Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7807 E. 2026/4200 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7807
- Karar No
- 2026/4200
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali (BK md.19) istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın kesinleşmesini müteakip, davacı vekili ve davalı ... vekilinin tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2024 tarihli, 2024/7394 Esas ve 2024/11630 Karar sayılı bozma ilamı üzerine mahkemece davacı vekili ve davalı ... vekilinin tavzih talebinin kabulüne ilişkin 17.06.2025 tarihli kararı davacı vekili ve davalı/üçüncü kişi ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön incelemesi sonucunda, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ...'dan boşanmak için Kayseri 3. Aile Mahkemesinin 2010/999 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, davalı eski kayıt maliki ... tarafından boşanma davasının açılmasından yalnızca bir kaç ay önce .. ili, .. ilçesi, .. Mah., Cilt no: 35, sayfa no:3413, 9 87... parsel 71 numaralı bağımsız bölümün, aynı yer Cilt no: 35, sayfa no:3414, 987 ada, 59 parsel, 72 numaralı bağımsız bölümün, aynı yer .. Mah., Cilt no: 80, sayfa no:79904, 802 ada, 26 parsel, 7 numaralı bağımsız bölümün ve .. ili, .. Mah., 3027 ada, 7 parsel numarasında kayıtlı taşınmazın 09.08.2010 tarihinde diğer davalı kardeşi ...'a mal kaçırma amacı ile devrettiğini belirterek, bu muvazaalı satışların iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2023 tarihli, 2022/11786 Esas ve 2023/10912 Karar sayılı ilamı ile onanmış ve 13.02.2024 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili 07.03.2024 tarihli, davalı ... vekili ise 06.03.2024 tarihli tavzih dilekçesinde; davanın kabulüne ilişkin kararda taşınmazların davalı ... adına tesciline karar verilmediğini belirterek, hükmün tavzihen düzeltilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 25.04.2024 tarihli ek kararıyla; hükmün tavzihinin koşulları bulunmadığı gerekçesiyle; tavzih taleplerinin reddine karar verilmiş ve karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/7394 Esas ve 2024/11630 Karar sayılı bozma ilamı ile "Davanın BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açıldığında davanın kabulüne karar verilmesi halinde İİK'nın 283/1.
maddesi kıyasen uygulanarak, kabul kararı verilen taşınmazlar yönünden tescile gerek kalmadan davacının alacağı oranında haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesi gerektiği, davacının bu davayı açmaktaki asıl amacının boşanma sonucunda lehine hükmedilen alacaklarının tahsilini sağlamak olduğu, mahkemenin 15.06.2022 tarihli kararında sadece iptal kararı verildiği, ancak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmediği, bu haliyle hüküm infazda tereddüt uyandıracak nitelikte olduğu ve öte yandan davacının tavzih talebi ile ilgili olarak, HMK'nın 306. maddesindeki usulün de uygulanmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle mahkemenin 25.04.2024 tarihli tavzih ek kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine mahkemece 17.06.2025 tarihli tavzih kararı ile önce tavzih talebinin kabulü ile, tasarruf işlemlerinin iptaline, dava konusu taşınmazların davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin kararın tavzihen düzeltilmesine karar verildiği ve müteakiben tavzih kararında davacının alacağı oranında haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerekirken sehven tescil kararı verildiği anlaşıldığı gerekçesiyle taşınmazlar için haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi şeklinde hükmün tashih şerhi ile tashihen düzeltilmesine karar verilmiştir.
Tefhim edilen bir kararda değişiklik yapılması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iki halde olanaklıdır. Bu hallerden biri HMK'nın 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi“, diğeri ise HMK'nın 305. maddesinde düzenlenen “hükmün tavzihi“dir. Hükmün tavzihi ve tashihi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. ve 305. maddelerinde düzenlenmiştir.
Hükmün tashihi başlıklı HMK'nın 304. maddesi gereğince; hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
Hükmün tavzihi başlıklı HMK'nın 305. maddesine göre de; (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. HMK'nın 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi“ yolu ile “hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar“ yine 304. maddede belirtilen usul ile düzeltilebilir. “Hükmün tavzihi“ ise HMK'nın 305. maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesidir. Tavzih usulü HMK'nın 306. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca HMK'nın 305/2. maddesine göre “hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Somut olayda, mahkemece 17.06.2025 tarihli tavzih kararı ile tasarruf işlemlerinin iptali ile dava konusu taşınmazların davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin karar verildiği ve kararda, davacının alacağı oranında haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerekirken sehven tescil kararı verildiği anlaşıldığından bahisle, tavzih kararındaki "davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" şeklinde düzeltilen 1 nolu bendin tashih edilerek taşınmazlar için haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine," şeklinde kararın tashihen düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak, HMK'nın 305/2. maddesi uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar, borçlar ve yükümlülükler tavzih yoluyla sınırlandırılamaz ve değiştirilemez iken yine aynı kanunun 304. maddesi gereğince; hükmün tashihi ile ancak hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar düzeltilebilecektir. Mahkemece verilen tashih ile düzeltilen tavzih kararı, HMK'nın 304. ve 305. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Mahkemece HMK'nın 305. ve 306. maddeleri gereğince bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, HMK'nın 304. maddesi gereğince tashih şerhi ile yeni bir hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, kararın bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre ise; Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde; İİK'nun 283/1. maddesi gereğince, alacaklı dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağını alma yetkisi elde eder ve alacaklının icra dosyasındaki alacak ve ferilerine şamil olmak, aciz belgesi alınmış ise aciz belgesinde yazılı alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekir. Hükümde sınırlama konulmadan ve borçlu aleyhinde yürütülen icra takip dosyalarının numaraları belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru değildir. Somut olayda, davada alacağın dayanağı olan 25/01/2013 tarihinde kesinleşen Kayseri 3. Aile Mahkemesi'nin 2010/999 Esas ve 2012/1088 Karar sayılı boşanma ilamında davacı lehine mali haklara hükmedilmediği anlaşıldığından, mahkemece davacının kesinleşen boşanma davası sonucunda ... alacaklarının ve alacak miktarlarının tespit edilerek, icra takibine konu edilen alacaklara ilişkin icra dosyalarının celp edilerek, tespit edilen icra dosyalarındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere İİK'nun 283/1. maddesi gereğince haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı/üçüncü kişi ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.