Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/6794 E. 2024/7506 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/6794
Karar No
2024/7506
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2103 E. 2021/3682 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, davacının haksız tutukluluk nedeniyle 100.000 TL maddi ve mahkemenin takdir edeceği manevi zararın ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz sebepleri; davanın kabulü gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Körfez 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/172 Esas - 2019/167 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının bina içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan 24/01/2018 - 24/05/2018 tarihleri arasında 120 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03/07/2019 tarihinde kesinleştiği belirlenerek yapılan yapılan yargılama neticesinde; Maltepe 2 nolu Cezaevinde tutuklu bulunan davacıya İstanbul Anadolu 4 Sulh Hukuk Mahkemesinin 08/05/2014 tarih 2013/763 Esas- 2014/571 Kara sayılı kararı ile TMK'nın 407. maddesi gereği eşi ...'ın vasi olarak atandığı, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından mahkemece vasi ...'a dava açma hususunda izin alması için 1 aylık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde izin almaması halinde dava açma ehliyeti bulunmayan davacının davasının reddedileceğinin ihtar edildiği ancak verilen süre içerisinde vesayet makamından dava açma hususunda izin alınmadığı anlaşılmakla, dava açma hususunda dava ehliyeti bulunmayan davacının davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Gerekçeli karar başlığında, ''03/07/2019" olan dava tarihinin "03/07/2019" olarak yazılması mahalinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacının sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarih 2022/105 Esas, 2023/54 Karar sayılı kararında ".. Kural ile özgürlüğü bağlayıcı bir ceza nedeniyle hükümlünün, özellikle şahsi ve mal varlığıyla ilgili bazı hukuki işlemleri yapamayacağından kendisine kanun gereğince mutlak olarak vasi atanmasıyla korunması amaçlanmaktadır. Ancak bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları açıktır. Dolayısıyla hükümlü, kendi işlemlerini görebilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin kendisine vasi atanmasıyla kural olarak vasinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecek, özellikle mal varlığıyla ilgili kimi işlemlerde vesayet ve denetim makamlarının izni gerekecek, kişiye sıkı sıkıya bağlı nişanlanma ve evlenme gibi işlemler için dahi öncelikle vasinin rızası aranacak, kefalet, vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak için vasinin onayı olsa da herhangi bir işlem yapamayacaktır. Böylece hükümlünün şahsi gözetimi ve mal varlığının idaresi adına özel hayatın korunması ve mülkiyet haklarına büyük ölçüde sınırlama getirilmektedir. Bu bağlamda kuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmamakta ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmamaktadır. Dolayısıyla kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." belirtildiği, bu karar ile davacının hükümlü olması nedeniyle dava ehliyeti bulunduğundan, bu karar doğrultusunda dairemizin değişen görüşüne göre davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekliliği, Bozmayı gerektirmiş olup,, açıklanan nedenle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/6794, K. 2024/7506, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-6794-e-2024-7506-k-0daa0d1e1c5e