Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8533 E. 2022/10569 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8533
Karar No
2022/10569
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii, katılan ... vekili, katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekili tarafından, imar kirliliğine neden olma suçundan sanıklar hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar, katılan ... ve sanıklar müdafii vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: A- Katılan ... vekili ve sanıklar müdafiinin imar kirliliğine neden olma suçu açısından sanıklar hakkında verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Hüküm kurulmasına yer olmadığına (hüküm verilmesine yer olmadığına) ilişkin kararın CMK'nın 223/1. maddesinde belirtilen hüküm türleri arasında yer almaması sebebiyle temyiz kabiliyetinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; dosyanın bu suç yönünden incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B- Katılan ... vekilinin, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise; Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; ... Belediye Başkanlığının, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu nedeniyle açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmaması karşısında; ... vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, C- Sanıklar müdafii ve katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesine gelince; 09/05/2014 tarihli durdurma yapı tatil zaptı ile, 80, 144 ve 146 parsel nolu taşınmazlarda izinsiz kaçak yapılar yapıldığının tespit edildiği, sanık ...’ın savunmasında, 80 parsel nolu taşınmazdaki yapıların kendisine ait olduğunu, sanık ...’nin de savunmasında, 144 ve 145 parseldeki yapıların kendisine ait olduğunu belirttiği, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan inşaat ve kadastro bilirkişisi ortak raporunda, dava konusu taşınmazların Çıralı III. Derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı, eylemin izinsiz inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğu, sit alanının doğal yapısına zarar verdiği hususlarının tespit edildiği, 80 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde sanık ... adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında taşınmazın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olduğuna dair şerh bulunduğu anlaşılan dosya kapsamında, 1- Sanık ... açısından; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, yapı kayıt belgesi nedeniyle suç vasfının ortadan kalktığına, bozma sonrası cezanın artırılmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, ilişkin temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 2- Sanık ... açısından ise; 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; 09/05/2014 tarihli durdurma yapı tatil zaptı ile, 80, 144 ve 146 parsel nolu taşınmazlarda izinsiz kaçak yapılar yapıldığının tespit edildiği, sanık ...’ın savunmasında, 80 parsel nolu taşınmazdaki yapıların kendisine ait olduğunu, sanık ...’nin de savunmasında, 144 ve 145 parseldeki yapıların kendisine ait olduğunu belirttiği, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan inşaat ve kadastro bilirkişisi ortak raporunda, dava konusu taşınmazların Çıralı III. Derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı, eylemin izinsiz inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğu, sit alanının doğal yapısına zarar verdiği hususlarının tespit edildiği, 80 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde sanık ... adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında taşınmazın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olduğuna dair şerh bulunduğu, 144 ve 145 parsel nolu taşınmazlara ilişkin tapu kaydının ise dosya içerisine getirilmediği, sanık ...’ın da savunmasında dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmakla, 144 ve 145 parsel nolu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının getirilmesi, tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh olup olmadığının araştırılması, şerh bulunmuyor ise; dava konusu yerin doğal sit alanı olarak tesciline ilişkin kurul kararının istenilmesi, kurul kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre sanık ...’nin hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 23.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8533, K. 2022/10569, T. 23.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-8533-e-2022-10569-k-ccba64f17ab4