Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/80 E. 2013/24665 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/80
Karar No
2013/24665
Karar Tarihi

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi Hüküm : Davanın CMK'nın 142/1. maddesi gereğince reddine Temyiz edenler : Davacılar vekili, davalı vekili Davacıların tazminat taleplerinin reddine ilişkin hükümler, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dava 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği şeklindedir. Ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama yoktur. Borçlar Kanununun 60. maddesinde tazminat davasının, zarar verici fiil veya olayın vukuundan itibaren her halde 10 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimseler bakımından, devletin yaptığı yakalama veya tutuklama haksız fiili ceza davasının kesinleşmesi ile netleştiğinden bu tarih olayın vuku tarihi olup, bu tarihten itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceği ve davacı hakkında verilen beraat hükmünün 06.03.1995 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihi üzerinden 15 yıldan fazla süre geçtiği, davacıların bu uzun süre içerisinde haklarındaki hükmün kesinleştiğini bilmediklerinden söz etmenin yaşamın olağan akışına uymadığının anlaşılması karşısında, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu tazminat istemine ilişkin davanın, hak düşürücü dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekirken haksız tutuklama tarihinde yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olduğundan davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; Davanın reddine karar verilmiş olması karşısında, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasına " 2200 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/80, K. 2013/24665, T. 06.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2013-80-e-2013-24665-k-05aac845ddf6