Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/1043 E. 2026/2493 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1043
Karar No
2026/2493
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/152 Esas, 2025/1291 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... numaralı “...” markası ile ... numaralı “...” ibaresinin Arapça yazılışından oluşan markanın sahibi olduğunu, bu markanın Irak ve Suriye’de tanınmış marka niteliği taşıdığını, davalının bu markanın kullanıldığı şampuan ve saç kremi plastik şişelerinin ön ve arka yüzündeki etiketlerde izinsiz olarak markanın Arapça yazılış şekli olan " ..." markasını kullandığını, etiketler üzerine ürünlerin ... tarafından üretilerek pazarlandığının yazıldığını, davalının bu şekilde davacının markasını kullanmak suretiyle şampuan ve saç kremi kutusu etiketlerini taklit ürün satanlara pazarladığını, bu şekilde davacının marka haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek davacının marka haklarına tecavüz edildiğinin tespitine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 150. maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL tazminat, 151. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL yoksun kalınan kazanç ve 10.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tüm şişelerine kendisine ait "..." markasını bastığını, şişeleri alan müşterilerin kendilerinin istedikleri markaları ve etiketleri yaparak ürünlerini sattıklarını, Irak uyruklu ... isimli müşteri tarafından şişeler beğenilerek, kendisine ait etiketler yapılarak müvekkiline getirildiğini ve numune etiketlerin rafa koyulduğunu, müvekkilinin bu şişeleri satmadığını, numune olarak yapılan bir kaç şişenin müşteriye verilmiş olabileceğini, müvekkilinin kendisi tarafından üretilip müşterilerine verdiği şişelere hangi etiketin yapıştırılacağı veya ürünün koyulacağından sorumlu olmadığını, şişelerin tasarımlarının müvekkiline ait kalıplarla yapıldığını, müvekkilinin kasıtlı bir hareketi bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının saç kremi ve şampuan kutularında yer alan ve davalı tarafından üretilen etiketler üzerinde davacıya ait 2016/... sayılı markası ile iltibas yaratacak şekilde " ..." ibaresinin Arap harfleri ile yazımından oluşan markayı kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve giderilmesine, davalı tarafça üretilen ve davacının markasına tecavüz teşkil eden şişelerin, ambalajların ve etiketlerin üretilmesinin ve satılmasının yasaklanmasına, tecavüze konu ürünlerin ve münhasıran bu ürünlerin üretiminde kullanılan üretim araçlarının toplatılmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, davacının yoksun kaldığı kazanç için taktiren 20.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının SMK'nın 150. maddesi uyarınca fiili zararına karşılık talep ettiği 5.000,00 TL tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasarım hakkına tecavüzün tespiti, meni ve tazminat istemine ilişkidir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/1043, K. 2026/2493, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-1043-e-2026-2493-k-2c057fcbd16e