'in beyanına göre ise, çalma fiili, gerçekleştirilmiştir. Konuyu biraz daha açacak olursak; Sanık aşamalardaki bütün savunmalarında özetle, satış bedelinin bir kısmını peşin ödediğini, kalanına ise; vadeli senet verdiğini, müşteki vadesinde senedi getirmiş olsaydı borcunu ödeyeceğini, belirtmiştir. Tanık ..., 23.06.2009 tarihinde alınan yeminli beyanında ve özellikle “... sanık müştekiye senet verdi, ayrıca müştekiyi köyde beraber sanığın evine hayvanları indirirken gördüm...” biçimindeki anlatımıyla savunmayı doğrulamıştır. Müşteki ve tanıklar ... ile ... de, sözlü alım satım ilişkisini ve kısmi ödemeyi doğrulamıştır. Tek sorun; sözleşmeye göre satışa konu olan hayvanların teslimi işleminin, satış bedelinin kısmen ödenmesinden sonra mı yoksa satış bedelinin tamamının peşin olarak ödenmesinden sonra mı yapılacağı, hususundadır. Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 24.03.1989 günlü, 1988/1 – 1989/2 esas ve karar sayılı İBK uyarınca, “...tanıkla ispat yasağının geçerli olduğu durumlar, aynı fiil dolayısıyla yapılan ceza yargılamasında da geçerlidir.” Ancak fiilin ispatı hususu muhakeme(hukuk-ceza) hukuku açısından irdelendiğinde; Sözleşme sözlü(şifahi) olarak yapıldığına göre, bu sözleşmenin dava konusu bakımından en önemli koşulu olan müşteki(satıcı) tarafından malın ne zaman teslim edileceği hususunun ve bu koşula uygun bir teslim-tesellüm yapılıp yapılmadığının ispatı açısından tanık dinlenebilir. Kısaca, gerek hukuk ve gerekse ceza yargılamasında tanıkla ispat mümkündür. Ayrıca, hukuk yargılaması bakımından inkâr yemini de gündeme gelebilir. İlk derece mahkemesinin kararında, müştekinin iddiası ile tanıklar ... ve ...'in beyanlarının; sanık R.A.'nın savunması ve savunmayı destekleyen tanık ...'ın beyanına neden üstün tutulduğu açıklanmamıştır. Üstelik bu konuda bilgisi olabileceği anlaşılan ...'in dinlenilmesinden de vazgeçilmiştir. Nihayet, Müşteki(satıcı), satış bedeli peşin olarak ödendikten sonra yapılacağı iddiasının aksine kısmi ödemeyi kabul etmiştir. Kısmi ödemeyi kabul etme, vadeli satışı doğrular. Açıklanan nedenlerle yukarıda irdelenen fiilin, hukuki uyuşmazlığın ötesinde hırsızlık ya da başka bir suçu oluşturmadığı görüşündeyiz. Öte yandan fiil hırsızlık olarak kabul edilse bile; Kamyon; barınak yeri, sürü ya da açık yer olarak kabul edilemeyeceğinden, suça konu büyükbaş hayvanların yüklü olduğu kamyondan indirilip götürülmesi durumunda fiil, TCK'nın 141/1. maddesi kapsamına girer. Bu sebeple çoğunluk görüşüne katılmıyorum.